Piyasalar

SORGULAMAYAN İNSAN, HAKİKATA ULAŞAMAZ

Punto:

Hakikat Kapsısı Kalp ile mi, Beyin ile mi aralanır ?!

​İnsanlık, belki de var olduğu günden beri aynı sorunun etrafında dolaşıyor: Gerçeğe giden yolu hangisi gösterir; kalp mi, beyin mi?

​Kimi aklı tek otorite kabul etti. Gerçek ancak delille, gözlemle ve mantıkla bulunabilirdi. Kimileri ise hakikatin yalnızca hissedilebileceğini, kalbin göremediğini hiçbir aklın göremeyeceğini savundu.

​Oysa bu tartışmanın kendisi belki de eksik bir sorudan doğmaktadır. Çünkü insan ne yalnızca akıldır ne de yalnızca kalptir. İnsanı insan yapan, bu iki gücün birlikte var olmasıdır.

​Beyin sorgular. Şüphe eder. Delilleri toplar, yanlışları ayıklar ve gerçeğe ulaşmaya çalışır. Kalp ise başka bir sorunun peşindedir: "Bulduğun bu gerçekle nasıl yaşayacaksın?" Çünkü bilgi tek başına insanı olgunlaştırmaz. Bilgiye yön veren vicdandır; vicdanın sesi ise kalpte yankı bulur.

​Sadece aklın hâkim olduğu bir dünyada doğrular bulunabilir; fakat merhamet kaybolabilir. Sadece kalbin yönettiği bir dünyada ise sevgi çoğalabilir; fakat insan kolayca yanılgılara sürüklenebilir. Bu yüzden hakikat, akıl ile kalbin mücadelesinde değil, uyumunda ortaya çıkar.

​Beyin kalbi denetler; kalp ise beyni insanlaştırır. Akıl, duyguların körleştirdiği yerlerde ışık olur. Kalp ise aklın katılaştığı yerde insana yeniden nefes verir. Biri somut gerçeği arar, diğeri o gerçeğin insan üzerindeki anlamını hatırlar.

​Sorgulanmayan bir hayat, çoğu zaman başkalarının doğrularıyla yaşanmış bir hayattır. Fakat yalnızca sorgulayan ve hiç yaşamayan bir insan da hakikati eksik bırakır. Çünkü hayat yalnızca düşünmek değil; düşünceyi yaşayabilmektir.

​İnsan bazen durmalı, bazen düşünmeli, bazen de yürümelidir. Sürekli koşan yönünü kaybeder; sürekli duran ise yolunu. Denge, ne sorgulamayı terk etmektedir ne de hayatın akışından kopmaktadır.

​Belki de hakikatin en büyük öğretisi şudur: Gerçeği bulmak ile o gerçekle yaşayabilmek aynı şey değildir. Gerçeği bulmak için akla ihtiyaç vardır. Gerçeği hakikate dönüştürmek için ise kalbe...

​Ve insan, ancak aklıyla gerçeği arayıp kalbiyle o gerçeği yaşayabildiğinde hakikate bir adım daha yaklaşabilir.