Piyasalar

Türk Ordusuna Ekonomik Tehdit

Punto:
Türkiye, güney sınırında oluşturulmaya çalışılan PKK terör örgütünün farklı isimlerdeki terör örgütlerinin devlet yapılanmasına müsaade etmeyeceğini her fırsatta açıklamıştı. Zaman zaman sertleşen açıklamalara karşı, ABD bir zaman kazanma sürecini işletmiş, bölgeye söylenildiğine göre, bir düzenli orduyu donatacak 60 bin tır dolusu silah sevkiyatı yapmıştı. Genel düşünülen şey; ABD’nin Türkiye’nin güney sınırlarında, Suriye’nin Kuzeyinde oluşturacağı bir terör devleti şeklindedir. Bölgede bir çıbanbaşı olan İsrail terör devletine kalkan olacak şekilde bu yeni terör devletinin yapılandırılması ABD’nin temel hedefi. Türk Ordusu Fırat’ın doğusuna operasyona başladı. Türk ordusunun 32 km içeriye kadar girebileceği, ABD’nin bu kadar izin verdiği, eğer Türk Ordusu ileri giderse, çok ağır ekonomik saldırılarla karşı karşıya kalacağı ABD Başkanı Trump tarafından ifade edildi. Bu operasyonun ne kadar süreceğini bugünden kestirmek zor. Ama Türk Ordusu, teröre karşı kalkıştığı bu operasyonda; 32km kadar terörü temizliyeyim hatasına düşmemelidir. Bölgedeki Terör örgütleri üzerinde ordunun sürekli bir baskı oluşturacak şekilde mobil bir halde kalması gerekir. Terör tamamen temizlenmeden, bölgedeki yerleşim yerlerinin açılması, Türkiye’deki Suriyelilerin vatanlarına dönmesi istenildiği sonucu vermeyebilir. Ama ABD’nin Türkiye’yi BM kınama kararını veto etmesi, Twit Başkan Trump ‘un tehditkâr açıklamaları, destek verdiği PKK/YPG/PYD; diren seninleyiz gibi çelişkili politikalarını görmekteyiz. Aslında, 15 Temmuz darbe teşebbüsünü başaramayan ABD, Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerinin yakınlaşmasından rahatsız olduğu için, üç rolü oynuyor. 1.Geri çekilerek, sonunda Türkiye’ye verdiği sözü yerine getirdi. Ama ekonomik tehditlerine bir yandan devam etti. 2. Terör örgütlerini silahlandırarak, onlara destek verdiğini gösterdi. 3.Avrupadaki kukla devletçiklere Türkiye aleyhinde kamuoyu oluşturacak şekilde açıklamalar yaptırtarak, silah ambargosu aldırdı. Yani anlayacağınız her telde oynayan bir ABD dış siyaseti var. Zaten Trump’ın tutarsız açıklamaları da bunun bir yönü ile yansımasıdır. Peki, burada ABD gerçekte uzun vadede Ortadoğu’da ki projelerinden vaz mı geçti? Hayır. İsrail bu bölgede olduğu sürece, yeraltı kaynakları devam ettiği sürece, ABD silah üstünlüğünü ve dolarla dünya ticaretini kontrol ettiği sürecek, ABD bu bölgedeki siyasi çıkarlarından vazgeçecek değildir. Dikkat edilirse ABD siyaseti, tehditkâr açıklamalarla gündelik ama dinamik bir seyir izliyor. Bölgede herkese mavi boncuk dağıtması, aslında tüm kesimlerin davranışlarını belli bir oranda belirlemek ve o belirlediği ölçüyü ana hedeflerine hizmet ettirecek şekilde dizayn etmektir. ABD’nin ülkeleri tehdidi, dikkat ederseniz sizin topraklarınızı işgal ederiz şeklinde değil. Sizin ekonominizi mahvederiz şeklindedir. Bu kadar aleni biçimde ulusları tehdit edebilme gücünü ABD’nin kendinde görmesi, yine o ulusların kullandığı ekonomik model ile kendilerini ABD’ye bağladığındandır. ABD, küresel finansın emrinde bir ölüm makinesi olarak çalışan, dünyanın her yerinde demokrasi gölgesinde kan akıtan zalim bir devlet. Evet, bunu sağır sultanda duydu ve biliyor artık. Şimdi, Trump ’un ekonomik tehditlerine karşı verilen cevaplara baktığımda, ayakları yere basan sağlıklı bir çözüm önerisi göremiyoruz. Bir gecede sizin ekonominizi batırırım tehditlerine karşı, korunaksız bir ekonominizin olduğu gerçeği açığa çıkıyor. Ayrıca, bu kadar emin bir biçimde tehdit , bizim % 100 bağımlı bir ekonomik modelimizin olduğunu da gösterir. Evet, ordumuz terör yuvalarına operasyon yapıyor. Peki, ekonomik saldırı, ekonomik teröre karşı devlet nasıl önlemler almalı? Bugüne kadar sistem için de çözüm arayışları tam bağımsız ekonomi için sonuç verdi mi? Hayır. Kurulu ekonomik düzeni, bugün bizi tehdit eden kurmuş. Sizi bu kadar rahat biçimde ekonomik olarak tehdit edebilmesi, Türkiye’de kurduğu ve bizi sürekli borçlandırdığı faiz sistemleridir. Kasanızın başına geçmiş, bütün kasayı dilediği gibi kontrol ediyor. Bir yandan dolarla borçlandırıyor, bir yandan dolara her şeyi bağımlı kılan finans sistemini Truva atı olarak gönderdiği bankalarla uyguluyor. Bu bir abartı olmayıp, durum bu kadar nettir. Türkiye masada kaybetme alışkanlığını artık değiştirmek zorundadır. Cephede kazanılan zaferlerin masada verilmesi dönemi artık bitmelidir. Teröre karşı TSK mücadelesi, ekonomiye karşı saldırıları bitirecek, milli ekonomistler tarafından desteklenmelidir. Bugün Milli savunmadaki bağımsızlaşma ve kendi silahımızı üretme gücümüzü, ekonomiyi temsil eden parada da bir bağımsızlaşmaya giderek, kendi paramızı üretmeliyiz. Sakın ha kendi paramız var demeyin. Faizli üretilen ve sürekli devleti milleti borçlandıran hiçbir para ne millidir ne bizimdir. Bağımsız ve güçlü bir ekonomi için, bağımsız ve faizsiz üretime giren bir para birimi şarttır. Türkiye’nin güneyinde terör yuvalarına karşı başlattığı bu süreç ekonomik saldırılarla önü kesilmeye çalışılmadan başarı tamamlanamayacaktır. Hükumetimiz acil bir şekilde yeni bir ekonomik modelle tedbirlerini almak zorundadır. Açıklanan Yeni Ekonomik Programa kimse inanmıyor. Bu gerçeğin üzeri örtülmeden, zaman kaybetmeden yeni ekonomik model uygulamasına geçilmelidir. Türkiye’nin bugün teröre vereceği tepki düşman tarafından bir oyun teorisi içerisinde hesaplanmış ve ona göre yeni saldırı pozisyonları almıştır. İşte onların hiç beklemediği şeyi söylüyoruz. Düşmanı beklemediği yerden vuralım. Bize kurdukları müdahale edilebilir ekonomik modellerine karşı, acil önerdiğimiz; Yeni Para Sistemi Taban Ekonomisi modelini uygulamaya, geçirmemiz olacaktır. Eğer bugün, Avrupa’nın silah ambargosuna gülüp geçiyorsak, kendi silahımızı üretmemizdendir. Ekonomik tehditlere de gülüp geçebilmemiz için, kendi ekonomik modelimizi zaman kaybetmeden kurmalıyız. Selam ve dua ile… Yunus EKŞİ @yunuseksi5353