Piyasalar

Soma Faciasının Yıl Dönümünde AK Parti ve Mason Locaları!

Punto:
Masonluğun ilk dönemlerdeki gelişimi biraz tartışmalı bir konudur ve tahminlere dayanmaktadır. İskoçya'da ilk mason localarının 16. yüzyıl başlarında var olduğunu söyleyebilmek için kanıtlar bulunmaktadır ve İngiltere'de 17. yüzyılın ortalarında var olduklarına dair kesin kaynaklar mevcuttur. Masonlara göre masonluk, bütün insanlar için ortak koşulan insanlık ülküsü noktasında insanlar arasında sevgi, saygı, tolerans, hak eşitliği, evrensel kardeşlik ve bilimsel gelişmenin gerekliliğini kabul eder. Lakin halk arasında genel kabul masonluğun dinsizlik olduğu şeklindedir. Siyonizm’in ‘arzı mevut’ta egemenliğini tesisi için mason localarını görevlendirdiğine dair kanaat, farklı ideolojik tabanlı topluluklarda oldukça yaygın. Masonlukla ilgili yayınlar ilgiyle takip edildiği kimin mason olduğu halen merak konusu. Osmanlı Padişahlarından V. Murat Masondu Osmanlı padişahlarından V. Murat’ın İngiliz Mason locasına kayıtlı olduğu dair belgeleri Mason kaynaklarında bulabilirsiniz. V. Murat’ın tahtan indirilmesinden sonra tekrar başa getirilmesi için yoğun çalışma yaptıkları yine aynı kaynaklarda belirtilir. Osmanlılarda mason localarına karşı II. Abdülhamid döneminde bizzat kendisinin talimatlarıyla sosyal bir tepki örgütlenmesine girişilmiş ancak locaların kapatılması konusunda adım atılmamıştır. Masonların II. Abdülhamid’e karşı cevapları gecikmemiş, masonların önderliğinde kurulan İttihat ve Terakki marifetiyle tahtından indirilmişti.Masonların yayınladıkları listelere bakılırsa yakın tarihte cemiyet hayatının önde gelen isimlerin çoğu masondur. Son Osmanlı Şeyhülislamı Mustafa Sabri Efendi’nin dahi mason olduğu bilinmektedir. Ölünceye kadar Türkiye’deki rejimin muhalifi olan Mustafa Sabri Efendi El Ezher’de derslere girmiştir. Ancak mason localarını kapatan da Mustafa Sabri’nin sevmediği Mustafa Kemal Paşa olmuştur. Mason locaları kapatılınca literatürlerinde yer alan uykuya geçme ritüelini uygulamışlar, yeniden dernekleri açılıncaya kadar gizliden faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. II. Dünya Harbi esnasında özellikle Alman istihbaratı anti masonik ve anti Siyonist neşriyat yapmış, Türkiye’de de Cevat Rıfat Atilhan bu konuyu gündemde tutmuştur. Daha sonra Yeniden Milli Mücadele hareketinin fikir babası ve kurucusu Yüzbaşı Ziya Uygur bu konuyla özel ilgilenmiş, Türkiye’deki bütün dini cemaat ve grupların, dernek ve vakıfların, muhafazakâr siyasi akımların anti masonik ve anti Siyonist çizgide olmasını sağlamıştır. Tarih Boyunca İnkılaplar-İhtilaller ve Siyonizm Ana Prensipleri Gayeleri Protokolleri isimli eseri unutulmazlar arasındadır. Mason locaları çok partili sisteme geçişle birlikte 5 Şubat 1948'de Türkiye Mason Derneği kuruluş belgelerini İstanbul Valiliği’ne verildi, Türkiye’de Masonluk tekrar faaliyete geçti. İstanbul’un ardından Aralık 1948'de İzmir, Ocak 1949'da Ankara şubeleri açıldı.* O günden bugüne faaliyetteler. 1951'de Demokrat Parti Afyonkarahisar Milletvekili Gazi Yiğitbaşı, DP Tokat Milletvekili Ahmet Gürkan, DP Isparta Milletvekilleri Dr. Tahsin Tola, İrfan Aksu, Sait Bilgiç ve diğer 10 milletvekilinin mason localarının kapatılması için verdikleri kanun teklifi Demokrat Parti grubu tarafından red edildi ve çoğuna parti grup disiplinine uygun hareket etmedikleri için cezalar verildi. Milli Görüş Lideri Necmeddin Erbakan'ın Nikâh Şahidi ünlü bir Masondu Ara sıra kendi içlerinde anlaşmazlıklar yaşansa da Türk siyasi hayatında etkisini sürdürdüğü aşikar. Celal Bayar’dan Süleyman Demirel’e sağcı parti liderlerinin masonlukla irtibatları herkesin malumu. Masonlarla siyasi İslamcı camianın irtibatını anlamak ya da izahını yapmak aslında pek mümkün gözükmez. Örneğin Türkiye’deki anti masonik ve anti Siyonist kampın önde gelen isimlerinden merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın, nikah şahitliğini yapan, İTÜ öğretim üyesi Prof. Bedri Karafakioğlu da 33. dereceden Masondu. Ancak İslami kesimden masonlarla iş tutan isimler diğerlerine göre deşifre olmadığından bu cenahtaki isimler biraz daha rahat hareket edebiliyor. 12 Eylül askeri darbesinden sonra özellikle Ankara ve İzmir de bulunan ilahiyat fakültelerindeki bazı akademisyenlerin ki içlerinde Ak Parti Hükümetlerinde bakanlık yapmış olanı var, mason localarına üyelikleri, istihbarat örgütlerinin kayıtlarında mevcut. Masonluk Popülerliğini Kaybetti mi? Hatırlıyorum da 11 Mayıs 2013’te yapılan seçimle, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Türkiye Büyük Locası’nın yeni ‘büyük üstat’ı, Avukat Ömer Köker olmuştu. Seçim haberinin gazetelerde kapladığı hacme bakılınca masonluğun nedense eskisi kadar merak konusu olmadığı düşünülebilir. Ak Parti iktidarında mason bakan var mıydı bilinmiyor ya da bilenler biliyor. Ancak masonluk bu dönemde popüler değil. Güç kaybettiği, hatta üye bulmakta zorlandığı yorumları bile yapılıyor. Ben aynı kanaatte değilim. Türkiye küreselleştiği, küresel aktör olduğu ölçüde, Türkiyeli masonlar da enternasyonal kurum özelliği kazanıyor. Hatta bazı ilişkilerin kurulmasında masonların durumdan vazife çıkararak kendilerini iktidar nezdinde akredite etme çabalarına girdikleri söylenebilir. Türkiye’deki masonların mevcut siyasi ortamdan etkilenerek daha muhafazakâr bir renge büründükleri de iddia edilmektedir. Türkiye’nin fotoğrafına bakın kararı sizler verin…** Ey Muhafazakar Demokratlar Bilderberg Mason Örgütü mü Değil mi? İsterseniz bu sorunun cevabını Ahmet Hakan'ın kaleminden arayalım: "Kim ki senin toplantılarına katılır, artık onun için karada ölüm yok diye düşünürdük. ‘Bilderberg’e katılan adamın önü açılır.’ Bizim için tek gerçek buydu...Bir gün AKP adında bir parti, memleketimizde tek başına iktidara geldi. Ve bu partinin tam içinden gelen, eşi başörtülü genç Bakan Ali Babacan, tuttu ‘bütün kötülüklerin anası’ Bilderberg toplantılarına katıldı! Üstelik toplantıdan sonra da ‘Bu Bilderberg’in öyle abartılacak bir tarafı yok. Oturup fikir alışverişi yaptık. Ben Türkiye’yi tanıtan bir konuşma yaptım. Çok faydalı oldu’ mealinde bir açıklama yaptı! Ve işte o gün bugündür ne diyeceğimizi şaşırdık. Her Bilderberg’e katılanı ‘Bilderbergci’ diye aşağılayan bizler, Ali Babacan için ‘Bilderbergci’ filan diyemedik. Başımızı öne eğdik, sesimizi kestik." İstihbarat raporu süsü verilmiş, basına sızdırılan bilgi notlarında Ali Babacan'ın Yahudi lobileri, mason ve rotary kulüpleri ile Recep Tayyip Erdoğan'ın irtibatlarını sağlamada aktif rol oynadığı belirtilir. AK Partili Ali Babacan 2003 - 2004- 2005- 2007- 2008- 2009- 2010'da Bilderberg toplantılarının vazgeçilmez ismiydi. Fransa Versaille şehrinde 2003'te düzenlenen Bilderberg toplantısına Türkiye’den Ekonomi Bakanı Ali Babacan ile birlikte DYP milletvekili Mehmet A. Ağar ve emekli Büyükelçi Özdem Sanberk iştirak etmişti. Ali Babacan'ın katılmadığı 2006'daki Bilderberg buluşmasında onun yerine Egemen Bağış yer aldı. Acaba o da mı Mason? Eski AB Bakanı Egemen Bağış, internete düşen bir ses kaydında "Her Cuma bir ayet sallıyorum, bakara makara" dediği ortaya çıkmıştı. O şimdi Prag Büyükelçisi. Her halde orada Prag bırak muhabbeti yapmıyordur. Mason olmak için tek ölçü tabiki Bilderberg toplantılarına katılmak değil. Halen AK Parti hiyerarşisi içinde önemli konumlarda bulunan onlarca eski yeni milletvekili mevcut. Mesela AK Parti Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç hakkında 'Antalya Lara Lions Kulübü kurucu üyesi olduğu iddiası ortaya atılmıştı. Hür ve Kabul Edilmiş Büyük Masonlar Locası’nın üstadı Asım Akin 22 Temmuz 2011 genel seçiminde AK Partiyi’yi destekleme emrini Masonlara tebliğ etti. Bu, uluslararası bir talepti. Masonların gerekçelerini şu şekilde açıklamıştı: “Şayet AKP’nin önü kesilirse, sıcak para ülkeyi terk eder ve ekonomik kriz gündeme gelir.” Soma Faciası ve Masonlar 13 Mayıs Salı 2014'te Soma Holding'e bağlı Soma Kömürleri AŞ tarafından işletilen kömür ocağında çıkan yangın sonucunda, Cumhuriyet tarihinin en büyük facialarından biri yaşandı. Alp Gürkan'ın sahibi olduğu Soma Kömür İşletmelerine ait ocakta meydana gelen kazada, 301 madencinin yaşamını yitirmiş, 432 çocuk yetim kalmıştı. Faciadan sonra başlatılan adli süreçte Maden ocağının sahibi Alp Gürkan tutuklanma talebiyle mahkemeye sevkedilmiş, aralarında Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, Genel Müdür Ramazan Doğru ile İşletme Müdürü Akın Çelik’in de aralarında bulunduğu sekiz kişi tutuklanmıştı. Sonraki yıllarda yılan hikayesine dönen dava, geçtiğimiz yıl sonuçlanmış, aralarında Holding Başkanı Alp Gürkan'ın da bulunduğu 37 kişi ise beraat etmişti. 18 Nisan 2019’da temyiz başvurusunu inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi, mahkemenin verdiği kararı onayıp, 15 yıl hapis cezasına hükümlü şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan hakkında da da tahliye kararı vermişti. 301 işçinin ölümüne 432 çocuk yetim kalmasının sorumlusu Alp Gürkan Mason mu? Bu süreçte bizzat iktidar partisine yakın medya organlarında, muhalefetin deyimiyle havuz medyasında Soma Holding'e bağlı Soma Kömürleri AŞ kurucu ortağı Alp Gürkan’ın Mason olduğu yazıldı çizildi. Tartışmalara katılan dönemin Star gazetesi yazarı Fehmi Koru, madenin patronu Alp Gürkan ile ilgili çarpıcı bir ayrıntıyı paylaştı. Alp Gürkan'ın Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası’nın Mimar Sinan dergisinde yayımlanmış ‘Masonluğun Nurları’ yazısını gündeme taşıdı. Yeni Akit gazetesinden Hasan Karakaya durup dururken Alp Gürkan’ın damadı Mahir (Mario) Asafrana'nın bir Yahudi olduğu iddiasını gündeme taşımakla kalmadı şu soruları sordu: "Siz olsanız merak etmez misiniz; Alp Gürkan’a “dokunulamaması”nın, “gözaltı”na alınamaması ve “tutuklanamaması”nın sebebi; “mason” olmasından, ya da “damadının Yahudi olması”ndan dolayı mıdır?" Sosyal medyada dün Soma faciası unutulmadı. Bazı hesaplar şunu da sordu? #Soma madenlerinin sahibi Alp Gürkan bir mason olunca yargıdan yırtması kolay oluyor. Bu ülkede ne zamanki ''asıl iktidar'' olan localara dokunulur o zaman adalet namına bir ümit belirir. https://t.co/BfJtgoG8aC Benim anlayamadığım ne biliyormusunuz? Anti Masonik ve anti Siyonist söylemlerini öne çıkaran ve kendilerine muhafazakâr demokrat diyen AK Partililer, nasıl oluyorda içlerinde millet düşmanı devlet düşmanı ilan ettikleri masonları barındırabiliyor? Yok eğer AK Parti iktidarı Mason kuşatması altında değilse bizzat kendi kalemşörlerine Mason damgası vurdurduğu bu ismin masonlarca korunmasına nasıl göz yumabiliyor? Eğer bunlar gerçekten Mason Localarına karşı iseler neden kapatmıyorlar? Kendi iktidarları döneminde yargı bürokrasisi de cirit atmalarını engellemiyorlar? Kolaya kaçıp zalimler için yaşasın cehennem falan demiyeceğim. Ama şunu söylemekten de geri durmayı ahlaksızlık telakki ediyorum. Orhan Gazi der ki, "Adaletin en kötüsü geç tecelli edenidir. Sonunda hüküm isabetli olsa da, geciken adalet zulümdür." Çok sevdikleri Necib Fazıl yaşasaydı bunları yanına yaklaştırmaz suratlarına şu dizeleri haykırırdı: "Allahın on pulunu bekleye dursun on kul; Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul. Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa; Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa"