Piyasalar

YABANELLER GÜZELLEMELERİ

Punto:

Güya dünkü 'Madde ve Kuvvet' bahsine, arkası yarın kabilinden bir 'Külli irade' karalaması yapalım diyecektim ki, bir Japonya güzellemesi sayfama düşünce, zihnim, dolayısıyla kalem kaydı.

Sık sık karşılaştığımız Japonların metroda kitap okuma hikayeleri, görüntüleri...
Her Japonun kendi kapısını temizlemesi ve caddelerin pırıl pırıl olduğu anlatıları...
Japonların geleneklerinden kopmadan nasılda geliştikleri efsanesi...

Medyanın her türlüsü ağızbirliği yapmışçasına gelişmekte olan bir ülkenin kavruk halkına, gelişmiş ülke güzellemesi yapmakta. 
Özellikle, Batı Avrupa, İskandinavya, Japonya , G. Kore güzellemeleri.
Kimse sormuyor; işin başka bir cephesi var mı? Bunlar doğru mu?

Ülkesine, milletine, kültürüne  sırtı dönük veya döndürülmüş ne kadar küskün ve dahi gayri memnun kitle   varsa, 'Mal bulmuş mağribi' gibi bu paylaşımları alır almaz medya havuzuna boca ediyorlar.

Zaten yüz yıllık bir gelşememe ( gelştirilememe! ) kompleksini yaşayan  ülkem kavrukları, bir de  bu 'hayali güzelleme' görüntüleriyle karşılaşınca bakın neler oluyor;
" Bizden adam olmaz" bilinç yaralanması ...
Genç dimağlarda kültürel aidiyet ezikliği... Kimlik çatışması...
Ardından toplumsal depresyon... Özellikle gençlerde hayali, ayakları yere basmayan bir yurtdışı özlemi...

Bu hamasi özlemdir ki, memleketinde mühendis olarak çalışan birini,,transatlantik bir ülkede İstasyon pompa görevlisi olarak çalışmaya ram edebiliyor.

Halbuki, dünyanın her tarafında AYNI ŞARTLARDA, AYNI ÜLKE KULVARINDA yaşayan insanların imkanları, davranışları aşağı yukarı aynıdır.

Üstelik genel manada yönetim sistemi kapitalizme kapı açmış bir ülke gelişmiş olsa dahi halkı mutlu olamaz ki, seni de mutlu etsin .

Kapitalist ülkelerde 'mutlu azınlık' olur, mutluluk olmaz.
Aynanın parlak tarafı ortadadır, paslı diğer yüzü gizlidir.
En alttakileri kimse göremez.

Yüksek lisans hocam yedi yıl Japonya da kalmış. Anlatılanların hepsinin en azından eksik olduğunu, Japonların kitap okuma alışkanlığının diğer ülkelerden farklı olmadığını, mekanik bir toplum haline geldiklerini, dijital bağımlılığın had safhada olduğunu, Japon geleneklerinin terkedildiğini anlatıp dururdu.

Japonya' da herkes kitap okumuyor. O herkesin kitap okuduğu metro görüntüsü yılın bir gününe has bir görüntü...
Sanal dünyayla en çok işli dışlı olan, bilgisayar başında ruhunu teslim eden bir millet nasıl olur da her gün kitap okur?  

Bu 'mübarek' halk, kitap okuyorsa, yeni bir dijital oyun cihazını ilk alan olmak için sabahın köründe mağaza önünde niye kuyruk tutar!

Siz hiç 'Hikikomori sendromu' nu duydunuz mu? 
Japonlar dünyaya sadece Sony,  Toyota gibi dev teknoloji ürünleri kazandırmadı, 'Hikikomori' denilen sanal izolasyon sendromu da onların hediyesi. 
Anlayacağınız işin bir Sony peceresi, bir de arka yüzü olan Hikikomori penceresi var!
Sony  penceresinden Japon kalkınma ivmesi takdire şayan. Ancak fatura ağır; Kikikomori!

Kişi başına milli geliri 40 bin dolara ulaşan bir ülkenin, bazı vatandaşlarını 'tüp evler'e muhtaç etmesine hiç girmeyelim.

Öyle bir iki Kimono giyen kadın, köşede bucakta kalmış japon muhafazakar bir kaç aile ve iki üç samuray ruhlu ihtiyarla geleneğe bağlı olunmuyor. 
Genel hesaba katılınca bunlar marjinal kalıyor.

İkinci dünya savaşı sonrası Hiroşima'ya atılan 'little Boy' ( Küçük oğlan) sadece bedenleri tahrip etmedi, aynı zamanda ruhları esir aldı, radyoaktif kalıcılığı nispetinde zihinleri de devşirdi.
Japon halkı tümüyle Anglo sakson kültürün kölesi olmuştur. 
Çekik gözlü Amerikalılar dense yeridir. 

Japon sokaklarının temizliği de su götürür. 
Bir kaç turistik meydanını ve gezi rehberinin seçtiği mutena yerleri 'Ağzı açık ayran delisi' kabilinden izleyenler bir şey göremez. Biraz ara sokaklara giredursunlar, bizim gettoları ararlar.

Japonya da kadim zamanlardan günümüze gelebilen yegane gelenek, şu Harakiri olsa gerek. 
Yapılan her işe güler yüzle, Ojigi selamıyla karşılık vermeleri....
Bir de dünya ortalaması üzerinde kibarlıkları dürüstlükleri, eyvallah.

Ancak metroda kitap okuma,pırıl pırıl sokaklar, hepsi sosyal medya güzellemesi.
Mutlu insanlar mı? 
İntihar oranı 100 bin /16 kişi! 
Bizim diyarlarda bu rakam; 100 bin/ 3.4 civarında. Türkiyenin yaklaşık 5 katı! Bu insanlar niye ölüme koşar ki?

---
Cancağızım, bizim zügürtlerin çenesini yormaktan öteye gidemeyen hayali bir Japonya algısına boşuna kaptırma kendini. 
Hamasi bir yurtdışı özlemi evdeki bulgurdan eder.

Bütün sıkıntılarına keşmekeşine rağmen mirasyedi hovardalığıyla bir çok güzelliklerini farkedemediğimiz güzel bir ülkemiz var.
Bilelim kadr u kıymetini vesselam!

A. Velioğlu/ 2026.02.12/ İSTANBUL