BİST

Dolar

Euro

Altın

Toplumsal Cinnetten Çıkışın Medeniyet Modellemesi
03.08.2022 20:35

Son dönemde topluma baktığımızda, her tarafta şiddetin ciddi şekilde yükseldiğini görüyoruz:

kadına, çocuğa, öğretmene, sağlık personeline, avukata, aileye, (eski) eşe, çevreye, yolda

yürüyen insana, trafikte gidene, hatta mezarlıklara vs vs her şeye ve her yerde şiddet… Öte

yandan, intihar olaylarının aşırı artması, yatak odasının sokak ortasına taşınması, arsızlık,

hırsızlık, yüzsüzlük, yolsuzluk, kuralsızlık vs fiilleri yaygınlaştığı, (sosyal) medyada insanların

birbirine çok saldırgan ve agresif olduğu, son derece saldırgan bir “Toplumsal Cinnet”

geçiriyoruz. Böyle bir toplumda birey, aile, mahalle, şehir ve ülke bazında huzur olmaz,

medeniyet de tesis edilemez, toplumsal çöküş ve yıkılışın işaret fişekleridir bunlar.

Sorumluluk makamındakilerin sorumsuzca ve fütursuzca hareket etmeyi acilen terk etmesi,

öncelikle ve bizzat kendilerinin topluma rol model olması lazımdır. Hep birlikte ve bütün

varlığımızla insaniyetin barış ve huzur iklimine girmeliyiz.

Bu “Toplumsal Cinnet” halimizi binlerce yıldır dünyada medeniyetin ve insaniyetin kalesi

olmuş necip milletimiz, yeni dönemde “değer” odaklı yapılanma sağlayarak telâfi

edilecektir. Zira her kaos kendi düzenini doğurur.

Global düzlemde dünyaya baktığımızda devletler/milletler mücadelesi, toplumsal sınıflar

mücadelesine dönüşmüştür; “bir kısım elitler" ile “diğerleri” arasındaki mücadeleye şahit

oluyoruz. Bu küresel emperyalist akım ve batı felsefesi, hem zâlimâne, hem insanlığın

isterlerine zıt, hem bireylerin çoğunun menfaatine ters olduğu için; ömrü kısa ve

parçalanması yakındır. Eğer bu küresel emperyalist akıma ve batı felsefesine yapışmakta

ısrar edersek, insanlığın fıtratına, tabiatına zıt bir yola sürüklenmeye devam ederiz. İnsanlık,

bu akımdan yalnızca zarar gördü. Zira; ortaya koyduğu değerler, insanlık açısından kabul

edilemez ve kötü yanları iyi taraflarından çok fazla olduğu için; temeli çökmüş, dağılmaya

aday, zararlı, inatçı, gaddar, insani değerler açısından vahşî olan bu esasların toplumumuzdan

temizlenmesi elzemdir.

Bu küresel emperyalist akım ve batı felsefesi 6 esasa dayalı bir model ortaya koymaktadır:

1. Dayandığı esas kuvvettir, kuvvetli olan her zaman haklıdır. Kuvvet’in ürünü/sonucu

ezmek/saldırmak/haddi aşmak/adaletsizlik yapmaktır.

2. Hedeflediği şey menfaattir. Menfaat odaklılık ise her zaman diğer bireylere

sıkıntı/zahmet vermeyi getirir.

3. Hayatta ilkesi, mücadele/savaş/kavga yolu ile kendi istediğini elde etmektir. Bu yol

ise, sürekli gerginlik ve ihtilaf üretmeyi netice verir.

4. Kitlelerin birbirleri ile bağı, diğerini yutmakla beslenen gruplaşma ve bireysellik olup

millet olma bilincini yıkmaktır. Bunun sonucu ise böyle müthiş sürekli

kavga/çarpışma/çatışma kültürüdür.

5. İnsanı mutlu eden, huzur veren hizmeti; nefsânî arzulara odaklanma ve bunları

tatmin ve bu isteklere erişimi kolaylaştırmaktır. Böyle nefsânî arzulara odaklanmanın

sonucu ise insanı, ruhun incelikleri ve gelişimiyle “değerler” odaklı olmak

anlamındaki “insaniyetten” çıkartıp, âdeta, hayvan gibi sadece nefsânî arzuları ve

haz için yaşama seviyesine indirmek ve bununla bir iç huzur sağlamayı hedeflemektir.

6. Tüketim toplumu oluşturarak ihtiyaç olmayan herşeyi zorunlu ihtiyaçmış gibi

göstermektir. Nefsânî arzulara odaklanmanın bir ürünü olarak zorunlu ihtiyaç

olmayan herşey zorunlu ihtiyaç haline getirilmiştir. İnsanın elinde olmayan herşey

ihtiyaç dairesinde vardır. Elde olan ise çok sınırlıdır. Nefsin arzularına bir sınır

getirmeyince, insan herşeyi ihtiyaç gibi algılanmaya başlıyor. Çalışmayla meşru

yoldan elde edilen gelir, beklentileri karşılamaya yetmediğinden, hileye, harama,



yolsuzluğa ve rüşvete sevk etmekle, ahlâkın esasını bozuyor. Mutlu azınlığa verdiği

servet ve haşmete karşılık, bireyleri fakir ve ahlâksız etmiştir.

Bu medeniyet algısı insanların çok büyük kısmında meşakkate, mutsuzluğa, huzursuzluğa,

yoksulluğa, ahlaki değerlerden kopmaya neden oluyor; çok küçük bir mutlu azınlık

oluşturuyor. Huzur odur ki, topluma ve toplumların geneline ve çoğunluğa, hiç olmazsa salt

çoğunluğa gelmiş olsun.

Bizim ortaya koyacağımız medeniyeti, mevcut medeniyeti ayrıştırıp, onun zararlı taraflarının

yerine insaniyetin isterlerine dayalı bir modelleme yaparak tesis edeceğiz. Bu esaslar;

1. Dayandığı esas “kuvvet” yerine “hak” olacak. Haklı olan her zaman kuvvetli olacak.

Hakkın esas alınmasının ürünü/sonucu ise adalet ve toplumsal denge, huzur

demektir.

2. Hedeflediği şey “menfaat” yerine “fazilet/kemâlât/değerler” esas alınacak. Değer

odaklılık topluma ve bireylere muhabbet, sevgi, ilgi, nezaket, saygı, saygınlık getirir.

3. Hayatta ilkesi, “mücadele/savaş/kavga” yerine “dayanışma, yardımlaşma ve barış”

yolunu esas alacak. Bu yol ise, “akl-ı selim ve insaniyet” gibi “pozitif değerlerin

özünde” birleşmeyi, bütünleşmeyi, kucaklaşmayı netice verir.

4. Kitlelerin birbirleri ile bağı, olarak “gruplaşma ve bireysellik” yerine

ayrıştırmacılığı/kutuplaşmayı/ötekileştirmeyi kaldırarak herkesin katılabileceği ortak

paydalar olan “insanlık, vatan, toplumsal tabakalar” esaslı birliktelikleri esas alacak.

Bunun sonucu ise samimî dostluk, kardeşlik, barış ve birlikte korunma doğacaktır.

5. İnsanı mutlu eden, huzur veren hizmeti; “nefsânî arzular” yerine “insani değerlere

odaklılık” esas alınacaktır. Bunun sonucu olarak, insanlığa yakışır örnek bir yaşam

biçimi ile yaşayıp ruhun inceliklerine odaklı sürekli gelişim esas olur. Değerlerini

yaşayan ve yaşatan bireylerde mutlak bir iç huzur sağlanacaktır.

6. “Tüketim toplumu” ile mutlu azınlığa servet ve haşmet verme, bireyleri fakir ve

ahlâksız yapma kültürü yerine “üretim ve ürettiğinden hakça pay alma” modeline

dayalı “taban ekonomisi” geliştirilerek, modern kölelikler sonlandırılıp, katılımcı ve

paylaşımcı; iletişim, yönetişim ve paylaşım esas alınacak.

Binlerce yıllık tarihimizle kıyaslandığında küçük ve değişken ve sınırlı süreli olan bu

“Toplumsal Cinnet” hâlini görüp, önümüzdeki dönemde “eylem ve söylemlerindeki

tutarlılık” ile bunu değiştiren/değiştirmeye talip olan her kim olursa milletimiz nezdinde de o

başarılı olacaktır…