BİST

Dolar

Euro

Altın

DÜNYA ZALİM YEZİD’E KALMADIĞI GİBİ, ÇAĞIMIZIN YEZİD’LERİNEDE KALMAYACAK!
14.08.2022 09:38

Ülkücü Hareket’in önde  gelen isimlerinden, Ülkücü fikir ve siyaset adamı, araştırmacı-yazar Hakkı Öznur, “Muharrem ayı ve Kerbela” ile ilgili bir mesaj yayımladı.  Öznur, Muharrem ayının 10'uncu günü meydana gelen Kerbela'nın, tüm Müslümanların ortak hafızasında yer alan, asırlardır hiç dinmeyen büyük bir acı olduğunu da mesajında ifade etmiştir.

Öznur’un yayımladığı mesajın tam metni:

HAKSIZLIK KARŞISINDA DİRENİŞİN ADI :  “ KERBELA”

Muharrem ayının 10. günü, oldukça önemli bir gün.  Hem aşure (onuncu gün anlamında) günü hem de her Müslümanı ciğerinden yakan bir olayın yıldönümü . Muharrem ayı, matem ve hüzün dönemidir. Muharrem, kutlu ayların en kutlusu, hüzünlü günlerin en hazinidir. 

Muharrem, bize hem Aşure orucunu hatırlatıyor hem de Hazreti Hüseyin’in şehadetini. Aşura, “zillet bizden uzaktır” diyenlerin günüdür. Aşura, zalimlere ve mazlumlara sonsuza dek sürecek evrensel mesajların verildiği gündür.

 Her Muharrem aynı zamanda Kerbela’da şehit olan Hz. Hüseyin ile ehlibeytin fidanlarını yeniden yâd etmenin yıl dönümüdür, hüznün yıl dönümüdür.

Her 10 Muharrem mümin gönüllerde bir hüzün ve bir öfke patlamasına yol açar. Zira bugün cennet gençlerinin efendisi Hz. Hüseyin Efendimiz ve diğer ehlibeyt mensuplarının Kerbela çölünde (10 Muharrem Cuma 61/10 Ekim 680) şehit edildikleri gündür.

1383 yıldır, İslam dünyasında gözyaşları sel oluyor! Bu kara gün, Peygamberimizin pak ve temiz neslinin temsilcisi ve çok sevdiği Hz. Hüseyin'in ve Kerbela çölünde ehlibeyti ile birlikte 72 güzide yareninin zalim ve ceberrut iktidar sahipleri tarafından şehit edilmelerinin seneidevriyesidir.

Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V) sevgili torunu, Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın şerefli oğlu, ciğerparesi, cennet gençlerinin serdarı ve efendisi Hz. Hüseyin Efendimiz, Kerbela’da, Emevi halifesi, zalim Yezid’in emriyle kendisine biat etmediği gerekçesiyle 72  yareniyle şehit edilmiştir.

O Hz. Hüseyin ki, O Allah’ın aslanı, şehitlerin serdarı, Resûlüllah (s.a.s)’in sevgili torunu, ehlibeytidir. Hz. Aliyyü’l-Murtaza’nın, Hz. Fatımatu’z-Zehra’nın ciğer paresidir.   Yezid’in ve yandaşlarının kendileri için tehlike gördükleri ehlibeyte kurdukları pusu, başta Hz. Hüseyin (r.a) olmak üzere büyük, genç, çocuk birçok ehlibeyti (Peygamberimizin aile fertleri ve torunları) mensubunun şehadetiyle sonuçlanmıştır.

İslam tarihinde dönüm noktası sayılabilecek olayların yaşandığı önemli bir ay olan Muharrem ayı, içerisinde paylaşmanın, şükretmenin, bir arada olmanın, bereketin adı olan Aşure gününün ilahi bereket ve feyzinin yanı sıra, zulme boyun eğmeyen, adaletin ve doğruluktan ayrılmayan Peygamberimizin sevgili torunu Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilmesi hüznünü de barındırmaktadır.

İslam dinini peygamberi Hz. Muhammed’in biricik torunu, cennetle müjdelenmiş İslam halifesi Hz. Hüseyin ve ailesinin haince şehit edildikleri olay Muharrem’in onuncu günü gerçekleşmiştir

Hz. Hüseyin ve arkadaşlarının şehadet şerbeti içtikleri aşure günü bütün Müslümanların kalbinde derin iz bırakmıştır. 10 Muharrem, Aşure, Hz. Hüseyin denildiği zaman şüphesiz ki iki tane zihniyet gözümüzün önüne geliyor. Biri Yezidi zihniyet, diğeri de zulme, haksızlığa, adaletsizliğe, başkaldıran Hüseyni zihniyettir.

MÜSLÜMANLARIN ASIRLARDIR SÜREN HÜZNÜ: KERBELA

10 Muharrem 61 tarihinde vuku bulan Kerbela hadisesi ve orada yaşanan katliam, üzerinden geçen 1383 yıla rağmen yüreklerimizi yakmayı sürdürüyor. Peygamber Efendimizin (S.A.V.) torunu Hazreti Hüseyin'in (R.A.) de şehit edildiği Kerbela olayı, Müslümanlara tefrika ve husumet değil, muhabbet ve birliğin lazım olduğu gerçeğini, her yıl bizlere bir kez daha hatırlatıyor.

Muharrem ayının onuncu gününde meydana gelen yürek yakan, müessif hadisede Nebiler Sultanı'nın mübarek torunları, Hz. Hüseyin Efendimiz ve temizlerden temiz, şerefli aile efradı, Kerbela'da Emevi Sultanı zalim Yezid tarafından günlerce aç ve susuz bırakılmış ve ardından şehit edilmiştir.

Bugünkü Irak sınırları içerisinde olan Kerbela şehrinde Peygamber Efendimizin torunu Hz. Hüseyin ve yakınlarının şehit düştüğü katliam, İslam tarihinde büyük bir önem taşımaktadır. Yezid tarafından Hazreti Hüseyin ve ehlibeytin şehit edilmesi, siyasi hırs ve zulümlerin asırlarca dinmeyecek sonuçlar vereceğini gösteren acı bir örnek oldu…

Irak'ın Kufe kenti yakınlarındaki Kerbela Çölü'nde hicri takvime göre 10 Muharrem 61'de (10 Ekim 680) Emevi Devleti'nin ilk halifesi Muaviye bin Ebu Süfyan'ın ölümünden sonra yerine geçen oğlu, Emevilerin 2'nci halifesi Yezid bin Muaviye'nin, Hazreti Hüseyin'in kendisine biat etmesini istemesi nedeniyle yaşanan üzücü hadiseler, müminleri derinden yaralamıştır.

Miladi takvime göre 661'de halifelik makamını ele geçiren Muaviye, Hazreti Hasan'ın şehadetinden sonra "halifelik" makamının saltanata dönüştürülmesi adına oğlu Yezid için halktan biat almaya başladı. Fakat Hazreti Hüseyin Efendimiz bu baskıları, dayatmaları kabullenmedi. Zalim Yezid’e ve yandaşlarına meydan okudu.

Muaviye'nin 680'de ölümünden sonra yerine geçen oğlu Yezid, ilk iş olarak Hazreti Hüseyin'in biadını almak istedi. Hazreti Hüseyin, zalim Yezid’e biat etmedi.

Yezid ile Hz. Hüseyin arasındaki mücadele, nübüvvet ve saltanat mücadelesidir Yezit demek, saltanat demektir. Hz. Hüseyin Yezid’i tanımadı, onun halifeliğini tanımadı ve “sen Kur’an-ı Kerim’in emir ve yasaklarını tanımıyorsun, ben sana asla biat etmem” dedi.

Hazreti Hüseyin, İslam hilafetinin saltanata dönüşmesinin karşısındaydı. Bu yüzden Yezid'in halifeliğine karşı çıktı. Yezid, Müslümanların halife olarak görmek istediği bir şahsiyet değildi. Onun dine aykırı hayatı, zevk ve sefa içerisinde bazı haramlara dalması ve halifelik makamına uygun düşmeyen davranışları meşru bir halife kabul edilmesine engel teşkil etmiştir.

 Kerbelâ’da Hz. Hüseyin’in şehit edilmesi, Harre katliamı, Mekke’nin kuşatılması ve Kâbe’nin taşa tutulması Yezid’in meşruiyetini tartışmalı hale getiren, Müslümanların gönüllerinde derin yaralar açan büyük felaketlerdi.

Hazreti Hüseyin ve beraberindekiler ile Yezid taraftarları, Kerbela'da karşı karşıya geldi. Ordusunun isyanından çekinen Ömer bin Sa'd, bizzat ilk oku atınca savaş başladı. Savaş meydanında Hazreti Hüseyin tarafından çok kişi öldü, geriye ehlibeytten başka kimse kalmadı.

Babası Hazreti Hüseyin'den izin alarak çadırından savaş alanına çıkan 19 yaşındaki Ali el-Ekber, Kufeliler tarafından mızrak ve kılıç darbeleriyle şehit edildi. Kerbela'da şehitlerin şahı Hüseyin dışında Hz. Ali'nin dört evladı daha şehit olmuştur.

Kufeliler, teke tek mücadele edemedi. Kahramanca savaşan ve karşısına çıkan herkesi mağlup eden Hazreti Hüseyin ile teke tek mücadele etme cesaretine sahip olmayan Kufeliler, hep birlikte onun üzerine saldırdı.

Aldığı ok ve mızrak darbeleriyle atından yere düşen Hazreti Hüseyin'in başı kesilerek, bedeni atların ayakları altında ezildi. Hazreti Hüseyin ve beraberindekilerin kesik başları, zalim Yezid'e gönderildi. Şehit edilenler, Peygamberimizin torunlarıydı. 4. halifenin çocukları ve torunlarıydı. Kur’an-ı Kerim’in, tertemiz olduklarını deklare ettiği bir ailenin fertleriydi.

Hz. Hüseyin ve yarenleri, çölde aç ve susuz bırakıldılar. Hz. Hüseyin ve ehlibeyt, Kerbela’da Müslümanların birliği ve beraberliği için her türlü zulme direndiler, susuzluğa direndiler, ölümü göze aldılar ve sonsuzluğun sahibine kavuştular.

HZ . HÜSEYİN ZALİM YEZİD’E  BOYUN EĞMEDİ

Ağabeyi Hz. Hüseyin’in mübarek başıyla beraber Yezid’in sarayına getirilen Hz. Zeynep’in zalimlerin yüzüne haykırdığı cümleler çok manidardır. Şöyle diyecekti Hz. Zeynep:

“Siz ne yaptığınızın farkında mısınız? Peygamber’in en sevdiklerini şehit ettiniz. O fidanlara kıydınız. Yarın mahşer âleminde Hz. Peygamber’le karşılaşacaksınız. O size soracak, diyecek ki: Bütün yaptıklarımızın karşılığında siz bana böyle mi karşılık verecektiniz.”

Kerbela’nın mesajı, Hz. Hüseyin’in şu sözünde gizlidir: “Kanım akmadan ayakta kalmayacaksa ceddim Muhammed’in dini ey kılıçlar gelin parçalayın bedenimi.”

72 masum ve savunmasız insanın çölde susuz ve aç bırakılıp katledildiği Kerbela’da, şehit edilenlerin tamamı ehlibeyttendir ki, onların bebeklerine bile merhamet gösterilmedi. Kerbela'da gel gör ki ehlibeytin evladını öldürenler, Müslüman'dı, Müslüman olduklarını iddia ediyorlardı.

Peygamberimizin torunu, ihanete uğradı. Böyle zulüm görülmedi. Hz. Hüseyin tarih boyunca istibdada direnişin sembolü oldu. Allah bizi zalimce yaşayıp Yezid gibi anılmaktan korusun.

İnsanlık ve İslam tarihi bize gösterdi ki, Yezid gibi zalimler hep lanetle, Hüseyin gibi yiğitler hep şerefle ve en güzel övgülerle anılacaklardır. Yezid zalimdi, Yezid katildi, Yezid caniydi. Yezid, haksız yere mazlum ve masum insanları öldürüyordu. Yezid, Kerbela olayının baş müsebbibi ve sorumlularından biridir.

KERBELA HAK ARAMANIN, DİRENİŞİN, ÖZGÜRLÜĞÜN DESTANIDIR

Cennet gençlerinin efendisi Hz. Hüseyin ve maiyetindeki 72 yakınının şehit edildiği Kerbela, “kerb-u bela”dır. Kahır, üzüntü ve acının; musibet ve imtihanın yaşandığı çöl!

Kerbela hadisesi İslam tarihinin en hüzünlü olaylarından biridir. İslam dinini peygamberi Hz. Muhammed’in biricik torunu, cennetle müjdelenmiş Kerbela asırlardır kanayan bir yara.

Zalim Yezid’in sebep olduğu vahim tarihî olaylar, Müslümanların birlik ve beraberliğine büyük bir darbe vurmuştur. Ayrılığı daha da derinleştirmiştir. Kerbela'da gel gör ki ehlibeytin evladını öldürenler, Müslüman'dı, Müslüman olduklarını iddia ediyorlardı. Kerbela, kapanmayan bir yara olarak Müslüman dünyanın yüreğinde kanıyor.

Kerbela, zalimlere, zulmedenlere, makam, mevki, ikbal peşinde koşanlara, firavunlaşanlara karşı Hüseyni ahlakın başkaldırısıdır. Yaşamı boyunca dürüst ve adaletli olan cennet gençlerinin serdarı, Hz. Hüseyin Efendimiz, adalet ve hakkaniyet isteyen firavunluk önünde baş eğilmemesi çağrısını temsil eden bir özgürlük abidesidir.

Kerbela kapanmayan bir yara olarak Müslüman dünyanın yüreğinde kanıyor. Kerbela zalimlere, zulmedenlere, makam, mevki, ikbal peşinde koşanlara, firavunlaşanlara karşı Hüseyni ahlakın başkaldırısıdır.

Kerbela, ahde vefanın, sadakatin ve verilen söze bağlılığın sembolüdür. Kerbela mezhebi, meşrebi ve düşüncesi ne olursa olsun bütün ümmetin ortak acısıdır. Kerbela, hepimiz için tarihimizdeki en acı, ama aynı zamanda en ibretlik derstir.

Kerbela, haksızlık ve zulüm karşısında dimdik durmak, gerektiğinde Allah yolunda şehadete koşmaktır.

Hz. Hüseyin, sevginin, Kerbela da acının adı oldu. Kim ki Kerbela'yı unutur, insanlığı unutur. Kerbela’da her şeyinizi kaybetseniz de haktan, hakikatten doğruluktan ayrılmayın mesajı verilmiştir.

Kerbela ortak acımızdır hüzündür, derstir. Kerbela bizim için ibrettir. Bu olayı hatırladıkça hüznümüz ve üzüntümüzle birlikte zalimlere olan kin ve nefretimiz de artar.

Kerbela’yı anlamak, zulme, zalime, haksızlığa ve adaletsizliğe karşı Hüseyince yaşamaktır. Kerbela, hak aramanın ve özgürlüğün destanıdır.

Kerbela'yı anlamak hazreti Hüseyin'in değerlerine sahip çıkmakla, yürüdüğü yolda yürümekle, yaşadığı gibi yaşamakla mümkündür. 

Kerbela'nın acısı ve hüznü, 1383 yıldır yüreklerde. Müslümanların ortak hafızasında yer etmiş derin bir acı, yankıları hala devam eden büyük bir dramdır. Kerbela, mazlum ile zalimin mücadelesidir.

Hz Hüseyin’in Yezid’e karşı  Kerbela’daki duruşu, ruhu ve çağları aşan mesajı anlaşılabilseydi bugün, Müslümanlar bu halde olmazlardı.

Kerbelâ’da acımasızca şehit edilen Hz. Hüseyin ve arkadaşlarının asil duruşu ve haksızlık karşısındaki onurlu mücadelesi ile bütün müminlerin gönüllerinde taht kurmuş, ona ve yakınlarına bu zulmü reva görenler ise insanlığın ortak vicdanında mahkûm edilmiştir.

Kerbela, sabrın, masumiyetin, direnişin ve adanmışlığın adıdır. Kerbela hadisesinde Hazreti Hüseyin ve arkadaşlarının uğruna can verdikleri yol, Hazreti Muhammed Mustafa'nın yoludur. Akıtılan kan Efendimizin (s.a.v) kanıdır. Kerbela, bir kıyam yeridir. Aşura, bir kıyam günüdür. Zulme başkaldırının adıdır.

Kerbela, hak aramanın ve özgürlüğün destanıdır. Kim ki Kerbela'yı unutur, insanlığı unutur. Kerbela, Hüseyin adının çağdan çağa, dilden dile yankılandığı ve gönüllerden gönüllere aktığı yerdir.

Kerbela’yı anmak sıradan bir matem hadisesi değil; Hz. Hüseyin’in uğruna canını verdiği yüce değerlerin, hak, hukuk ve adaletin müdafaasını yapmak; zulme, karşı çıkmak, Muaviye ve Yezid gibilere boyun eğmemektir.

Ne zalimi ne de mazlumu asla unutmayacağız. Kerbela, Yezid'in iktidar hırsının eseridir.

Hüseyin, Hak ile batılı birbirinden ayıran bir çizgidir. Bizim bu mücadelede tarafımız bellidir. Biz, ehlibeytten, Hz. Ali’den, Hz. Hüseyin’den yanayız. Bizim Yezidlerle, Mervanlarla işimiz olmaz!.

Zulüm ve küfür oldukça bir Müslüman için “her gün Aşura'dır ve her yer Kerbela'dır”.

ZALİME BAŞKALDIRIYI, ZULME DİRENMEYİ HZ. HÜSEYİN’İN MEKTEBİNDEN ÖĞRENDİK

Hz. Hüseyin Efendimiz İslam’ın yolunda güzel bir hayatın, yüce ve bir ahlakın asil ve izzetli bir duruşun, dik duruşun, mümtaz temsilcisidir.

Hazreti Hüseyin rehberdir, model şahsiyettir. Hazreti Peygamber’in ruhunu taşır, emanetini taşır, Kur’an ahlakını taşır.. Kerbela, haksızlık karşısında direnmenin adıdır. Zalimlere direnmeyip boyun eğenler, her daim zilleti yaşamaya mahkûm olmuşlardır. Zulme, kötülüğe ve kötü olana karşı direnmeyi, hak ve adalet uğrunda şehit olmayı Müslümanlar, Hz. Hüseyin’den öğrenmişlerdir.

Hz. Hüseyin, mukaddes İslam dini zalimlerin zulüm saltanatına kılıf olmasın, zulümlerine kalkan olmasın diye şehit düşmüştür.

Hz. Hüseyin Kerbela'da adaleti temsil ediyordu. Biz, zalim Yezid’den değil, adaletin temsilcisi Hz. Hüseyin’den yanayız. Hz. Hüseyin, hak ve adaletle özdeşleşmiş, haksızlığa ve zulme karşı çıkışın sembolü olmuştur.

Hz. Hüseynin şehadeti zulme karşı hakkın müdaafasıdır. Adaletin hükümranlığı Hüseyni bir duruşla tesis edileblir. 

Hz. Hüseyin’in şehadetinin 1383’üncü yıl dönümü bir kez daha bize göstermiştir ki, zulme boyun eğmeyenler, tarih boyunca izzetli ve onurlu bir hayat sürdürmüşken, zulmeden ve zulme boyun eğenler ise bu şereften yoksun kalmışlardır.

“HZ. HÜSEYİN SEVDASI” BU MİLLETİN ORTAK SEVDASIDIR

Hazreti. Hüseyin, Peygamber’in sevgili torunu, Kur’an’ın indiği ve sünnetin yaşandığı evin oğludur. O, Peygamber’in emanetidir. İmam Hüseyin’in yolu, Allah ve Resulü’nun yoluydu. Şunu iyi bilelim: Allah Resulü'nün 'Benim dünyadaki çiçeğim, reyhanım' dediği, 'cennet gençlerinin efendisi' şeklinde tavsif ettiği, Hazreti Aliyyü'l-Murtaza'nın, Hazreti Fatımatu'z-Zehra'nın ciğerparesi, cennet gençlerinin serdarı Hz. Hüseyin Efendimiz bir idrak deryası, bir gönül ve kardeşlik şelalesi idi.

Allah’ın en sevgilisinin en sevgili torunu, şehitlerin serdarı, serçeşmesi, İmam Hüseyin’in safında olanlar, hakkın, adaletin, ahlakın, faziletin, erdemin, mazlumiyetin, merhametin, sevginin, onur ve izzeti ve yiğitliğin yanında olanlardadır.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)'in Resul-i Ekrem’in ve O’nun yolunun en sadık takipçilerinden birisi olan Hz. Hüseyin’in “Zorbalığa, boyun eğenlere, zilleti kabullenenlere yazıklar olsun!” deyip, hak bildiği yolda tek başına da kalsa, sonuna kadar yürümek kararlılığını şehit olarak göstermiştir.

Peygamber Efendimiz (a.s.m), “Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin'denim. Allah Hüseyin'i seveni sever. Hüseyin "esbat"tan biridir.” diye buyurmuştur. Bu hadis-i şerifin anlamı şudur: ‘Hüseyin’in yolu benim yolumdur. Benim yolum Hüseyin’in yoludur. Hüseyin’in çizgisi, benim çizgimdir. Benim çizgim, Hüseyin’in çizgisidir. Benim safım, Hüseyin’in safıdır. Hüseyin’in safı, benim safımdır.’ Bunu, her mümin böyle anlamalıdır.

Hz. Peygamber, bir hadisinde şöyle buyurmuştur: "Hasan ve Hüseyin, benim dünyada kokladığım iki çiçeğimdir" Başka bir hadisinde ise “Hasan ve Hüseyin cennet gençlerinin efendileridir” demiştir.

Hz. Peygamber, “Ben size iki emanet bırakıyorum. Biri Kur'an, diğeri ehlibeytim. Bu ikisine birden sıkı sarıldığınız müddetçe asla doğru yoldan şaşmasınız.” demiştir.

Hz. Hüseyin, Peygamber’in sevgili torunu, Kur’an’ın indiği ve sünnetin yaşandığı evin oğludur. O, Peygamber’in emanetidir. İmam Hüseyin’in yolu, Allah ve Resulu’nun yoluydu.

Hz. Hüseyin'in şehadeti, hak yolunda taviz vermeden mücadele etmenin timsalidir ve siyasi ihtirasın insanı ne ölçüde canavarlaştıracağının göstergesi olması bakımından son derece önemlidir. Pakistanlı büyük şair, Muhammed İkbal, bu hakikati ifade etmek için “Hz. Hüseyin hak ile batılın arasını kanıyla ayırdı!” der.

Hz. Hüseyin sevginin, Kerbela da acının adı oldu. Kerbela, İslam tarihinin en acı, en feci hadisedir. Cennet gençlerinin efendisi, şehitlerin serdarı ehlibeytin nazlı çiçeği Hz. Hüseyin Efendimizi ve 72 yoldaşını, Kerbela’da hunharca şehit eden zalim Yezid, hep lanetlenmiştir.

Yezid'i, kalbi Allah sevgisiyle dolup taşan her vicdan sahibi lanetlemektedir. Hz. Hüseyin ise kahramanlaşmış bir destan gibi gönüllerdedir. Kerbela’da Hz. Hüseyin ve adamları kuşatılmış, Fırat’tan su almaları engellenmiştir. Çocuk, kadın, yaşlılardan oluşan bu grup günlerce susuz kalarak bir insanlık dramı yaşamıştır. Kerbela'da şehitlerin şahı Hüseyin dışında Hz. Ali'nin dört evladı daha şehit olmuştur.

Yüce Peygamberimizin sevgili torunu, ehlibeytten olan Hz. İmâm Hüseyin ile ona uyan 72 yaranını, hiçbir suçları yok iken susuz ve zulüm ile şehit ettirdiği için Yezid’e ve ona tâbî olanlara daima lânet edilir. Yezid’e ve ona tâbî olanlara yapılan bu lânet; ehlibeyte yapmış oldukları zulümlerden dolayıdır.

Ehlibeyt sevgisi, ehlisünnetin esaslarındandır. Ehlisünnet için, kahramanlık Hz. Ali ve Hz. Hüseyinsiz olmaz. Ebu Hanife ve İmam Şafii Hazretleri, diğer ehlisünnet büyükleri gibi ehlibeyt sevdalısıydılar.

Ehlibeyte karşı sevgi, Peygamber Efendimizin bize tavsiyesidir. Aynı zamanda Kur'an-ı Kerim'de ehlibeyte işaret edilmiştir. Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin, Peygamber Efendimizin çiçekleridir. Türk milleti, büyük millettir. Hiç oğluna Muaviye, Yezid ismini koyan var mı? Hiç Ebu Sufyan ismi duydunuz mu? Aziz milletimiz, evlatlarına Muaviye ve Yezid ismi vermemiştir. Hasanlarımız, Hüseyinlerimiz çoktur. Bu topraklar üzerinde Yezid’den yana olan bir insan yoktur ve asla olamaz.

HÜSEYNİ OLMAK KORKMADAN VE YILMADAN ZULME KARŞI KOYMAKTIR

Hz. Ali-Muaviye, Hz. Hüseyin-Yezid ayrışması bugün de var. Her zamanın bir Hüseyini olduğu gibi Yezidleri de var ola gelmiştir: Firavunların, Nemrutların, Yezitlerin peşinde gidenlerin sonları, tarihin karanlıklardır. Onlar ebediyen kaybetmişlerdir.

Biz Hüseyni bir yolun yolcularıyız. Hüseynî olmak, korkmadan ve yılmadan zulme karşı koymaktır. Hazreti Hüseyin'in dilinde, fikrinde, irfanında kin ve nefret yoktur. Hazreti Hüseyin Efendimizin yolu, Allah'ın ve Kur’an'ın yoludur. Haksızlara karşı susmayanların yoludur.

Tarih boyunca insanların en iyileri, davaları uğruna kendilerini feda edenlerdir. Hazreti Hüseyin, zalimlere boyun eğmemiştir. Nasıl Hz. Hüseyin yolundan dönmediyse biz de yolumuza devam edeceğiz.

Yezidler ve Hüseyinler, tarih boyunca hep oldu ve olacaktır. Her devirde Yezidler olduğu gibi Hüseyinler de var olacaktır. Hüseyni duruş sergileyenler, izzet ve şeref ehli olmuş iken, Yezidi tavrı sergileyenler ise daima zelil olmaya mahkûmdurlar. İslam tarihinde Hüseyin ve Hüseyinlerin bize göstermiş olduğu bir mesaj var. Zulme rıza göstermemek, zalime  boyun eğmemek!

Hz. Hüseyin, mukaddes İslam dini zalimlerin zulüm saltanatına kılıf olmasın, zulümlerine kalkan olmasın diye şehit düşmüştür. Gerçekten Müslümanlar için “her gün Aşura, her yer Kerbela” olduğu bir zamanda yaşıyoruz. Çağımızın Yezidleri, her gün Kerbela’yı yaşatıyorlar.

Yüzyıllardır Müslümanlar, Allah, Resulullah ve ehlibeyt sevgisini işte bu olay sebebiyle yüreğinde daha derinden hissetmektedir. Tarih boyunca birlik ve beraberliğimizi bozmak isteyen Yezid zihniyetli şer güçler, hep var oldular. Bugün bizler geçmişte yaşananlardan dersler çıkarmalıyız.

Bugün Hüseyni şuura daha fazla sarılmalıyız dünyada. Hüseyinlere ihtiyaç var. Yezidlerin yolunu sürdüren, Yezidler gibi makam mevkileri için, kendi makamlarının ayakta kalması için her türlü kirli yol ve yöntemleri sürdürenlere karşı Hüseyin'ce davranmamız lazım. Hz. Hüseyin Efendimizin kıyamını anlamak ve onun duruşu gibi bir duruş göstermek, Hüseyni duruşun özüdür. 

Hz. Hüseyin, zalime biat etmedi, zulme sessiz kalmadı. Çünkü şöyle diyordu bir defasında, “Gerçek imam, Allah`ın kitabıyla amel eden, adalete sarılan, Hakka boyun eğen ve kendini sadece Allah`a adayan kimsedir.”

Hz. Hüseyin’in onurlu mücadelesi; zillet ile onurun, karanlık ile aydınlığın, zalim ile mazlumun karşı karşıya kaldığı bir açık durumdur.

Eğer Hazreti Hüseyin'in hakkıyla mücadelesi anlaşılmış olsaydı, bugün İslam coğrafyasının her yerinde Yezidler başımızda olmazdı. Bizim yolumuz, “Ben yola çıkmasam korkarım ki benden sonra kimse adaletsizliğe, zulme, haksızlığa başkaldırmaz” diyen Hz. Hüseyin’in yoludur.

Hz. Hüseyin, hak ve adaletle özdeşleşmiş, haksızlığa ve zulme karşı çıkışın sembolü olmuştur. Hz. Hüseyin’in hayatı, cesaret, adalet ve şehadettir. Adalet ilkesine yapışmak, merhametli olmak ve Yezid'in değil Hüseyin'in çağrısına uymak, her Hüseyni yolcunun şiarıdır.

Zulme, kötülüğe ve kötü olana karşı direnmeyi, hak ve adalet uğrunda şehit olmayı Müslümanlar, Hz. Hüseyin’den öğrenmişlerdir.

İLKESİZLER, KORKAKLAR, HESAP ADAMLARI, SARAYLARA KOŞARLAR DAVA ADAMLARI, AHLAK ADAMLARI, İSE  HÜSEYNİ  SEVDAYA  

Her devrin yezidleri her çağın Hüseyinleri var. İlkesizler, ülküsüzler, korkaklar, saraylara koşarlar dava adamları, yiğitler ise  Hüseyni Sevdaya    

Hüseyni duruş adalettir, ahlaktır. Hakkı, adaleti, sadakati, samimiyeti ve ahlakı, savunmaya Şehitler Serdarının yolunda yürümeye devam edeceğiz.

Hüseyni ahlakı, tavrı, duruşu, kıyamı her daim sürdürmek zorundayız. Hakkaniyetten ayrılmayacağız. Dik duracağız, doğru söyleyeceğiz, düz yürüyeceğiz.

Yezidler hüküm sürüyor. Yezid’lere karşı  Hüseyni Duruş , Zulümlere karşı Hüseyni Direniş!

Dünya Yezid’e kalmadığı gibi Yezidlere de kalmayacaktır. Yezidlerin yolunu sürdüren, Yezidler gibi makam mevkileri için, kendi makamlarının ayakta kalması için her türlü kirli yol ve yöntemleri sürdürenlere karşı Hüseyin'ce davranmamız lazım.

HÜSEYNİ AHLAKI  YAŞAYANLARA , HÜSEYNİ  DURUŞU SÜRDÜRENLERE,

SELAM OLSUN!

Hak ve adalet uğrunda şehit olmayı Müslümanlar, Hz. Hüseyin’den öğrenmişlerdir. Hz. Hüseyin, tarih boyunca istibdada karşı direnişin sembolü oldu. Allah, bizi zalimce yaşayıp Yezid gibi anılmaktan korusun. 

Hüseynî Duruş;  Hakk’a inanmak,  Hakk’a güvenmek, Hakk’a dayanmak, Hakk’ı savunmak, haklı olmak ve sonuna kadar haklı kalmaktır. Hz. Hüseyin’in  ahlakını  ve duruşunu  kuşanmak,  hepimizin görevidir.  Her zaman Hüseyni duruşa ve şuura sahip olmalı ,  Hz. .Hüseyin’in   misyonuyla donanmalıyız.

Hüseynî olmak, korkmadan ve yılmadan zulme karşı koymaktır. Hüseyni yolun sevdalıları eğilmeden, bükülmeden, Hüseyni yolda şan ve şerefle yürümeye devam edecektir. Hüseynî duruşu  yaşatmak Hüseyni sevdalıların tarihsel vazifesidir.

Hüseyni Duruş”, hayatın ilkesidir. Yaşadığımız hayat seçtiğimiz safa göre değer kazanacaktır.

Safımız bellidir. Bizim yerimizi Yezid’in yanı değil, Hz. Hüseyin’in tarafıdır. Hakkı Söylemek Kolay İş Değildir, Dik Durmayı Gerektirir!

Hak, hukuk ve adaletten yana olan Peygamber Efendimizin biricik torunu, Hz. Ali ve Hz. Fatıma’nın kıymetli evladı Hz. Hüseyin Efendimizin onurlu ve şahsiyetli duruşu kıyamete kadar hatırlanacak, bilinecek ve asla unutulmayacaktır. Kerbela’nın acısı ve hüznü hafızalardan asla silinmeyecektir.

Zalimlere ve zulme başkaldırının yıl dönümünde şeref ve izzet timsali Hz. Hüseyin'in ve pak ehlibeytinin şehadetini tebrik ediyor, Hz. Hüseyin ve yolunda gidenleri, Allah'ın selamı ile selamlıyoruz. Diriliş ve direniş mektebi Hazreti Hüseyin ve yaranını minnet ve rahmetle  anıyoruz. 

Muharrem ayı ile Aşure Günü'nün milletimiz ve tüm İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Şehadetlerinin 1383. seneidevriyesinde  şehitler serdarı , Peygamberimizin torunu Seyyidü’ş- Şüheda, Hazreti Hüseyin Efendimizi ve tüm Kerbela şehitlerini,  Kerbela'dan bugüne kadar, hakikat, hürriyet, izzet ve mukaddesat uğruna canını feda eden tüm aziz şehitlerimizi, rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum. Tutulan Muharrem oruçlarının ve ifa edilen ibadetlerin Hakk katında kabul olmasını diliyorum.