Sigaraya, her yıl 25 milyar dolar harcıyoruz!
Sigara içtiği halde, 90 yaşına kadar yaşayanlar var.
Sigara içmeyip, kalp krizi geçiren ve genç yaşta kaybettiğimiz insanlarımızda var.
Peki, bunu nasıl açıklayacağız?
Sigara, kalp krizi için tek risk faktörü değildir.
Diğer majör risk faktörleri şeker hastalığı, hipertansiyon, yüksek kolesterol ve genetik
faktörlerdir. Ancak kalp krizine katkı sağlayan yüzlerce de minör risk faktörü mevcuttur. Yani
sigara içmeden de kalp krizi geçirilebilir. Ama kalp krizlerinin hemen hemen yarısından da sigara
sorumludur. Sigara içenlerde risk 5 kat artabiliyor.
Herkesin anlayacağı şekilde ifade edelim; sigara icat edilmeseydi, dünyada bu kadar kalp krizi
geçiren insan olmayacaktı. Doç. Dr. Sabri ÇEYİZ Kardiyolog
*** Biz aydınların, topluma karşı sorumluluğu; profesyonel olduğumuz toplumsal ve sosyal
konularda oluşan sorunları, önceden görmek ve çevremizi zamanında bilgilendirmektir. Bunu
yaparken, hiç bir menfaat gütmediğimiz gibi en değerli şey olan, emeğimizi ve zamanımızı
harcarız. Bunu da, illaki vatanı ve halkımızı çok sevgimizden yana, hiçbir karşılık beklemeden;
ülkemize olan maddi veya manevi can ve kan borcumuzu ödemek ve vicdanımızı rahatlatmak
adına, bir nebze katkımız olsun diye yaparız.*** Nazmi ÖLMEZYİĞİT
BAĞIMLILIKTAN ÖZGÜRLEŞMEYE,BİLİNÇLİ BİR ADIM…
Toplumsal Bir Borç ve Sorumluluk Beyanı:
Tütün ve Türevleri üzerine Ekosistem Duyarlılığı ve "Pasif Kirleticilik" üzerinden oluşan algı;
sadece içenin sağlığı değil, açıktan halkın "çevre hakkına" müdahalesi olarak görülüyor.
Artık birinin yanında sigara içmek, sadece duman kokutmak değil; karşıdakinin yaşam alanını işgal
etmek ve ekolojik dengeye (izmarit kirliliği vb.) ihanet etmek olarak tanımlanıyor. Dünyada toplumda
sigara içen kişiye, başkasının temiz hava hakkını "elinden alan / çalan" biri gözüyle bakılmaya başlandı.
Sigara kullanımı, bireysel bir tercih değil; doğrudan toplum sağlığını tehdit eden yapısal ve ciddi bir
problemdir. Bu çalışma, sigaranın birey ve toplum üzerindeki etkilerini bilimsel veriler, saha gözlemleri
ve eleştirel değerlendirmeler doğrultusunda ele almak, daha sağlıklı ve özgür bir toplum bilincine destek
olmak ve bir nebze de olsa katkı sunmak amacıyla yapılmıştır.
Küresel halk sağlığı dinamikleri incelendiğinde, modern dünyanın en büyük tutsaklığından biri olan tütün
ve tütün mamullerine bağımlılık; sadece bireyin fizyolojik yapısı ve sağlığına yapışan bir tehdit değil;
aynı zamanda sosyoekonomik ve çevresel boyutları ile hastalık yapıcı ve bir o kadarda öldürücü olduğu
milyonlarca defa kanıtlanmış sigaranın yarattığı, toplumsal çürüme ve yıkım olarak öne çıkmaktadır.
Herhangi bir maddi ya da kişisel menfaat gözetmeksizin, yalnızca toplumsal, sosyal fayda ve farkındalık
oluşturma amacıyla kaleme alınan bu araştırma; sigarayla mücadelede görev ve sorumluluk taşıyan
resmî kurumların, belediyelerin, eğitim kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve bu alanda öncü bir
rol üstlenmesi beklenen ve önemli bir misyona sahip olan YEŞİLAY’ ın mevcut uygulamalarını yeterlilik,
süreklilik ve etkinlik açısından sorgulamayı, eksik kalan yönlere dikkat çekmeyi ve daha etkin
politikaların ortaya konulması gerekliliğini hatırlatmayı hedeflemektedir.
Yürütülen çalışmaların niceliksel varlığından çok, toplumsal karşılığının ve somut sonuçlarının
tartışılması gerektiği açıktır. Kurumsal çabaların sürdürülebilirlik ve ölçülebilir etki açısından
değerlendirilmesinin, mücadelenin güçlendirilmesi adına gerekli olduğu çok açıktır. Günümüzde tütün
kullanımı, önlenebilir ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alarak, bireysel yaşam süresini ve toplumsal
refahı doğrudan tehdit etmektedir. Bu çalışma, bir "bağımlılık" meselesinden ziyade, bir "özgürleşme"
yolculuğunun pusulası olması amacıyla da kaleme alınmıştır.
Size sunulan 36 sayfalık bu araştırma ve deneme çalışması; tütün bağımlılığı ile mücadelenin
biyopsikososyal boyutlarını ele alan kapsamlı bir araştırma ve analiz sürecinin sonucudur.
Araştırmanın temel metodolojisi; literatür taraması ile nitel analizlerin sentezlenmesine dayanmaktadır.
Biyopisikososyal model:
"Tütün bağımlılığı; genetik yatkınlık ve nörokimyasal değişimlerin (biyolojik), bireysel baş etme
mekanizmaları ve öğrenilmiş davranışların (psikolojik), toplumsal normlar ve çevresel
tetikleyicilerin (sosyal) bir bileşkesidir. Bu nedenle çözüm, ancak bu üç alanın eş zamanlı
iyileştirilmesiyle (biyopsikososyal yaklaşım) mümkün olabilecektir."
BİYOPSİKOSOSYAL MODELİN BİLEŞENLERİ
1. Biyolojik Boyut (Vücut ve Kimya): Bu boyutta sigara, bir nörobiyolojik süreçtir.
Nikotin Reseptörleri:
Beyindeki ödül mekanizmasının nikotin tarafından ele geçirilmesi.
Yoksunluk Sendromu:
Kandaki nikotin düzeyi düştüğünde vücudun verdiği fiziksel alarm (titreme, uyku bozukluğu, iştah
artışı).
Genetik Yatkınlık:
Bazı bireylerin bağımlılığa biyolojik olarak daha meyilli olması.
2. Psikolojik Boyut (Zihin ve Duygu): Bu boyutta sigara, bir bilişsel süreçtir.
Şartlanma:
Kahve-sigara, yemek sonrası sigara gibi davranışsal eşleşmeler.
Stres Yönetimi:
Kişinin sigarayı bir "duygusal koltuk değneği" olarak kullanması.
Otomatik Düşünceler:
"Sigarasız odaklanamam", "O benim tek dostum" gibi hatalı inanç kalıpları.
3. Sosyal Boyut (Çevre ve Toplum): Bu boyutta sigara, bir kültürel süreçtir.
Sosyal Aidiyet:
"Sigara molası" gibi gruplaşma ritüelleri.
Öğrenilmiş Davranışlar:
Ailede veya rol modellerde sigara kullanımı (modelleme).
Erişilebilirlik:
Sosyal çevrede sigaranın ne kadar kabul gördüğü veya ne kadar kolay ulaşıldığı.
Bu çalışmanın gerçek amacı, sanal söylem, eylem ve medyatik görsellerden uzak, tamamen toplumsal
fayda ve insani bir sorumluluk bilinciyle hazırlanmış olması ve toplumsal fayda maksimizasyonunu
hedefleyen, sosyal sorumluluk projelerine katkı sağlayabilmesi ve öncülük edebilmesidir.
Kişisel ve temel motivasyonum, bir kişinin dahi bu zehirden kurtulabilmesi ve bağımlılık labirentinden
çıkış yolunu bulabilmesi, nefesinin yeniden özgürleşmesine ve yaşam kalitesinin yükselmesine vesile
olabilmektir.
Nazmi ÖLMEZYİĞİT’ in "Dünyalı İnsan Olmak Manifestosu-2010", sadece hayatta kalmak değil,
yaşamı ve sağlığı onurlandırarak, geleceğimize daha temiz ellerle derin izler bırakabilmektir.
Sigara ile mücadele, sadece fiziki ve tıbbi bir süreç değil, aynı zamanda bir irade beyanı ve kişinin kendi
varlığına duyduğu saygının bir tezahürü ve halk sağlığını korumaya yönelik, proaktif bir tutum ve kolektif
bir bilincin inşasıdır.
Okuyacağınız her satırın, değişim için ihtiyaç duyduğunuz o ilk kıvılcımı çakmasını ve bu zorlu ama
sonu aydınlık yolda yürüyecek olan okurlara yoldaşlık edebilmesi, emeğimizin karşılık bulduğu ve
hedefine ulaştığını gösterecektir.
Bu dokümanda yer alan bilgiler; bilimsel verilerle, gözlemlerle ve bu uzun soluklu mücadeleye dair
samimi düşüncelerle harmanlanmıştır. Bu çalışma aynı zamanda bağımlılık mekanizmalarını
anlamlandırmak, mücadele yöntemlerini rasyonel bir çerçeveye oturtmak ve bu süreçte ihtiyaç duyulan
bilişsel desteği sağlamak amacı da gütmektedir.
Sunulan verilerin ve çözüm önerilerinin, tütün ve türevleri ile mücadele çalışmalarına katkı sunmasını
ve bireylerin karar verme süreçlerinde, yardımcı ve referans olması en büyük dileğimdir.
Bu çalışma; sigarayı bırakma yolunda olanlara yol gösterici ve ikna edici olmayı, henüz başlamamış
olanları bilinçlendirmeyi ve okuyucuyu, bireysel olduğu kadar kurumsal sorumluluk üzerine de
düşünmeye davet etmektedir.
Amacım, bireysel farkındalığın ve bilinçlenmenin yanı sıra, kurumsal sorumlulukların yeniden
değerlendirilmesine, geliştirilmesine ve toplum sağlığına küçük de olsa bir katkı sunabilmek, daha etkili
bir mücadele anlayışına dikkat çekebilmektir.
Bilginin paylaşıldıkça toplumsal dönüşüme ve gelişime hizmet edeceği inancımla, bu çalışmanın daha
sağlıklı bir geleceğe katkı sunmasının beklentisi içindeyim.
Tüm Halkımıza sağlıklar diliyorum.
TÜRK HALKI İLELEBET VAR OLACAKTIR.
Nazmi ÖLMEZYİĞİT Aralık 2025
MANTRA
(Bilişsel tekrar)
Bu çalışmada, sık sık tekrarlanan ifadelere rastlayacaksınız.
Bundan amaç, okuyucunun zihnini odaklamak, sakinleştirmek verilmek istenen asıl
düşünceyi güçlendirmek; bir ifadeden başka bir ifadeye geçerken, asıl anlatılmak istenen
algıdan uzaklaşmamak ve sürekli zihinde canlı tutmak içindir.
Bazı bölümlerde de akademik üsluptan ayrılıp, caydırıcılığı güçlendirmek ve vurgulamak
adına farklı ifadelere yer verilmiştir.
Örneğin:
Sigara kullanan bir ferdin, açık hava veya kapalı mekan ayırmaksın her zaman ve her
yerde, hamile, bebek, çocuk, yaşlı, hasta ayırmadan diğer insanların yanında
(toplumun içinde) hiçbir izin almadan (Yasalarımıza göre suçtur) sigara içmelerinin
adı; hasta edici gerçek bir öz kıyım, çevre kirliliği, kötü koku yayarak zehir terörü
yaratmak değil midir?
İçilen her sigara, kanser olmak için atılmış “biyolojik imzadır.”
Atılan son izmarit ise çevreye yapılan, zehirli bir 'karbon ayak izi istilasıdır.”
Gelişi güzel yere yanık atılan her izmarit, kimyasal bir atık bombası, atan da kimyasal
katı atık suçlusudur.
Kimyasal atıklar gelişi güzel her yere atılamaz.
Bu durum, ülkemizde ve dünyanın her ülkesinde yasal bir suçtur.
Bağımlı olan siz değilsiniz, sigaradır…
Sigara, senin vücudunu, sağlığını, gücünü, paranı, yıllarını çekip alan bir asalaktır.
ÖNCELİKLE, SİGARA VE TÜREVLERİ İÇİN YASAL MEVZUAT NE DİYOR,
BİRLİKTE İNCELEYELİM…
TÜRKİYE’ de sigara ve tütün ürünleriyle mücadele; 4207 Değişik 5727 sayılı "Tütün
Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun" ve bu kanuna bağlı olarak
çıkarılan yönetmelikler çerçevesinde yürütülür.
YASA VE YASAL HÜKÜMLER
Resmî Gazete - 9 Ocak 2008 CUMARTESİ - Sayı: 26761
5727 Sayılı TÜTÜN MAMULLERİNİN ZARARLARININ ÖNLENMESİNE
DAİR KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN Kabul Tarihi: 3/1/2008
MADDE 1 – 7/11/1996 tarihli ve 4207 sayılı Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair
Kanunun adı "Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun"
şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 2- (6) Bu Kanunun uygulanmasında "tütün ürünü" ibaresi tüttürme, emme, çiğneme ya da
buruna çekerek kullanılmak üzere üretilmiş, hammadde olarak tamamen veya kısmen tütün yaprağından
imal edilmiş maddeyi ifade eder.″
MADDE 4 – (7) Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu ile ulusal, bölgesel ve yerel
yayın yapan özel televizyon kuruluşları ve radyolar, ayda en az doksan dakika tütün
ürünleri ve sağlığa zararlı diğer alışkanlıkların zararları konusunda uyarıcı, eğitici
mahiyette yayınlar yapmak zorundadır.
Bu yayınlar, asgari otuz dakikası 17:00-22:00 saatleri arasında olmak üzere 08:00-22:00 saatleri
arasında yapılır ve yayınların kopyaları her ay düzenli olarak Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna
teslim edilir. Bu saatler dışında yapılan yayınlar, aylık doksan dakikalık süreye dahil edilmez.
Bu süreler, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından denetlenir. Bu programlar,
Sağlık Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Tütün,
Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu, bilimsel
kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri tarafından hazırlanır veya hazırlattırılır.
Hazırlanan programlar, Sağlık Bakanlığının olumlu görüşü alındıktan sonra Radyo ve Televizyon
Üst Kurulu tarafından yayınlanması sağlanır.
(8) Tütün ürünleri tüketiminin ve tütün dumanına maruz kalmanın oluşturduğu sağlık riskleri
konusunda çocukları ve gençleri bilinçlendirmek üzere ilgili kuruluşlar ve sivil toplum
örgütlerinin görüşleri alınarak Millî Eğitim Bakanlığı tarafından bir müfredat hazırlanır.
(9) Tütün ürünleri alışkanlığının bırakılmasını özendirici programlar ve tütün bağımlılığının ilaç
ile tedavisinin ulaşılabilir olması için gerekli çalışmalar Sağlık Bakanlığı tarafından yapılır.
(10) Bu maddenin yedinci, sekizinci ve dokuzuncu fıkralarında yer alan
programların finansmanına yönelik olarak her yıl Millî Eğitim Bakanlığı ve Sağlık
Bakanlığı bütçesine yeterli ödenek konulur.
(11) 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (7)
numaralı bendinde belirtilen ilan ve reklam giderleri gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider
olarak gösterilemez.
5326 Sayılı KABAHATLER KANUNU' nun 39. maddesi gereği; kamu hizmet
binalarının kapalı alanlarında ve belirli açık alanlarda tütün ve tütün mamullerinin
tüketimi yasaktır.
SİGARA İLE MÜCADELE KANUNUNU VE YÖNETMELİĞİNİN GETİRDİĞİ, TEMEL KISITLAMALAR
1. Kapalı Alanlarda Tüketim Yasağı:
Kamu Hizmet Binaları: Koridorlar ve tuvaletler dahil tüm kapalı alanlarda yasaktır.
Eğitim ve Sağlık Kurumları: Okul ve hastanelerin sadece kapalı alanlarında değil, açık alanlarında
da (bahçelerinde) sigara içilmesi kesinlikle yasaktır.
Toplu Taşıma: Taksi, otobüs, tren, vapur ve uçak gibi tüm toplu taşıma araçlarında yasaktır.
Sosyal Alanlar: Restoran, kafe ve bar gibi eğlence mekanlarının kapalı alanlarında tüketim yapılamaz.
2. Açık Alanlara Getirilen Kısıtlamalar:
Yönetmelik, zamanla açık alanları da kapsayacak şekilde genişletilmiştir:
Çocuk Parkları: Çocukların bulunduğu oyun alanlarında sigara içilmesi yasaktır.
Kültürel ve Sportif Alanlar: Stadlar, açık hava tiyatroları ve konser alanlarının tribünlerinde sigara
içilemez.
İbadethaneler: Avlu ve bahçelerinde kısıtlamalar mevcuttur.
Bina Girişleri: Kamu binalarının giriş kapılarına belirli bir mesafeden (genellikle 5-10 metre) daha
yakın mesafede sigara içilmesi yasaklanmıştır.
3. Satış, Reklam ve Ambalaj Kuralları:
18 Yaş Sınırı: 18 yaşını doldurmamış kişilere tütün ürünlerinin satışı ve sunumu yasaktır.
Düz Paket Uygulaması: Marka logolarının kaldırıldığı, üzerinde caydırıcı görsel ve yazıların
bulunduğu standart paket uygulaması zorunludur.
Reklam Yasağı: Televizyon dizilerinde, filmlerde ve kliplerde sigara görüntülerine (buzlanarak dahi
olsa) izin verilmez; her türlü reklam ve sponsorluk yasaktır.
Otomatlar ve Tekli Satış: Otomatla satış ve tane ile (tekli) sigara satışı yasaktır.
4. Denetim ve Cezai Müeyyideler:
İdari Para Cezaları: Yasağa uymayan bireylere ve yasağı uygulamayan işletmelere her yıl güncellenen
tutarlarda idari para cezası uygulanır.
Yeşil Dedektör: Vatandaşların ihlalleri bildirebileceği mobil uygulama üzerinden denetim ekipleri
yönlendirilmektedir.
“Dünyalı İnsan” Sorumluluğu:
Nazmi ÖLMEZYİĞİT’ in “Dünyalı İnsan Manifestosu” nda belirttiği gibi, kurallar sadece cezadan
kaçmak için değil, yaşama saygı duymak için vardır. Sigara izmaritlerinin doğaya bırakılmaması ve
dumanın başkalarına ulaşmaması, "Dünyalı İnsan" olmanın en temel etik kurallarından biridir.
5727 SAYILI YASA VE İLGİLİ YÖNETMELİĞE ALDIRMADAN,
BAĞIMLILAR TARAFINDAN, GELİŞİ GÜZEL SİGARA İÇİLEN YERLER
En sık “gelişi güzel” sigara içilen yerler:
Kafe ve restoranların kapı önleri: İçeride yasak, kapının önünde serbestmiş gibi davranılan
alanlardır.
Kafe ve restoranların açılır tavanlı bölümleri: Böyle bir kavram kalmadı (Havanın durumuna
göre tavan hiç açılmadan kullanılıyor, dumandan göz gözü görmüyor), her yer serbest hale
getirildi.
Otobüs durakları: Sürekli tartışmalar yaşanıyor. (Özellikle kalabalık ve yarı kapalı duraklarda)
Cadde ve sokaklar: Yaş ve cinsiyet sınırı olmaksızın içilen sigara, söndürülmeden gelişi
güzel ve yanar durumda yere atılıyor.
Yaya geçitleri: Aynı şekildedir. İçilen sigara yanar durumda ve gelişi güzel yere atılıyor.
Apartman girişleri, merdiven boşlukları ve asansörler: Kurumsal olmayan işyerlerindeki
asansörde sık sık rastlanıyor.
Hastane bahçeleri ve girişleri: En ironik ama en yaygın yerlerdendir. Hastane içindeki
binaların kapı önleri, oturulan banklar, kafe önleri sigara içenler tarafından sağlıkla alay edilir
haldedir.
Okul çevreleri ve kapı önleri: Çıkış saatlerinde bahçe dışı, kapı önleri ve duvar diplerinde
yoğunlukla sigara içiliyor. Bazı okullarda Öğretmenlerde aynı yerlerde sigara içiyor.)
Parklar ve çocuk oyun alanlarının yakınları: Buralara çocuklarını getiren anne ve babalarda
dahil, herkes sigara içiyor. İzmaritler genelde aynı şekilde yere atılıyor.
Plajlar: Kumda, şezlong yanında, denize girenlerin dibinde yaygın olarak içiliyor.
Metro / metrobüs / tramvay çıkışları: Durak önlerinde yoğun şekilde sigara içiliyor.
Kapalı otoparklar: Araçtan inenler ya da araca dönenler tarafından içiliyor ve yere atılıyor.
Pazar yerleri: Pazarın her yerinde, pazarcı veya halk tarafından aynı şekilde içiliyor.
Kamu binalarının kapı girişleri: (Belediye, adliye, nüfus müdürlüğü vs.)
Önemli not:
TÜRKİYE’ de birçok kapalı ve açık alanlarda sigara içmek yasaktır. Kanunen yasak olan hemen her
yerde uluorta yürürken/otururken 3 kişiden 2 kişinin sigara içiyor olması, bu konuda yeterli denetimin
yapılmadığının delili ve ispatı oluyor. Ülkemizde yeterli denetimlerin olmaması nedeniyle alışkanlıkları
hız kesmeden devam ettiriyor ve bağımlı sayısını giderek arttırıyor.
Son yıllarda sigara bağımlılarının giderek artması ve toplumu istila etmesi, devletin ve STÖ’
lerin caydırıcılık mekanizmalarının çalışmaması ve zafiyet göstermesi, sigaranın “serbest”
olduğu anlamına da gelmiyor. Çözüm bekleyen asıl problem, halkımızın da istilayı kabullenmiş
olmasında yatıyor.
SİGARA İÇİLMESİ YASAK ALANLAR
Açık alanlar ve doğa:
Mesire yerleri (piknik masaları, mangal alanları, yürüyüş yolları)
Orman içi dinlenme alanları
Milli parklar (Yangın riski olmasına rağmen maalesef çok yaygın)
Doğa yürüyüş parkurları
Bisiklet yolları
Sahil yürüyüş yolları
Kamp alanları
Göl ve baraj kenarları
Şelale ve seyir noktaları
Tabiat parkları
Kanyon ve vadiler
Koruma altındaki doğal alanlar
Kent içi açık alanlar:
Parklar
Çocuk oyun alanlarının çevresi
Spor sahaları ve açık hava fitness alanları
Stadyum çevreleri
Meydanlar
Yaya kaldırımları (Özellikle dar ve yoğun olanlar)
Yaya geçitleri
Semt pazarları
Festival, konser, miting alanları
Açık hava düğünleri ve organizasyon alanları
Geçiş noktaları
Otobüs, minibüs, dolmuş durakları
Metro / tren istasyonu giriş-çıkışları
İskeleler ve vapur bekleme alanları
Havalimanı açık alanları
Otopark girişleri
Yaya alt ve üst geçitleri
Binalar ve yarı kapalı alanlar
Apartman girişleri
Merdiven boşlukları
Asansör önleri
Yangın merdivenleri
Kapalı otoparklar
İş hanı iç avluları
Plazaların “açık” sayılan ama aslında kapalı alanları
AVM girişleri ve terasları
Eğitim, sağlık ve kamu çevresi
Hastane bahçeleri ve acil girişleri
Okul bahçesi çevresi
Üniversite kampüsleri
Yurt çevreleri
Kamu binaları girişleri
Adliye ve belediye önleri
Neden özellikle bu alanlar?
“Açık hava = serbest” algısı
Denetim eksikliği
Kalabalıkta görünmez olma hissi
“Bir tane ne olacak” rahatlığı
Yangın ve pasif içicilik riskinin küçümsenmesi
5727 SAYILI KANUN, İLGİLİ YÖNETMELİKLER VE YERLEŞİK UYGULAMALARA GÖRE “AÇIKÇA YASAK” OLAN YERLER
Açıkça yasak olan yerler (yoruma kapalı).
Bunlarda “ama camı açık / kapı önünde / yarı açık” gibi bahaneler geçmez:
Kapalı alanlar (istisnasız yasak)
Tüm kapalı alanlar
Kapalı otoparklar
Merdiven boşlukları
Asansörler ve asansör önleri
Yangın merdivenleri
İş hanları iç alanları
AVM’ lerin kapalı bölümleri
Toplu taşıma araçları (otobüs, metro, tren, vapur vb.)
Toplu taşıma ve çevresi
Otobüs / minibüs / dolmuş durakları
Metro, tramvay, tren istasyonlarının kapalı alanları
Vapur iskelelerinin kapalı alanları
Havalimanlarının tüm kapalı alanları
Durakların açık alan kısmında bile uygulamada çoğu belediye yasak kabul eder.
Eğitim kurumları ve çevresi
Okul binaları (devlet–özel fark etmez)
Okul bahçeleri
Üniversite kapalı alanları
Yurtların kapalı alanları
Açık alan kampüsler: Üniversite içindeki açık alanlarda Yönetimce cezai yaptırım uygulanır.
Sağlık kurumları
Hastanelerin tüm kapalı alanları
Hastane bahçeleri
Acil servis girişleri
Ağız ve diş sağlığı merkezleri
Aile sağlığı merkezleri
Bahçe dahil yasak olan nadir yerlerden biridir.
Kamu binaları
Belediyeler
Adliyeler
Kaymakamlıklar
Nüfus müdürlükleri
Vergi daireleri
Postaneler
Tümü: kapalı alanlarda kesin yasak.
Açıkça yasak ve Ek riskli olan yerler (orman ve doğa) Orman ve yangın riski olan alanlar
Ormanlık alanlar
Milli parklar
Tabiat parkları
Mesire yerleri
Orman içi dinlenme alanları
Özellikle yaz aylarında:
Valilik/orman idaresi kararlarıyla sigara içmek tamamen yasaktır.
İzmarit atmak ayrı suç, yangına sebep olursa hapis cezası vardır.
Yasak ama uygulamada “gri alan” gibi davranılanlar: (Denetim zayıflığından)
Parklar
Çocuk oyun alanlarının çevresi
Spor alanları
Sahil yürüyüş yolları
Pazar yerleri
Festival / etkinlik alanları
Apartman ortak alanları
Belediyenin veya site yönetiminin kararına göre ceza kesilebilir.
Açıkça serbest sayılanlar (istisnalarla)
Özel mülke ait açık alanlar
Ev balkonu (başkasını rahatsız etme durumu ayrı hukuki konu)
Belediyece yasaklanmamış açık alanlar
SİGARA(TÜTÜN VE TÜREVLERİ) KULLANIMINDAKİ EĞİLİMLER
SİGARANIN KÖKENİ:
Sigaranın geçmişi MÖ. 3000' li yıllara dayanır. Eldeki veriler, Mısırlılar ve Güney Amerika'daki Maya
Hintleri arasında dini ve resmi törenlerde, büyü ve sihir olarak kurutulmuş bitkilerin yakıldığını ve tütsü
olarak kullanıldığını gösteriyor. Tütünü ilk kez tüttürerek içen Kızılderililer’ dir.
İlk yıllarda tütün yaprağına daha sonra da ince kâğıda sarılarak içilmeye başlanmıştır.
1881 yılında ABD'de, James Albert Bonsack ilk sigara yapan makinenin patentini almıştır.
Tütün Osmanlı İmparatorluğu'na 1570' lerde girmiştir.
Denizciler tütünü birtakım hastalıkların tedavisinde kullanılan ve keyif verici bir ilaç olarak tanıtmıştır.
İlk ekime Ege kıyısında başlanmıştır. Tütünün ticarî olarak Amerika kıtasından sonra ilk defa Osmanlı
İmparatorluğunda üretilmiştir.
17. yüzyılın başından itibaren tütünün tüketimi, üretimi ve ticareti yayılmaya başlamış, İstanbul
pazarlarında yerini almıştır. 1609'dan 1649'a kadar Osmanlı İmparatorluğunda tütün yasaklanmış.
1800'lerde tütün çoğunlukla pipo ve puro olarak içilirdi. Ayrıca çiğnenir veya enfiye olarak da kullanılırdı.
1881'den itibaren, sarma makinesi büyük miktarlarda sigara üretebiliyordu. Sigaralar kullanışlı
paketlerde satılıyor ve kolayca yakılabiliyordu.
I. Dünya Savaşı sırasında sigara, ordunun günlük iaşesinin bir parçasıydı. Ordu doktorları, sigara
içmenin yaralıların rahatlamasına ve ağrılarının hafiflemesine yardımcı olduğunu söylüyordu.
1920'lere gelindiğinde sigara, tütün kullanan Amerikalıların favori tercihi haline gelmişti.
Sigara kullanımı 1960'ların ortalarına kadar arttı. O dönemde ABD'li yetişkinlerin %42'si sigara içiyordu.
ABD Başhekimi, 1964 yılında sigarayı akciğer kanseri, kalp hastalığı ve amfizem gibi ciddi sağlık
riskleriyle ilişkilendiren bir rapor yayınladı.
2017 yılına gelindiğinde, sigara içen yetişkin sayısı toplam nüfusun yaklaşık %14'üne düşmüştü..
FİZİKSEL TANIMLAMA: (Kimyasal içerik sayfa:16)
Sigaranın bağımlılık yapan ana maddesi nikotin, renksiz, kokusuz ve oldukça yüksek zehir içeren
kimyasal bir maddedir. Böcek İlacı yapımında kullanılmaktadır. Yarılanma ömrü 60 dakika gibi kısadır.
Sigara içiminde dolaylı ve çok yavaş olarak kana geçmektedir; metabolizma hızı ile alım hızı dengelidir,
dolayısıyla vücutta birikim yapmaz ve güçlü bir uyuşturucu madde olduğu için bir süre sonra tolerans
gelişir. Bu yüzden de çok toksik olmasına ve sigara bağımlılar tarafından sürekli alınmasına rağmen
hızlı bir ölüme yol açmaz, ölüm yavaş yavaş gerçekleşir.
PSİKOLOJİK TANIMLAMA: BAĞIMLILIK
Sigara içme eylemi bulaşıcı bir psikiyatrik hastalıktır, sirayetle kuşaktan kuşağa görerek-duyarak
bulaşır. Sigara içme eylemi, insanların doğduklarından itibaren çevrelerindeki binlerce sigara içicisine
ait binlerce bilinçaltı kayıt ile gerçekleşir. Sigara firmalarının bunu güçlendirmek için kurduğu tuzaklar
ve kitlesel beyin yıkama programları sayesinde daha çocukken zihinlerine yerleşir.
Marlboro-Formula1 yarışları, Camel Trophy, Parliament Sinema Kulübü gibi sosyokültürel
projelerle inançlar ve beklentiler güçlendirilir. Tüm sahneler ve gizli reklam çalışmaları sigarayı
hayatın her aşamasında olması gereken normal bir şey gibi algılamamız için ayarlanmış ve hepsine
bugüne kadar trilyonlarca dolar para harcanmıştır.
Günlük hayatımızda, sigara bağımlılığının büyük oranda psikolojik olduğunu gösteren en çarpıcı
kanıtlar hamilelik, oruç ve uzun uçak yolculuklarıdır.
Birçok bağımlı, hiçbir fiziksel sıkıntı yaşamadan, 10-12 saat süren okyanus aşırı uçak yolculukları
yapabilir. Çünkü uçak inene kadar içmemeye şartlanmıştır. Uçaktan iner inmez, sigarasını hemen
yakmak ister ve eğer yasak vb. bir engelle karşılaşırsa, canı sıkılır ve nikotin çekilme belirtisi
zannettiği sinirlilik, gerginlik, çarpıntı, terleme, el titremesi, kafasını toplayamama gibi 12 saat
boyunca yaşamadığı tüm belirtileri, ilginç bir şekilde saniyeler içinde yaşamaya başlar.
Halbuki asıl sorun, içmemek üzerine şartlanılmış olan sürenin sona ermiş olmasıdır. Yani fiziksel
bağımlılıktan kaynaklandığı sanılan çekilme belirtileri, gerçekten hissedilir, ancak tetiği çeken yine
psikolojik bağımlılıktır. İçme beklentisi ve şartlanmayla ilgili çok fazla sayıda bilimsel araştırma ve kanıt
vardır.
Ancak sigara ile birlikte nikotin replasman tedavilerinin kullanılması aşırı doza bağlı komplikasyonlara
ve ölüme yol açabilir.
FİZİKSEL VE PSİKOLOJİK FAKTÖRLERİN BİRLEŞİK ETKİSİ
Sigara dumanı, pasif içicilik yoluyla diğer insanları da etkiler.
Aslında her bağımlı ilk sigarayı denemeden çok önce psikolojik olarak bağımlı hâle gelmiştir, yani
zihnen sigaraya başlamıştır.
Birkaç sigara içildikten sonra hızla nikotine bağımlı olunur. Fiziksel bağımlılık tam olarak yerleştikten
sonra kişi her sigarayı yakışta göreceli bir iyilik hâli yaşar, beyin yıkamaların zihinde yarattığı yanlış
kodlar dolayısıyla yaşadığı bu yükselmenin göreceli bir iyilik hâli, bir yanılsama olduğunu fark edemez
ve gerçek bir keyif-destek olduğunu zanneder.
Bağımlı bu yanılsamayı hayatındaki keyif-stres-sıkıntı gibi çeşitli anlarla şartlı refleks hâline getirdikçe,
günde 20-30 kez yaşadıkça psikolojik bağımlılığı her geçen gün biraz daha güçlenir, sigaraya verdiği
değer artar.
Sigarasız yaşayamayacağını zannetmesinin, bırakınca mutsuz olmasının tek sebebi, bu geçici göreceli
iyilik hâlini gerçek sanması ve bundan mahrum kalmanın yarattığı yalancı fedakarlık hissidir. Viyana
Üniversitesi Halk Sağlığı departmanından Prof. Neuberger Allen Carr sigara bırakma metoduyla
ilgili yaptığı 1 yıllık izleme çalışmasında, sigara içenlerin girdiği bu kısır döngüden söz etmiştir.
bahsetmiştir.
SİGARAYA BAĞLI ÖLÜMLER:
20. yüzyıl (1900–1999):
Bilimsel çalışmalara göre “20.yy.” da sigara ve tütün kullanımı yaklaşık 100 milyon insanın ölümüne
yol açmıştır. Bu sadece kronik hastalık ve sigaraya bağlı nedenlerle ölen kişileri kapsamaktadır.
21. yüzyıl – günümüze kadar (2000–şimdi):
Sağlık örgütleri ve nüfus verileriyle yapılan projeksiyonlara göre “mevcut eğilimler” devam ederse,
21. yy. boyunca sigara yüzünden yaklaşık 1 milyar insan ölebilir.
Güncel yıllık ölüm:
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve diğer büyük araştırmalar, her yıl sigara ve tütün ürünleri kullanımına
bağlı nedenlerle genellikle 7 ile 8 milyon arasında insanın öldüğünü bildiriyor. Bunların büyük kısmı
aktif kullanıcılar, bir kısmı ise pasif içicilikten yaşamını yitiriyor.
Bugünle ilgili örnek yıllık sayılar:
Yaklaşık 8 milyon kişi (aktif içiciler + pasif duman etkisi dahil) sigara ve türevleri nedeniyle her yıl
hayatını kaybediyor.
Bunların içinde ~7 milyon doğrudan tütün kullanımı, ~1–1,3 milyon ise pasif dumana maruz kalma
(sigara içmeyenlerin ölümü) kaynaklı olabiliyor.
Genel bakış:
100 milyon kişi - 20.yy. da sigara yüzünden ölenler.
8 milyon/yıl - günümüzde her yıl sigaraya bağlı ölümler.
Potansiyel ~1 milyar kişi, 21.yy. boyunca devam ederse toplam tahmini sigara kaynaklı ölüm.
Tütün ve türevlerini (pipo, puro, nargile vb.) de kapsıyor.
SİGARAYA GÖSTERİLEN ANLAMSIZ SAYGI…
İÇMEYEN İNSANLARA YAPILAN
ÖZ KIYIM, EZİYET, ZULÜM VE İŞGALDİR…
Evet, her yıl sigaraya 25 Milyar Dolar harcıyoruz!
Bunun 15 milyar doları direkt sigaraya ödeniyor.
10 milyar doları ise sigaradan kaynaklanan hastalıkların, tedavisi için harcanıyor.
Yani, sigara içmeyen halkın parası, sigara içenleri tedavi etmek için harcanıyor.
Üstüne de yer, mekan ve açık alan gözetmeksiniz her yerde içilen sigara ile içmeyen
insanımız, sigara içenler tarafından öz kıyıma, eziyete, zulme ve istilaya maruz
bırakılıyor!
Ülkemizi milyarlarca dolar zarar sokan sigaraya, bağımlılar tarafından inanılmaz bir
ihtimam ve özel saygı gösteriliyor.
Acı olan gerçek ise sigaranın dumanını havaya üfleyerek, göz göre göre ve bilerek milli
servetimizi, heba ediyoruz.
Az gelişmişlikten gelişmişliğe giden yollara, can alıcı ve öldürücü engeller koyuyoruz.
Bu alışkanlık, baskıcı bir içgüdüye boyun eğmek, aklı ve akılsal yetenekleri askıya
almak, hatta hiçe saymak değil midir?
Sigara kullanan bir ferdin, açık hava veya kapalı mekan ayırmaksın her zaman ve her
yerde, hamile, bebek, çocuk, yaşlı, hasta ayırmadan diğer insanların yanında hiçbir izin
almadan sigara içmelerinin adı; hasta edici gerçek bir öz kıyım, çevre kirliliği, kötü koku
ve zehir terörü yaratmak ve yaymak değil midir?
İçilen her sigara, kanser olmak için atılmış “biyolojik imzadır.”
Atılan son izmarit ise çevreye yapılan, zehirli bir 'karbon ayak izi
istilasıdır.”
Yere yanık atılan her izmarit, kimyasal bir atık bombası, atan da kimyasal katı atık
suçlusudur. Kimyasal atıklar gelişi güzel her yere atılamaz. Bu yasal bir suçtur.
Bir sigara izmariti ülkemizdeki, 1.000 litre suyu zehirliyor.
NASIL MI?
Sigara izmaritinin suyu zehirlemesi:
Sigara izmaritinin suyu zehirlemesinin temel sebebi, filtrenin (selüloz asetat) içerdiği ve emdiği toksik
kimyasal maddelerdir.
Toksik maddeler:
Sigara izmaritleri, içerdikleri ve yandığında oluşan nikotin, arsenik, kadmiyum, kurşun, amonyak ve
formaldehit gibi yaklaşık 4.000' e yakın zehirli kimyasal maddeyi barındırır.
Suda çözünme ve salınım:
İzmaritler çöpe atılmadığında, yağmur suları veya rüzgar aracılığıyla toprağa, yer altı su kaynaklarına,
akarsulara, göllere ve denizlere taşınır. Suyla temas ettiğinde, filtrede biriken bu toksik maddeler
çözünerek suya karışır.
Zehirli hale getirme:
Bazı çalışmalar, tek bir izmaritten sızan kimyasalların 1.000 litre suyu sağlıksız hale
getirebildiğini ve bu suyun, canlı yaşamını olumsuz etkilediğini göstermiştir.
Bu çalışma, suyun içile bilirliğini veya sucul ekosistemin (mavi su ve yeşil su) sağlığını bozma
tehlikesini ve potansiyelini ifade ediyor.
Sucul yaşama etkisi:
San Diego State Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre, bir litre suya bir adet izmarit
eklendiğinde dahi sucul canlıların (özellikle balıkların) yarısının öldüğü gözlemlenmiştir. Bu, toksisite
seviyesinin ne kadar yüksek olduğunu göstermektedir.
Diğer çevresel Zararları:
Mikroplastik kirliliği:
Sigara filtreleri, doğada yüzlerce yıl çözünmeden kalabilen selüloz asetat adı verilen bir plastik türünden
yapılmıştır. Zamanla parçalanarak mikroplastiklere dönüşür ve bu parçacıklar toprağa, yer altı ve yüzey
sularına karışır.
Besin zincirine giriş:
Mikroplastikler ve izmaritlerden sızan zehirli maddeler, deniz ve su canlıları tarafından yutulur. Bu da
besin zinciri yoluyla, daha büyük canlılara ve nihayetinde insan vücuduna kadar taşınır.
Çözünme süresi:
Bir tek sigara izmaritinin doğada tamamen çözünmesi, yaklaşık 10 yıl sürebilir.
Sonuçlama:
1.000 litre suyu zehirleme detayı, bir izmaritin içerdiği yüksek konsantrasyondaki kimyasallar
nedeniyle geniş bir su kütlesini kullanılamaz, sağlıksız veya canlılar için ölümcül hale getirme
potansiyelini vurgulayan, bilimsel bulgulara dayanan, güçlü bir uyarıdır. İnsanın inanası gelmiyor.
TÜRKİYE’ de yaklaşık, 15 milyon kişinin sigara içtiği tahmin ediliyor ve TAPDK verilerine
göre yıllık 6,9 MİLYAR PAKET sigara tüketiliyor.
Bu durum, sigara kullanımının toplumda yaygın olduğunu göstermekle birlikte, kişi başı günlük
ortalama tüketimin 1,25 paket olduğuna işaret ediyor. 26 Şubat 2025
Ülkemizde bebek, çocuk, hamile, genç, yaşlı ve hasta ayırmadan insanımıza, doğasına
ve canlılarına verdiği zararın boyutu çok ürkütücü, bir o kadarda düşündürücüdür.
SİGARA İLE MÜCADELE KONUSUNDA;
BAKANLIKLAR, ÖZELLİKLE SAĞLIK BAKANLIĞI, AİLE VE SOSYAL İŞLER BAKANLIĞI,
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI, GENÇLİK VE SPOR BAKANLIĞI, İÇİŞLERİ BAKANLIĞI (Polis,
Jandarma), MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI (TSK), KIZILAY, YEŞİLAY, VALİLİKLER,
BELEDİYELER, EĞİTİM KURUMLARI, RTÜK VE STÖ’LER, yasaların eşgüdümünde
üzerlerine düşen görevi, süreklilik arz eden stratejiler ve hissedilir bir caydırıcılık ve
etkinlikle yapmıyorlar.
Yasalarımızın eksikliği bir yana, sigarayı yasaklayan uyarıların ve alınan tedbirlerin yetersizliği,
denetimlerin gayri ciddiliği ve yerine göre hiç denetlenmemesi nedeni ile yasalar yok sayıldı,
alınan önlemler, duvarlardan ve levhalardan silindi, kapalı mekanlarda da tamamen unutuldu.
SİGARA, HER YERDE VE HER ZAMAN, YASA DIŞI SINIRSIZ OLARAK İÇİLİR HALE GELDİ.
Başta devlet hastaneleri, eğitim kurumları, otogarlar, caddeler, meydanlar, parklar ile kafeler,
restoranlar, kahvehaneler ve diğer sivil işletmelerin günlük yaşamda sürdürdüğü insanlık dışı
ve yasa tanımaz uygulamaları, sigara içmeyenlerin kabusu haline dönüştü ve yaşama hakkını
kısıtlar hale getirdi. Oysa bu gibi yerlerde ve daha fazlasında sigara içmek yasal olarak suçtur.
Bu konuda, Devlet Kurumlarının sigara ile ilgili insan ve çevre sağlığını korumda, yasaları
uygulamayıp, son derece duyarsız ve yetersiz olması, yapılan yanlış ve yasa dışı uygulamaları
adeta cesaretlendiriyor.
Bazı yabancı marka kafelerde WC yanında 1 veya 2 masa sigara içmeyenlere, tüm kafe alanı ise
sigara içenlere ayrılmıştır. Bu da denetimlerin çok yetersiz kaldığına, kesin bir ispat oluşturuyor.
Bu konu, oldukça hassas ve derin sosyal gözlemlere dayanıyor.
Son yıllarda sigara içenlerin giderek ve çok fazla artması, derin bir toplumsal soruna S.O.S.
veriyor (S.O.S - Save Our Souls - Ruhlarımızı kurtarın, yardım edin, acil durumdayım ya da
tehlikedeyim).
18 yaş altı çocukların ve 20 yaş üstü gençlerin, özellikle genç kızların (genel de tüm bireylerin) bir
sigaraya gösterdiği özeni, ihtimamı ve saygıyı, sigaraya içmeyen insanlarımıza göstermemeleri
ve insan ilişkilerine yansıtamamaları; bu konuda yaşanan apaçık bilinç eksikliği, toplumsal bir
çözülme ve çöküşçül sorun haline gelmiştir. Bu sorun her gün ve günün her dakikasında sıkça
karşılaştığımız, acıtıcı bir gerçek olup, bizleri de hayli meşgul edip ziyadesi ile üzüyor.
Bu durum hayli düşündürücüdür demekle birlikte, gelişen farkındalığı insanlara anlatmak için hem nazik,
hem de sevgi ve şefkat dili kullanması çok önemlidir.
Elde saygı ile tutulup kullanılan nesne; yanan ateşten çıkan dumanı, ağızdan alınan nefes ile
birlikte içe çekerek akciğerlere gönderilen zehir ile içeni ve içenin nefesini soluyan toplumu da
zehirleyerek, milyonlarca insanın ölümüne neden olan zehirli kimyasal bir bomba ve ortalığa
zehir saçan basit bir tütündür.
Konu bu yönü ile de toplumumuza anlatılmalıdır.
Genç kızlarımızın, kalem gibi parmaklarla sigarayı nezaketle tutuşları, külünü zarafetle her yere
dökmeleri, yanmakta olan izmariti gelişi güzel her yere atmaları bir yana, sigaraya gösterdikleri
saygıyı gördükçe, gelecekleri ile ilgili endişelerimiz büyüyüp, derinleşiyor.
Erkek ya da kadın bebek, çocuk, hamile kadınların, astım, koah, enfeksiyon, kronik tıkanıklık,
inflamasyon, tümör, damar bozukluğu veya insanların akciğer veya başka bir sağlık sorunu
olabileceğini hiç düşünmeden; sadece kendi zevklerini tatmin etmek yada nikotin yoksunluğu
isteği ve psikolojik baskısı adına, her yerde, her zaman ve uluorta, fütursuzca sigara içmelerine
ve izmaritlni yanarak her yere atmalarına şahit oldukça, dengesizliklerine, bencilliklerine çok
şaşırıyor, çok üzülüyor ve çokta kızıyoruz.
Bağımlıları bu kadar bencil yapan nedir?
Aynı nezaketi ve saygıyı insanımıza göstermelerinde, neden son derece cimri davranıyorlar?
Hem kendilerine, hem de insan sağlığına yüzde yüz zararlı, alt tarafı kağıda sarılmış tütün ve 7.000
çeşit kimyasalı barındırdığı bilinerek içilen sigaradır. Uluorta her yerde ve bilhassa insanın yoğun olduğu
yerlerde içilemeyeceğini düşünmüyorlar. Bu düşüncesizliğe, her an ve her yerde rastlıyoruz.
Hiç düşündük mü?
Sigarayı kırmamak, ezmemek için gösterdiğimiz özeni, bir insan kalbine
gösterseydik, bugün ilişkilerimiz nasıl bir düzeyde olurdu?
Aynı incelik ve saygı bir bebekli anneye, bir çocuğa, bir hamile kadına veya bir yaşlı
insanımıza gösterilmiş olsa; toplumumuzdaki ahenk ve mutlu empati bambaşka
yerlere taşınmaz mıydı?
Toplumsal çelişkilere dikkat çekme:
Sigara gibi zararlı bir nesneye gösterilen saygının, insan ilişkilerinde neden eksik kaldığını sorgulamak,
hepimizin üzerine düşen toplumsal ve önemli bir görevdir.
İçinde bin bir zehiri ve zararı barındıran bir nesneye 'nezaketle' davranıyoruz, ama bir insanın
kalbini kırarken tereddüt bile etmiyoruz. Bu, üzerinde düşünmemiz gereken ayrı bir çelişki değil
midir?
Edebi bir üslupla anlatmak:
Özellikle gençlere mesajı daha şiirsel veya edebi bir dille anlatmak, daha etkili olabilir tabii ki.
"Parmaklarının ucunda nazikçe tuttuğu, ucundaki ateşten dolayı yanarak duman çıkaran nesne, her bir
nefeste, içen insanın ömründen bir nefesini çalıyor.
Oysa o nazik parmaklar, bir yüreği sevindirip, bir gözyaşını silebilir.
Nereye yönelttiğimiz çok önemli; zehirlemeye mi, sevgiye mi?"
Sosyal kampanya dilinde:
Eğer bu düşünceyi, bir kampanya ya da kamu spotu gibi anlatmak istiyorsak, kısa ve çarpıcı bir cümle
etkili olur:
"Sigaraya gösterdiğin saygıyı, bir insana göster.
Çünkü o duman, bir gönülde yer tutmaktan daha kıymetli değildir."
Açıklanan istatistikler (Tarım Bakanlığı Tütün Alkol Piyasa Daire Başkanlığı verileri ve uzman görüşleri
baz alınarak), 2024 yılı itibarıyla TÜRKİYE' deki yaşanan feci durumu gözler önüne seriyor ve aşağıdaki
bilgileri veriyor.
TÜRKİYE’ de sigara içenlerin sayısı ve yaygınlığına dair güncel veriler (2024):
(Hafızalarımızda yer etmesi için araştırmamızın diğer bölümlerinde sık sık tekrarlayacağız.)
Tüketilen Toplam Sigara Miktarı (Yıllık):
2024 yılında TÜRKİYE’ de toplam 150,4 milyar adet sigara tüketildiği kaydedilmiştir.
Bu rakam, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir rekor olarak belirtilmiştir.
Yaygınlık Oranı (15 Yaş Üstü):
15 yaşından büyük nüfusta her üç kişiden biri (%35) sigara kullanıcısı veya bağımlısıdır.
Bu, 19,8 milyon kişinin aktif olarak sigara kullandığının ifade etmektedir.
(Tahmin: Erkek 13,48 milyon, kadın 6,31 milyon kişi)
Cinsiyet Bazlı Tüketim:
Veriler, ortalama olarak her iki erkekten biri ve 18 yaş üstü her dört kadından birinin sigara içtiğini
göstermektedir.
Yaş ve Cinsiyete Göre En Yüksek Kullanım:
En çok sigara kullanan grup, %51,4 oranı ile 25-34 yaş arası erkeklerdir.
Kişi Başına Tüketim (Günlük):
TÜRKİYE, kişi başına düşen ortalama günlük sigara adedi sayısında, DÜNYA BİRİNCİSİ olarak dikkat
çekmektedir. Bir araştırmaya göre günlük ortalama 17,1 adettir..
Kaynak:
Global Action to End Smoking
Tobacco Atlas
Gemini
TÜİK
Bu veriler; tütün kontrol politikalarının etkinliğinin azalması ve yeni başlayan kullanıcı
sayısındaki artışın, ülkedeki sigara sorununu ciddi boyutlara taşıdığını,
göstermektedir.
Avrupa ve Dünyada sigara içme sıralaması:
2024 verilerine yakın dönemde yapılan uluslararası değerlendirmelere göre TÜRKİYE, sigara içme
yaygınlığı konusunda, AVRUPA ve Dünyada üst sıralarda yer almaktadır.
Avrupa Sıralaması:
TÜRKİYE, sigara içme oranında, AVRUPA' da ki 44 ülke arasında 3. sırada yer alıyor.
Dünya Sıralaması:
TÜRKİYE, sigara içme oranında DÜNYA genelinde ki 195 ülke arasında 9. sırada yer
alıyor.
OECD'den sağlık raporu:
TÜRKİYE sonuncu…
OECD'nin raporuna göre TÜRKİYE sağlıkta birçok alanda sonuncu oldu. Hekim ve hemşire
sayısından sağlık harcamalarına kadar OECD sıralamasında TÜRKİYE son sırada kaldı.
BirGün Sağlık
Giriş: 15.11.2025 13:09
Güncelleme: 15.11.2025 13:33
OECD “Sağlığa Bir Bakış 2025” Raporu’nu yayımladı.
Rapora göre TÜRKİYE birçok alanda sonuncu oldu. TÜRKİYE sağlık harcamalarında HEKİM ve
HEMŞİRE sayısında son sırada yer aldı. Rapor "Sağlıkta çağ atladık" diyenlerin yanıldığını ortaya
koydu.
TÜRKİYE, SAĞLIĞA EN AZ PARA HARCAYAN ÜLKE OLDU.
Rapora göre OECD Ülkeleri 2024 yılında GSYİH' nın ortalama % 9,3' ünü sağlığa harcadı.
TÜRKİYE bu alanda % 4,7 ile OECD sonuncusu oldu.
TÜRKİYE’ nin önünde % 5,9 oran ile MEKSİKA ve LÜKSEMBURG yer aldı.
Zirvede ise ABD, ALMANYA ve AVUSTURYA yer aldı.
OECD ortalamasında 1.000 kişiye düşen doktor sayısı 3,9, hemşire sayısı ise 9,2 oldu.
TÜRKİYE’ de ise doktor sayısı 2,4, hemşire sayısı 2,9 oldu.
Türkiye bu iki alanda da son sırada yer aldı.
2013 ile 2023 arasında, sağlık ve sosyal bakım çalışanlarının sayısı TÜRKİYE, ŞİLİ ve KORE’ de
özellikle hızlı artsa da bu üç Ülke, hala OECD ortalamasının altındadır.
4 KİŞİDEN 1' İ HER GÜN SİGARA İÇİYOR…
İZLANDA hariç tüm ülkelerde, erkekler kadınlardan daha fazla sigara içtiler.
Sigara kullanımındaki en büyük cinsiyet farkları, TÜRKİYE, LETONYA ve KORE’ de gerçekleşti.
Günlük sigara içenlerin oranı; TÜRKİYE, MACARİSTAN ve YUNANİSTAN’ da en yüksek seviyede.
Bu ülkelerde, nüfusun en az dörtte biri her gün sigara içiyor.
TÜRKİYE, hekim maaşlarında da son sıralarda.
Rapora göre birçok uzmanlık grubunda TÜRKİYE, OECD ortalamasının oldukça altında hekim
gelirine sahip.
TÜRKİYE’ de geçtiğimiz yıl sigara içme rekoru kırıldı.
150 Milyardan fazla sigara içildi.
İsmail Kahraman
Gündem Editörü 25.05.2025 - 10:39
TÜRKİYE’ de 2024 yılında toplam; 150 milyar 400 milyon adet sigara içildiği ortaya çıktı.
Bu rakam, TÜRKİYE’ de 1 yılda içilen en fazla sigara olarak kayıtlara geçti.
İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin yayınladığı bilgi notunda, TÜRKİYE’ de 15 yaşından büyük her
3 kişiden birinin, sigara bağımlısı olduğu da yer aldı.
Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Kılınç;
Tarım Bakanlığı Tütün Alkol Piyasa Daire Başkanlığı’nın verilerine göre 2024 yılında TÜRKİYE’ de
150 milyar 400 milyon tane sigara tüketildiğini açıkladı. Prof. Dr. Kılınç, İstatistikler, 15 yaş üstü
nüfusta TÜRKİYE' de her üç kişiden birisinin sigara kullanıcısı, bağımlısı olduğunu söylüyor. Yani 15
yaş üstü nüfusumuzun yüzde 35'i tütün kullanıyor.
2024 yılında kayıtlara göre 150,4 milyar adet sigara tüketildi ve bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinde
bir rekor. Bu kadar fazla tütün, hiç tüketilmemişti. Bu da tütün kontrolü ile ilgili yapılan iş ve
denetimlerin, maalesef hiçbir işe yaramadığını, ya da bu uygulamaların olması gereken şekilde
yapılmadığını gösteren başka bir işaret' dedi.
Bu konuda çok üzücü olan;
Gerek Sağlık Bakanlığımız, ilgili bakanlıklar, YEŞİLAY ve gerekse sağlık
platformlarımızın, başarılı olmak için ciddi bir çaba içinde olmamalarıdır.
SİGARANIN TÜKETEN KİŞİYE VE İNSAN SAĞLIĞINA VERDİĞİ ZARARLAR…
Sigaraya, her yıl 25 milyar dolar harcanıyor!
Evet, TÜRKİYE, her yıl sigaraya ortalama 25 milyar dolar harcıyor.
Bunun 15 milyar doları direkt sigaraya ödeniyor.
10 milyar doları ise sigaradan kaynaklanan hastalıkların tedavisi için harcanıyor.
Hastaneler ve hastane personeli, ayrı bir emek ve zaman harcıyor. Bu konu tedavi ücretinin
içinde yer almıyor.
Sözün özü; sigara içenlerin tedavi masrafı, sigara içmeyen halkın cebinden çıkıyor.
Bu para, milli servetin dumanla birlikte havaya uçması ve yok olması demek oluyor.
Sigaraya para veren her içici kişi, kendisine hiç bir faydası olmayan, kendisine, başka kişi veya kişilere,
ailesine (bilhassa kendisinin veya başkasının bebek ve çocuklarına), topluma ve ülkeye çok fazla
zararı olan sigaraya, neden bu kadar bağımlılık duyar ve sempati ile yaklaşır? Cevabı sizdedir.
Hastane bahçesinde 4-5 yaşlarında iki çocuğun yanında sigara içen anne ve babanın,
çocuklarına çok kötü bir örnek oluşturduklarının farkında olmamaları, mümkün müdür?
Bu aile de yetişen bebeklerin yarınlarında, sigara ya da başka alışkanlıklara yönelmeyeceğini
kim söyleyebilir?
Çocukların bu tür durumların “farkında olmamaları mümkün müdür?”
Birçok anne-baba; sigaranın model olma etkisini küçümsüyor.
“Ben içiyorum ama çocuğum içmez” düşüncesini güdüyor.”
Kendi alışkanlığını normalleştirmiş olduğu için davranışın çocuk üzerindeki etkisini fark etmiyor. Ya
da bağımlılığın getirdiği zorlama nedeniyle, doğruyu bildiği halde, bile isteye uygulamıyor.
Oysa, 4-5 yaşındaki bir çocuk için ebeveynler, davranışının taklit ölçüsü, doğru ya da yanlışın canlı
örneğidir.
Bu yaşta davranışlarla verilen “sigara iyidir” mesajı, “yetişkinler bunu yapar, demek ki normal”
mesajı olarak zihne yerleşiyor. Bu da ileride sigara, alkol ya da başka alışkanlıklara karşı direncinin
düşmesine neden olabiliyor. Elbette, her çocuk sigara içen bir ailede büyüdü diye sigara içecek gibi bir
kural yok; ama içme alışkanlığı edinme de riskin arttığını da kimse inkar edemez.
Hastane bahçesi gibi bir yerde yapılan bu davranışın, çok düşündürücü olmasının bir nedeni de
hastanenin sağlık bulmada ve iyileşmede tek adres olmasıdır. Çocuğun zihninde oluşan bu çelişki
ileride başlı başına bir sorun oluşturacaktır.
Gelecek nesillerin yetişmesi ile doğrudan ilgili olan bu trajik konu; bireyleri suçlamaktan ziyade
toplumsal farkındalık yaratma ve kötü örneğe destek vermeme meselesidir
Psikolojik açıdan bakıldığında ise bu ebeveynlerin farkında olmamaları, aslında iki farklı şekilde
açıklanabilir:
Bilişsel Çelişki ve Savunma:
Çoğu zaman bağımlılar, yaptıkları eylemin zararını bilseler de bu gerçeği zihinlerinde "bastırırlar".
"Benim babam da içiyordu bir şey olmadı" veya "açık havadayız, bir şey olmaz" gibi
rasyonelleştirme çabalarıyla, suçluluk duygusundan kaçarlar.
Normalleştirme Körlüğü:
Çocuklarımız, içinde bulundukları sosyal çevrede sigara çok yaygınsa, bunu yemek yemek veya su
içmek gibi sıradan bir eylem olarak görürler. Bu "körlük", çocuk üzerindeki uzun vadeli etkileri
görmelerini engeller.
Gelecek nesil ve alışkanlıklar:
Yanında sigara içilen çocukların, yarın bu alışkanlıklara yönelmeyeceğini kimse garanti edemez;
aksine, bilimsel veriler riskin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor…
Öğrenilmiş Davranış:
4-5 yaş grubu çocuklar, dünyayı taklit yoluyla öğrenir.
Onlar için anne ve babanın yaptığı her şey, "doğru" ve "erişkinliğin gereği" gibi algılanır.
Bilinçaltı Kodlama:
Hastane bahçesinde (stresli bir an olabilir) sigara içen ebeveyn, çocuğun zihnine şu kodu yazar:
"Sorunlarla başa çıkmak veya beklemek için sigara kullanılır."
Sağlık Elçiliği eksikliği:
Toplumumuzda sağlık elçiliğine gönüllü, insan sağlığı için gönülden ve karşılık beklemeden mücadele
veren birey, topluluk ya da gruplar göremiyoruz.
Bu durum toplumsal bilinç eksikliği ve Nazmi Ölmezyiğit’ in "Dünyalı İnsan Olmak Manifestosu" nda
vurguladığı, bilinçli insan modelinden çok uzaktır.
"Dünyalı insan", sadece kendine değil, ailesine, çevresine, ülkesine, dünya insanına ve gelecek
nesillere karşı da sorumluluk duyan ve faydalı olmaya çalışan kişidir.
Sonuçlama:
Bir çocuğun en büyük mirası, ebeveyninden gördüğü ve yaşamında yer tutan sağlıklı yaşam kültürüdür.
Ne yazık ki, dumanın içinde büyüyen çocukların, yarınlarda bu döngüyü kırması için çok güçlü bir irade
veya dışsal bir farkındalık eğitimi alması gerekecektir.
SİGARANIN İÇİNDEKİLER:
Sigaranın içinde bulunan kimyasal maddeler ve insan sağlığına verdiği zararlar; oldukça
ciddi ve çok geniş kapsamlıdır.
BİR ADET SİGARA,
yandığında dumanında yaklaşık,
7.000’den fazla kimyasal madde oluşur.
Bu, 7.000 kimyasal maddenin içindeki en az,
Dünya tıp otoriteleri tarafından bilinen ve kabul edilen,
69-70 kimyasal madde,
Kanserojen, yani kanser riskini artırdığı bilinen maddelerdir.
Kaynaklar:
American Lung Association (Amerikan Akciğer Derneği) ve sigaraya karşı sağlık bilgilendirmeleri (American
Lung.org)
American Cancer Society (ACS) – (Amerikan Kanser Derneği)
SİGARANIN İÇİNDE BULUNAN TEHLİKELİ KİMYASALLAR:
Ekstra 3.885 adet toksik maddedir.
NO MADDE ADI NEREDE KULLANILIR / NE İŞE YARAR
1 Nikotin Bağımlılık yapıcı maddedir, tütün bitkisinden gelir.
2 Zift (Katran) Asfalt yapımında kullanılır. Akciğerlerde birikir.
3 Formaldehid Cesetleri mumyalamak ve muhafaza etmede kullanılır
4 Karbon Monoksit Ateş yanınca ve egzozdan çıkan gazdır. Zehirdir.
5 Benzopiren Dizel egzoz dumanı
6 DDT ve Dieldrin Çok şiddetli zehirdir. Tütün yetiştirmenin tek ilacıdır.
Böcek ve parazit öldürmede kullanır.
7 Amonyak Temizlik ürünlerinde ve tuvalet temizlemede kullanılır
8 Kadmiyum Akü metali ve boya sanayiinde kullanılır. Zehirdir.
9 Metanol Roket yakıtı
10 Aseton Oje çıkarıcılarda bulunur. Oje çıkarmada kullanılır
11 Arsenik Fare zehrinde bulunur. Fareleri zehirlemede kullanılır.
12 Naftalin Güve kovucu
13 Polonyum Kanserojen element
14 Radon Gazı Radyasyon
15 Titanyum Uçak yapmada kullanılan bir metaldir
16 Toluen Tiner
17 Hidrojen Siyanür Zehirli gaz, gaz odalarında kullanılan şiddetli zehirdir.
18 Kurşun, Kadmiyum, Nikel Ağır metaller; bataryalarda ve boya sanayisinde yer alır.
SİGARANIN İNSANA VERDİĞİ ZARARLAR
Solunum Sistemi:
Akciğer kanseri riskini yüksek oranda artırır.
Kronik bronşit ve KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı)
Nefes darlığı, göğüs sıkışması, öksürük ve balgam şikayetleri olur.
Kalp ve Damar Sistemi:
Damarları daraltır, tıkar, kalp krizi riskini artırır.
Hipertansiyonu (yüksek tansiyon) tetikler.
Felç (inme) riski artar.
Beyin ve Sinir Sistemi:
Beyin damarlarını daraltır, tıkar.
Zihinsel performansını ve karar alma yetisini etkiler.
Anksiyete ve depresyon riskini artırır.
Alzheimer ve Demans riskini artırır, Dopamin dengesini bozar.
Kronik iltihabı artırarak bilişsel gerileme, Demans ve Alzheimer riskini belirgin biçimde
yükseltir.
Pıhtı oluşumuna neden olur. Bu da felç (inme) riskini 2–4 kat artırır.
Beyin Hücrelerine Doğrudan Zarar:
Sigaradaki toksik maddeler nöronlara zarar verirler.
Hafıza zayıflaması,
Düşünme hızının azalması,
Karar verme zorlukları gibi sorunlara yol açabilir.
Uyku düzenini bozar.
Nikotin beyin fonksiyonlarını etkiler, uyarıcıdır ve uykusuzluk yaratabilir.
Üreme ve Hamilelik:
Erkeklerde:
Sperm kalitesini düşürür, kısırlık riskini artırır.
İktidarsızlık (erektil disfonksiyon) riskini belirgin şekilde artırır.
Hormon dengesini bozarak testosteron seviyesini düşürebilir.
Kadınlarda:
Doğurganlığı azaltabilir.
Hamilelikte içilen sigara düşük, erken doğum ve bebekte doğumsal anormallikler riskini artırır.
Kanser Riski:
Ağız, gırtlak, yemek borusu, mide, pankreas, böbrek, mesane gibi birçok organda kanser riskini
yüksek oranda artırır.
Cilt ve Yaşlanma:
Cildin oksijen almasını azaltır, erken yaşlanma ve kırışıklıklara neden olur.
Diş ve diş etlerinde sorunlar yaratır, diş kaybı yaratabilir.
Sigara içmeyen yetişkinlerin ve özellikle çocukların iradeleri dışında, duman solumaya
mecbur bırakılması, bir hakkın ihlali olarak ele alınmalıdır.
Bu, pasif içicilerde (özellikle çocuklarda astım, solunum yolu enfeksiyonları, KOAH) ciddi
ve kalıcı hastalıklara neden olmaktadır.
PASİF İÇİCİLİK
(Sigara ve türevlerini içenin akciğerlerinde solunan dumanın, içmeyenler
tarafından solunmasıdır. İkinci el dumandır.)
YANINDA SİGARA İÇİLEN KİŞİLERİN DUMANA MARUZ KALMASI:
Maalesef pasif içicilik, sigaraya bağlı ölümlerin 10%’ undan sorumludur.
Dünya Sağlık Örgütüne göre her yıl dünyada 600.000 insan sigara içmediği halde,
dumanına maruz kaldığı için pasif içicilikten ölmektedir.
Sigara içmek bir hak değildir, sağlık ise sizin en temel hakkınızdır.
Kimsenin sizin yanınızda sigara içip, sizi sigara dumanına maruz bırakmaya hakkı
yoktur.
Sigara içenler, kişisel arzularını tatmin etmeleri üzerinden, sebepsiz yere PASİF içicileri,
ÇOK ciddi tehlike altında bırakıyorlar.
Sigara içiciler;
toplumu umursamadan, bebeklerin ve çocukların yanında, sağlık bulmaya gittikleri
hastanelerde ki kapı girişlerinde ve hastaların içinde, anaokulu, kreş ve diğer okulların
bahçelerinde, ana kapı önlerinde, otogarların yolcu bekleme alanlarında, indirme ve
bindirme peronlarında, şehirlerarası dinlenme tesislerinin girişinde ve çıkışında, umuma
açık olan parklarda, caddelerde, yaya geçitlerinde, otobüs duraklarında, alışveriş
merkezleri ve caddelerdeki mağazaların önlerinde, kalabalık yerlerde, kapalı ortamlarda,
taksi şoförleri ve halk otobüsü şoförlerinin araçlarda gelişi güzel sigara içerek, diğer
insanlara ve topluma verdikleri zarar, tam bir yasa tanımazlık, insanlık ayıbı ve vicdani
bir sorumsuzluktur.
Pasif içicilik, yanan tütünün havaya karışan dumanını solumaktır.
Çevresel tütün dumanı (ÇTS) olarak da adlandırılır.
Sigara içen birinin yanında bulunan herkes, pasif içicilik etkisine maruz kalır ve sigara içenin,
akciğerlerinden gelen dumanı, solumak zorunda bırakılır. Yani sigara içenin nefesi solunur.
Sigara içen bulaşıcı bir hastalık taşıyor ise dumanı soluyan herkes risk altındadır.
Pasif içicilik, sigara içen kişinin içine çektiği dumanla aynı kimyasalları içerir, ancak daha
yüksek seviyelerdedir. Bu dumanı soluyan sigara içmeyenlerde göz, burun ve boğaz ağrısı ve
astım gibi alerjik reaksiyonlar ve çeşitli etkiler görülebilir.
Araştırmalar, pasif içiciliğin sağlıklı olup sigara içmeyenlerde kalp hastalığı ve akciğer kanseri
gibi hastalıklara neden olduğunu açıkça göstermiştir.
Çocuklar ve hayvanlar özellikle çok savunmasızdır.
Bu konuda, sigarasız ortamlar sunmada havaalanları, hastanelerden daha
fazla korumalıdır.
Sigaranın verdiği zararlardan tedavi amaçlı Hastaneye gelen hastalarda, hastane
personeli ve doktorlarda fütursuzca sigara içmekteler. Sigaranın üzerinde, “sigara
öldürür diye yazdığı halde sigara içmeye devam edenlerin, “sigara içilmez” ikazına
uymalarını beklemek beyhude bir önlemdir.
Sigara sadece içen kişiye değil, çevresine de zarar verir. İçeriğindeki maddeler bağımlılık yapar
ve vücudun neredeyse her sistemini etkileyerek, ölümcül hastalıklara yol açar.
Aile içinde sigara içilmesi, pasif içici konumundaki en yakın ve en savunmasız aile bireylerine
(hamilelere, bebeklere, çocuklara ve yaşlılara) doğrudan zarar vermek "sorumsuzluk" veya
"ihmal" yönüyle ele alınmalıdır. Bu yaklaşım güçlü bir caydırıcılık yaratabilir.
Pasif içicilik;
Özellikle çocuklar ve bebekler için ölümcül, büyüme sürecinde ciddi sorun olabilir.
Astım, bronşit gibi hastalıklar artar.
Kalp ve akciğer hastalıklarına yakalanma riski yükselir.
SİGARA VE TÜREVLERİNİN,
HÜCRE YAPISINA VE HÜCRE İÇİNDEKİ MİTOKONDRİLERE,VERDİĞİ ZARARLAR
Sigara kullanımı, vücut hücrelerine ve özellikle hücrelerin enerji santrali olan mitokondrilere, ciddi
zararlar verir. Bu zararlar, hem doğrudan toksik maddeler aracılığıyla, hem de dolaylı olarak oksidatif
stres ve inflamasyon gibi mekanizmalarla gerçekleşir.
Sigara dumanında 7000’den fazla kimyasal madde bulunduğunu yukarıda
belirtmiştik. Bunların en az 250’si zararlıdır, 70’ten fazlası ise çok zararlıdır.
Sigaranın hücre yapısına zararları:
DNA Hasarı:
Sigara dumanındaki kanserojenler (örneğin benzopiren) hücre DNA’ sına bağlanarak mutasyonlara
neden olur. Bu mutasyonlar, hücre döngüsünü kontrol eden genleri bozarak kansere yol açabilir
(özellikle akciğer kanseri, mesane kanseri).
Hücre zarı (Plazma Membranına) zararı:
Sigara, hücre zarındaki lipitleri okside eder, zar geçirgenliği artar, hücrenin iç dengesi bozulur. Bu
durum hücre ölümüne (apoptoz veya nekroz) yol açabilir.
Protein yapısına zararı:
Sigaranın içerdiği serbest radikaller, hücre içi proteinleri okside eder. Bu da proteinlerin yapısını ve
işlevini bozar.
Hücre yenilenmesinin bozulması:
Özellikle epitel dokularda (örneğin solunum yollarında), hücre yenilenmesi yavaşlar ve yapısal
bozulmalar meydana gelir.
MİTOKONDRİLERE ZARARLARI
Mitokondriler, hücrede enerji üretiminden sorumlu organellerdir.
Sigaranın mitokondriler üzerindeki zararları özellikle enerji üretimi, oksidatif stres ve apoptoz
(programlanmış hücre ölümü) üzerinde yoğunlaşır.
Mitokondriyal DNA (mtDNA) hasarı:
Mitokondriyal DNA, nükleer DNA’ya göre daha savunmasızdır (koruyucu histonlar yoktur). Sigara
dumanındaki serbest radikaller ve toksinler mtDNA’ da mutasyonlara neden olur. Bu mutasyonlar,
mitokondrinin fonksiyonunu bozar ve enerji üretimini azaltır.
Oksidatif stres artışı:
Sigara dumanı, mitokondride serbest radikal (reaktif oksijen türleri – ROS) üretimini artırır. Aşırı ROS
üretimi mitokondri zarını ve enzim sistemlerini tahrip eder.
Mitokondriyal membran potansiyelinin bozulması:
Sigara, mitokondri zarında potansiyel kaybına neden olur. Bu durum ATP üretimini engeller ve hücre
ölüm sürecini tetikler.
Apoptozun tetiklenmesi:
Mitokondri zarındaki hasar, sitokrom c gibi apoptotik faktörlerin sitoplazmaya sızmasına neden olur.
Bu da hücrenin kontrollü şekilde ölmesini sağlar.
Doku hasarı, yaşlanma ve hastalık süreçleri hızlanarak artar.
SİGARANIN HÜCRELERE ZARARI:
Hücre Bileşeni Sigaranın Zararı
DNA Mutasyon, kanser riski
Hücre Zarı Lipid peroksidasyonu, geçirgenlik artışı
Proteinler Oksidatif hasar, işlev bozukluğu
Mitokondri mtDNA hasarı, ATP azalması, apoptoz
Sigaranın verdiği zararlar ve sonuçları:
Kronik hastalıklar: KOAH, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet.
Kansere yatkınlık: Akciğer, mesane, pankreas kanseri.
Erken yaşlanma: Hücre yenilenmesinin yavaşlaması.
Doğurganlık problemleri: Yumurta ve sperm kalitesinde bozulma.
TÜRKİYE’ de sigaranın verdiği zarardan ölenler ve
Sigara içenlerin, ülke ekonomisine verdikleri zararlar:
Sigara içenlerin, hastane ve tedavi ücretleri ile sigara içmeyen insanımıza verdikleri zararların
neler olduğunu bilinmesinde de fayda vardır.
TÜRKİYE’ de tütün kullanımına ve sigaraya bağlı kanserler, kalp-damar hastalıkları, KOAH gibi
kronik hastalıklardan kaynaklanan ölümler nedeniyle her yıl yaklaşık 100.000 kişi hayatını
kaybediyor.
Hekimce Bakış+2Anadolu Ajansı+2
Örneğin, 2016’da TÜRKİYE’ de ölümlerin toplamı ~422.135 idi.
Bunların yaklaşık %27’si, (~115.000 kişi), tütün kullanımı yani sigara ve sigara bağlı hastalıklar
nedeniyle olmuştur. Anadolu Ajansı
Ölüm sayıları net değildir. Yaklaşıktır.
TÜRKİYE’ de resmi olarak her yıl “sigaranın neden olduğu ölüm sayısı” şeklinde ayrıntılı rakamlar
TÜİK veya Sağlık Bakanlığı tarafından yıllık olarak ayrı ayrı açıklanmıyor. Bu yüzden sağlık örgütleri
(WHO, STK’lar) yıllık tahmini değerler üzerinden paylaşıyorlar. ssder.org.tr
Tahmini Ortalamalar
Birçok uzman ve STK çalışması, TÜRKİYE’ de tütün kullanımına bağlı ölüm sayısını yıllık yaklaşık
100.000 kişi civarında gösteriyor. Günlük ortalama (y) 300 kişi tütün/ sigara kaynaklı
hastalıklardan hayatını kaybediyor. ssder.org.tr+1
TÜRKİYE’ de sigara ve sigaranın verdiği zarardan ölenler: Yaklaşık: (y)Yıl
Sigara / Tütün
Kaynaklı Ölümler Notlar
2020 (Y) 100.000 kişi
TÜRKİYE’ de her yıl tütün kullanımına bağlı (y) 100.000 insanımızın öldüğü
tahmin ediliyor. Günde (y) 300 kişi. Bu genel tahmin 2020 dahil olmak üzere
yakın yıllar için kullanılıyor. ssder.org.tr+1
2021(Y) 100.000 kişi ve 85.000–90.000 * WHO modeli*
WHO’ya göre 2021’de tütün kullanımına bağlı (y) 85.332 insanımızın
öldüğünü tahmini ediyor (sigaraya bağlı olanlar çoğunluk). Global State of
Tobacco Harm Reduction
2022 (Y) 100.000 kişi TÜRKİYE verilerine göre 2022’de de yıllık (y) 100.000 insanımızın tütün
kaynaklı ölüm tahmini geçerli. ssder.org.tr
2023 (Y) 100.000 kişi Sağlık kuruluşları 2023 için de sigara/ tütün kullanımına bağlı ölüm sayısını
(y) 100.000 kişi olarak bildiriyor. ssder.org.tr
2024 (Y) 100.000 kişi 2024 için doğrudan resmi ayrıştırılmış kaynak yok, ancak yıl genel eğilimi
yine (y) 100.000 ölüme işaret ediyor. ssder.org.tr
WHO/Model tahminleri
2021 yılı için WHO taraması, tütün ürünlerine bağlı yaklaşık, 85.332 ölüm olduğunu tahmin ediyor
(bunların çoğu sigaraya bağlı). Global State of Tobacco Harm Reduction
Pasif içicilik
Bazı kaynaklar pasif içicilik nedeniyle ek ölümler olduğunu belirtiyor, bu sayıda her yıl on binleri
(10.000) bulabiliyor. Instagram
TÜİK VEYA SAĞLIK BAKANLIĞI’NIN,
ÖLÜM NEDENİ İSTATİSTİKLERİ
TÜRKİYE’ de solunum sistemi hastalıkları ve kanserden kaynaklanan ölüm verileri (2020–2024):
TÜİK raporuna - akciğer kanseri veya KOAH ve diğer solunum hastalıkları dahil;
2020 (y) 507.938 kişi Vikipedi
2021 (y) 565.594 kişi euronews,
2022 (y) 504.839 kişi birgun.net
2023 (y) 525.814 kişi Anadolu Ajansı
2024 (y) 489.361 kişi hurhaber.com
Solunum sistemi hastalıkları içinde neler var?
TÜİK, ölümleri solunum sistemi hastalıkları başlığı altında sınıflandırır. Bu kategori, KOAH, pnömoni,
akciğer kanseri, bronş ve soluk borusu hastalıklarını içerir. Kanserler genellikle iyi ve kötü huylu
tümörler kategorisinde raporlanır; akciğer kanseri bu kategorinin önemli bir kısmını oluşturur. Vikipedi
Akciğer kanseri riski:
2024 verilerine göre kanser ölümleri arasında en yüksek oran akciğer, bronş, soluk borusu ve gırtlak
tümörleridir (%29,1 of total kanser ölümleri). hurhaber.com
Bu tür kanserlerin çoğunda sigara/risk faktörü vardır; dünyada akciğer kanseri ölümlerinin büyük
çoğunluğu sigaraya bağlıdır. Daily Sabah
Sigara ve kanser ilişkisi, sadece akciğer kanseri ile sınırlı değildir.
Sigara, içerdiği 7000’den fazla kimyasal madde ve 70’ten fazla kanserojen bileşenle, başta pankreas
ve sindirim sistemi olmak üzere vücudun hemen hemen her organında kanser gelişimini tetikleyen en
önemli önlenebilir risk faktörüdür.
Sigara içmenin yemek borusu ve mide kanseri riskini artırdığına dair kanıtlar endişe vericidir.
Sigara içmek, mide asidinin yemek borusuna kaçarak tahrişe ve iltihaplanmaya neden olur,
ülser, reflü ve kalıcı bir sorun olan GERD riskini artırır.
Pankreas, Karaciğer ve Sindirim Sistemi Üzerindeki Etkileri
Sigara dumanındaki zehirli kimyasal maddeler, kana karışarak tüm vücuda yayılır ve hücrelerin DNA
yapısını bozarak kontrolsüz çoğalmaya (kansere) zemin hazırlar.
Sigara, sadece içen kişi için değil, “pasif içicilik” yoluyla maruz kalan sevdikleriniz için de ciddi bir
tehdittir. Sindirim sistemi cerrahisi ve onkoloji alanında, sigaranın özellikle pankreas ve karaciğer gibi
hayati organlar üzerindeki yıkıcı ve ölümcül etkilerini her gün değişik bilimsel yayınlarda rastlıyor ve
okuyoruz.
KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı):
Sigara, akciğerlerde bronşların daralması sonucu elastikiyet kaybı, nefes darlığı, öksürük ve hava
akımının kısıtlanmasına neden olur. .
TÜİK raporlarında bu kategori, %3–5 civarında oranlarla görülür; 2022’de solunum sistemi içinde KOAH
oranı raporlanmıştır (örnek KOAH ~%4.0–4.3) – Kaynak: HSGM.
Ülke ekonomisine verdikleri zararlar:
Ekonomik ve Sosyal Maliyet:
Sağlık Harcamaları: Sigaradan kaynaklanan hastalıkların tedavisi için harcanan milyarlarca
liranın, daha farklı toplumsal alanlarda (eğitim, AR-GE, refah payı, altyapı vb.) kullanılabilecek
olması, tüm toplumun ortak kaynaklarına zarar vermektir.
Yeşilay’ın 2025 raporuna göre yalnızca sigaranın TÜRKİYE ekonomisine yıllık maliyeti,
yaklaşık 24 milyar dolardır. Habertürk+1
Tüm bağımlılıkların (sigara, alkol, uyuşturucu) toplam maliyeti ise 78 milyar dolar
civarında. Türkiye Gazetesi+2Habertürk+2
Başka bir hesaplamayla, sigara ve tütün ürünlerinin satın alınması + sağlık sistemi üzerindeki
yükü + iş gücü kayıpları gibi dolaylı maliyetler dahil edildiğinde, TÜRKİYE’ de sigaranın
toplam yıllık ekonomik maliyeti yukarıda belirtilmiştir.
İş Gücü Kaybı:
Sigaraya bağlı erken ölümler ve hastalıklar nedeniyle oluşan iş gücü kaybı, ülkenin ekonomik
gelişimini doğrudan etkileyen hayati bir unsurdur.
Hastane ve tedavi ücretleri ile insanımıza verdikleri zararlar:
Sağlık harcamaları açısından, sigaraya bağlı hastalıkların tedavisine, her yıl TÜRKİYE’
de yaklaşık 24 milyar lira ayrılmaktadır. Anadolu Ajansı
Ayrıca tütün ürünlerine yönelik doğrudan sağlık maliyeti, hastane, tedavi, ilaç giderleri
gibi harcamalar yanında iş gücü kayıpları, üretkenlik düşüşü gibi dolaylı yükler de
vardır. Anadolu Ajansı+1
Örneğin, bir yıl içinde sigaraya bağlı solunum yolu hastalıklarının tedavisi için SGK’ya
yapılan harcama miktarları, milyarlarca lira seviyesindedir. CNN Türk
ÜLKE genelindeki tüm HASTANELERDE,
SİGARA içilmesi mutlaka yasaklanmalıdır…
Bir hasta, ziyaretçi, hastane personeli ya da doktorlar,
hastane genelinde asla SİGARA içmemelidir.
Kanun hükmünde var olan yasaklar, yok sayılmamalıdır!
“YASA UYGULAYICILAR” nerededir?
BİR KURUMDA;
DENETİM MEKANİZMALARI YOKSA ORADA YÖNETİM DE YOKTUR.
(Nazmi ÖLMEZYİĞİT)
Geri Bildirim Mekanizması:
Yönetimin belirlediği hedeflere ve standartlara ne ölçüde ulaşıldığını, planlı ve plansız yapılan
denetimler gösterir. Denetim yoksa, yöneticiler aksayan kısımları göremez ve düzeltemezler.
Hesap Verebilirlik:
Denetim, çalışanların ve birimlerin sorumluluklarını yerine getirmesinin diri tutulmasını sağlar. Bir
yerde hesap verebilirlik mekanizması (denetim) işlemediğinde, disiplin ve sorumluluk duygusunun
zayıflaması kaçınılmaz olur.
Risk ve Hata Önleme:
Denetimler, hataların ortaya çıkmasını ve risklerin büyümesini engelleme de çok etken ye
yardımcı bir rol oynar. Denetlenmeyen bir sistemde hatalar birikir ve yönetim zafiyeti oluşturur bu
da sistemin her yönden çökmesine neden olabilir.
İşlevsizlik:
Denetimsiz bir yapı, kuralları, prensipleri ve ilkeleri bozar, teorisel bir yönetim oluşur. Yönetim
tarafından kurulmuş başlangıç, gelişim ve sonuçları takip ve kontrol eden ve düzelten bir
mekanizma yoksa o yönetim, istemese de işlevini yitirir.
Defalarca haykırdık. Sesimizi duyan olmadı. Tekrar ifade edelim.
Ülkemizde ki Hastanelerde sigara içmek mutlaka yasaklanmalıdır:
Bu kural tam ve eksiksiz olarak, tüm hastanelerde ve sağlık kuruluşlarında ivedilikle
uygulanmalıdır!
Havaalanlarımız bu konuda, hastanelerimize tam örnektir.
Hastanelerde sigara içilen yerler, genelde binaların giriş kapılarının önünde yer alıyor. Uyarıcı ve ikaz
edici yazıları hiçbir hasta veya hastane personeli uygulamıyor.
Bu durum hastane yönetimleri tarafından hiç denetim yapılmadığını; bu nedenle uyarıları hiç kimsenin
dikkate almadığı ve önemsemediğini gösteriyor.
Hastaneler, sağlığı koruma ve iyileştirme amacıyla hizmet veren yerlerdir. Sigara dumanı, hem hastalar
hem personel için ileriye dönük ciddi bir risk oluşturuyor. Pasif içicilik özellikle hasta ve yaşlılar için
tehlike boyutunu geçmiş haldedir.
Hastane ortamı sigaradan uzak olmalı, doktorlar, hemşireler ve sağlık çalışanları topluma sağlıklı
yaşam konusunda birer örnek ve “ROL MODEL” olmalıdır.
Ne Yapılmalı?
Hastanelerde kesin sigara yasağı uygulanmalı ve bu konuda sıkı denetimler yapılmalı.
Yasakları ihlal edenlere karşı uyarı, hastaneden uzaklaştırma veya ceza mekanizmaları
işletilmeli.
Hastane binalarının çevresinde de sigara içmek kesinlikle yasaklanmalı, sigara içilen alanlar
tamamen kaldırılmalı.
Sağlık personeline yönelik sigara bırakma programları uygulanmalı ve desteklenmeli.
Ziyaretçiler ve hastalar için de bilgilendirici ve caydırıcı tabelalar konmalı ve sık sık
denetlenmelidir.
İyi Uygulama Örnekleri
Birçok ülkede ve TÜRKİYE’ de bazı hastanelerde, tam yasak ve sıfır tolerans politikası
uygulanıyor.
Maalesef, pek çok yerde bu yasak sadece yazılı tabelalarda kalıyor ve pratikte uygulanmıyor.
AYNI DURUM OTOGARLARDA DA GEÇERLİDİR.
OTOGARLAR, sigara yasağının en çok ihlal edildiği yerlerden biridir.
HAVAALANLARI, bu konuda örnek bir disipline sahiptir.
Bu ikili arasındaki fark aslında yönetim anlayışını, denetim gücünü ve ciddiyeti çok net gösteriyor.
Otogarlardaki durum: “Yasa Var, Uygulama Yok” şeklinde algılanıyor.
Bizler neleri görüyoruz?
Kapalı alanlarda ve seyahat acentelerinde sigara içiliyor.
Dinlenme salonları, tuvalet girişleri, peron arkaları gibi alanlarda sigara dumanı adeta
normalleşmiş durumda.
Görevli personel ya görmezden geliyor ya da müdahale etmiyor.
Uyarı tabelaları etkisiz; cezai yaptırım yok denecek kadar azdır.
Neden bu kadar kötü?
Denetimsizlik: Belediyelerin ya da işletmecilerin kontrol mekanizması zayıftır.
Kültürel kabul: Sigara içmenin “normal” görüldüğü ortamlar yaratılmış.
Eğitim ve bilinç eksikliği: Hem personel, hem yolcu tarafında duyarsızlık hakimdir.
Yaptırım yok: Ne caydırıcı önlemler alınıyor, ne de para cezası uygulanıyor.
Görevsizlik: Yasa Uygulayıcı sigara içmeyenleri koruma görevini yapmıyor.
Havaalanlarındaki başarı nereden geliyor?
Ne Farklı?
Kapalı alanlarda yasaklar kesin ve katı şekilde uygulanıyor.
Kameralı takip ve özel güvenlik gözetiminde ihlale anında müdahale ediliyor.
Sigara içme alanları dış mekanda ve sınırlı yerlerde oluşturulmuş, kontrol altında.
Yolcular ve personel bu kurala uyma konusunda alıştırılmış, daha bilinçli ve disiplinli.
Neden, Otogarlar da Havaalanı gibi olamasın?
Olabilir. Ama bunun için gerekli olanlar şunlar:
Ne Yapılmalı?
1. Belediyelerden Kesin Talimat:
Otogarlarda kapalı alanlarda, sigaraya “sıfır tolerans” getirilmeli.
Görevli personel, bu konuda eğitilmeli ve sorumluluk almalı.
2. Sigara İçme Alanları net belirlenmeli:
Gerekirse, sadece açık havada, uzak bir noktada belirlenmiş özel alanlar yapılmalı.
Diğer alanlarda içenlere, ceza uygulanmalı.
3. Denetim ve Güvenlik güçlendirilmeli:
Kamera ve güvenlik görevlileri aracılığıyla, uygulama denetlenmeli.
İhlalde bulunan yolcular veya personel hakkında, anında işlem yapılmalı.
4. Halk Bilinci ve Uyarı Sistemleri:
“Dumansız Otogar” kampanyaları başlatılmalı.
Tabelalar, sesli anonslar ve dijital ekranlar aracılığıyla sürekli uyarı yapılmalı.
Havaalanlarında bu başarı sağlanabiliyorsa, kolaylıkla otogarlarda da sağlanabilir.
Engel yoktur. Fark, sadece irade, iş disiplini ve oy kaygısı meselesidir.
YEŞİLAY, BAĞIMLILIKLARLA MÜCADALE DE TEK İSİM!
Türkiye Yeşilay Cemiyeti (YEŞİLAY), bağımlılıklarla (alkol, tütün, uyuşturucu, kumar,
teknoloji vb.) mücadele eden kar amacı gütmeyen, sivil toplum kuruluşudur. 1920’de
kurulmuş olup; 1934’ten beri resmi olarak kamuya yararlı dernek (cemiyet) statüsüne
sahiptir; bu statü Bakanlar Kurulu kararıyla verilmiştir.
Türkiye Yeşilay Cemiyeti (YEŞİLAY):
YEŞİLAY kamu yararına çalışan sivil toplum kuruluşudur (kar amacı gütmez). Yeşilay’ın
tüzüğünde, mali kaynak tanımları yapılmış, hemen her alanda garantili bağışlar ile gönüllü
destekler, gelir getirici faaliyetlerden bağış alabileceği ve vergi muafiyeti detaylı olarak belirtilir.
YEŞİLAY’ ın yıllık mali tabloları, bilanço ve faaliyet raporları resmi WEB Sitesinde (mali tablolar
PDF olarak) yayınlanır; burada yıllık gelir-gider kalemlerini, bağış / proje gelirleri görülebilir.
Bu raporlar kamuya açıktır ve indirilebilir.”
YEŞİLAY, TÜRKİYE’ de her yıl 83.100 kişi sigara kaynaklı sebeplerle yaşamını yitirirken
252 bin çocuk ve 14,5 milyon yetişkin tütün ürünü kullanıyor.
Bu istatistikleri tutan YEŞİLAY, neden müdahaleci olamıyor?
TÜRKİYE’ de bağımlılıkla mücadele eden en köklü kurumlardan biri olan YEŞİLAY (Türkiye Yeşilay
Cemiyeti), özellikle sigara, alkol, uyuşturucu, teknoloji ve kumar bağımlılığı gibi konularda faaliyet
yürütüyor. Ancak belirttiğim gibi, son yıllarda halka yönelik alanlarda görünürlüğü çok azalmış
durumdadır.
Sigara ile mücadelede “YEŞİLAY” etkin değildir.
Televizyonlarda, caddelerde, bulvarlarda ve taşrada hiç bir aktivitesi yoktur.
Halka dokunamıyor, sokağa inmiyor, meydanlarda yoktur ve hafızalardan silinmiştir.
Sigara ile mücadelede; yasak savma türü cılız bir televizyon spotu ile kendi varlığını korumaya
çalışıyor. Reklamları ses getirmiyor ve başarı da gelmiyor.
YEŞİLAY, kendi WEB sitesinde hapis olmuş durumdadır. Gayreti yeterli değildir.
NEDEN?
1. Görünürlük eksikliği (Medya ve Sokaklar):
Reklam ve kampanya eksikliği:
Eskiden YEŞİLAY ’ın sigarayla mücadele kampanyaları (örneğin “Dumansız Hava Sahası”) oldukça
ses getiriyordu. Ancak şu an TV, sosyal medya, sokakta ve halkın içinde olan alanlarda YEŞİLAY’
ın aktif bir kampanyası gözükmüyor ve yoktur.
Kampanyaların dijital mecraya hapsolması:
Faaliyetleri çoğunlukla YEŞİLAY’ ın kendi web sitesi ve bağlı sosyal medya hesaplarında kalıyor ve
sesini duyuramıyor. Bu da halkı kucaklayıcı ve sigara içenlere karşı caydırıcı olmuyor,
2. YEŞİLAY’ ın “Devlet Kurumu” gibi konumlandırılması:
YEŞİLAY zamanla bir sivil toplum örgütü olmaktan çıkıp, daha çok resmi söylemi tekrar eden,
halkla mesafeli bir yapıya dönüşmüş izlenimi veriyor.
Bu nedenle birçok kişi YEŞİLAY ’ı bağımsız bir STK değil, devletin uzantısı gibi görüyor. Bu da
inandırıcılığını ve etkisini ciddi manada azaltıyor.
3. Kaynakların ve enerjinin dağılımı:
Televizyon ve Radyolar 4207 Sayılı yasaya uygun, her ay muntazam caydırıcı yayın yapmaları
zorunluluğu varken, bu zorunluğu yerine getirmiyorlar. Her şeye ceza yağdıran RTÜK, insanımızın
sağlığı ile ilgili denetim görevini yerine getirmiyor, nedense yaptırım gücünü kullanmıyor.
Son yıllarda YEŞİLAY, gençlik kampları, YEŞİLAY Danışmanlık Merkezleri (YEDAM) ve çeşitli
protokoller üzerinden daha çok tedavi ve rehabilitasyon alanına odaklanmış durumdadır.
Bu da önleyici çalışmaların (yaygın tv. ve radyo reklamları, Radyo Söyleşileri, Tv. Programları, stadyum
ve spor salonları LCD Ekran sunumları, kamu spotu, eğitim kampanyaları, paneller, konferanslar,
sokaktaki mikrofon, afişler, görseller, gezici pankartlar gibi) ikinci planda kalmasına, neden oluyor,
verilen emekler ve yapılan masraflar da boşa gidiyor.
4. Tütün Endüstrisine karşı etkisizlik:
TÜRKİYE’ de sigaranın içilmesi ve satışı yasal olduğu için, YEŞİLAY’ ın eli kolu büyük ölçüde
bağlı kalıyor. Daha etkili olmak için; farklı Lobi faaliyeti yürütmesi, yasa yapıcılarla daha yakın iletişim
kurması, sık sık farklı önergeler sundurması, Sağlık Bakanlığı, Aile Ve Sosyal İşler Bakanlığı, Gençlik
ve Spor Bakanlığı, İç işleri Bakanlığı (Jandarma-Polis), Milli Savunma Bakanlığı (TSK), medya, basın,
üniversiteler, spor kulüpleri, valilikler, belediyeler ve sanayi tesisleri, turizm tesisleri, ticaret merkezleri,
alış veriş merkezleri gibi sosyal işletmelerde daha etkin ve alternatif kampanyalar üretmesi gerekiyor.
Ancak sıraladığım bu alanlarda YEŞİLAY son derece yetersiz ve isteksiz görünüyor.
Sadece YEŞİLAY’ mı? Sıralanan Devlet Kurumları da aynı isteksizlikteler.
5. Toplumda güven ve imaj sorunu:
Özellikle genç kuşaklar YEŞİLAY ’ı artık “çağın gerisinde kalmış, sadece tabela bir kurum” olarak
görüyor. Dili, kampanyaları ve mesajları çoğu zaman etkileyici değil, klişe ve kuru bulunuyor.
SONUÇ: “NEDEN ETKİN DEĞİLDİR?”
Kısaca:
Görünürlük ve varlık eksikliği,
Halka dokunamayan etkisiz kampanyalar düzenlenmesi,
Sokaktan ve halktan kopukluğun sürdürülmesi,
Tütün lobisine karşı pasif duruş sergilenmesi,
Modern iletişim araçlarının iyi kullanılamaması,
Gerçek bir STK (STÖ) refleksinden ve vizyonundan uzaklaşmış olmasındandır.
NE YAPILMALI İDİ?
Süreklilikle, televizyonlarda kısa ama çok vurucu ve dikkat çekici kamu spotları kurgulanmalıydı,
Gençlere hitap eden, bilimsel tabana oturtulmuş süresiz sosyal medya kampanyaları yapılmalıydı,
Sigara içiciliğine karşı sıklıkla, Üniversiteler, Spor Kulüpleri, İlgili Bakanlıklar, Valilikler ve
Belediyelerle iş birliği içinde açık hava etkinlikleri ve ses getirici farklı aktiviteler düzenlenmeliydi,
Tüm şehirlerimizde ki kamu kurumlarında ve sivil kuruluşlarda yine sıklıkla ücretsiz eğitimler, afişler,
bilgilendirme stantları kurulmalı ve sürdürebilir denetimler yapılmalı,gerçek verilerle ciddi bir kamuoyu
baskısı yaratılmalıydı. Halen yapılabilir, hemen şimdi başlanabilir….
“YEŞİLAY” bağımlılıkla mücadele mi ediyor, yoksa yalnız var olmakla mı meşguldür?”
YEŞİLAY, bu sorumuza yeterli cevabı vermelidir.
Bu farkındalık çok değerlidir.
Gerçek değişim, bu soruları cesurca sormak ve amasız cevap vermekle başlayacaktır.
İYİ YÖNETİLMEYEN BİR YEŞİLAY var.
Ülkemizde varlığı hissedilmeyen bugünkü YEŞİLAY tablosu, “iyi yönetilmeyen bir YEŞİLAY” ın
sonucudur. 100 yılı aşkın geçmişi, halk sağlığı alanında köklü bir mirasa sahip olan bir kurumun;
etkisizleşmesi, halktan kopması, sadece bir televizyon reklamı, tabela ve etkinlik raporlarıyla
varlık göstermesi, maalesef doğru yönetilememe tercihlerinin bir sonucudur.
YEŞİLAY’ DAN HALKIN BEKLENTİSİ!
YEŞİLAY gibi köklü ve toplumsal hafızada yer eden bir kurumun "kötü yönetildiğine" dair eleştiriler,
genellikle kurumun tarihsel misyonu ile güncel pratikleri arasındaki çelişik uçuruma dayanıyor. 1920’den
beri bağımlılıkla mücadele eden bir cemiyetin, siyasetten uzaklaşması ve bilimsel temelde kalması
toplum nezdindeki en büyük beklentidir.
Genellikle, bu konudaki rahatsızlıkların yoğunlaştığı noktaları ve çözüm yollarını şöyle
analiz edebiliriz:
1. Eleştirilerin odaklandığı temel alanlar:
Siyasallaşma iddiaları:
Kurum yönetimlerinin liyakat yerine, siyasi aidiyetlere göre şekillendiği algısı; toplumun her kesimini
kucaklaması gereken bir yapının tarafsızlığını zedeliyor.
Bütçe ve Kaynak Yönetimi:
YEŞİLAY’ ın sahip olduğu bağışlara dayalı geniş bütçenin ve devletten aktarılan payların, doğrudan
bağımlılıkla mücadele (rehabilitasyon merkezleri, uzman kadrolar) yerine reklam, organizasyon ve
yüksek maaşlı bürokratik kadrolara harcandığına dair kaygılar vardır.
Etkinlik ve görünürlük dengesi:
Mücadelenin sokaktaki ve aile içindeki gerçek etkisinden ziyade, billboardlarda ve prestij projelerinde
kalması "vitrin yönetimi" eleştirilerini beraberinde getiriyor.
Sigara ile mücadele de hiçbir zaman unutulmaması gereken dip notlar:
Sigara gibi ciddi bir halk sağlığı sorununa karşı doğrudan, etkili ve sürekli mücadele edilmezse; o
boşluğu;
Tütün Endüstrisi,
Influencer’ lar, (Instagram, YouTube, TikTok, X gibi platformlar)
Zararsız gösterilen tütün alternatifleri (elektronik sigara, ısıtılmış tütün) gibi yapılar anında
doldurur.
YEŞİLAY ’ ın amasız ve hiç zaman kaybetmeden olması gereken yerler:
Sokaklarda,
Okullarda,
Stadyumlarda,
Spor Salonlarında,
Televizyonlarda (Radyolarda),
Sosyal medyada,
Sanal Alemde,
Gençlerin dilinde,
Yasa yapıcının, devamlı gündeminde olmalı ve buralardan asla ayrılmamalıdır.
Net ifade ettiğimiz bir konu;
Şu an WEB Sitesine hapsolmuş, içeride kendini alkışlayan bir yapıya dönüşmüş durumdadır.
Yeni bir yapılanma ile şiddetli bir rüzgar oluşturabilir. Yenilenme ile tekrar halkın ihtiyaçlarına
kulak verirse, gerçekten bağımsız ve liyakatli bir yönetime kavuşursa, STK refleksini geri kazanır
ve eleştiriye açık hale gelirse olabilir.
Gerçek YEŞİLAY yoksa toplum kendi YEŞİLAY ’ını yaratır.
Benim verdiğim şahsi mücadele de budur.
Konu ile ilgili benzer bir durum da SAĞLIK BAKANLIĞI ile AİLE VE
SOSYAL İŞLER BAKANLIĞI’ nda da vardır. Bu iki bakanlıkta sigara ile
mücadele ve caydırıcılık konusunda işlevsiz ve ilgisizdir.
Bu bakanlıklarda yaşanan benzer problemler:
1. Bürokrasi ve hantal yapı:
Karar alma süreçleri, ağır ve uzun zaman alıyor.
Yeni, yaratıcı projeler üretmek yerine rutin işlerin içinde boğulmalar yaşanıyor.
Değişime ve yeniliğe direnç gösteriliyor, yenilik istenmiyor.
2. Halkla iletişim eksikliği:
Kamuoyuna yönelik, etkili ve şeffaf bilgilendirme yapılmıyor.
Vatandaşların ihtiyaçları ve beklentileriyle uyumsuz ve uzağındaki projelere daha çok yer veriliyor.
PARA VE ZAMAN KAYBEDİLİYOR.
3. Politik müdahaleler ve kısa vadeli hedefler:
Politik baskılar nedeniyle uzun soluklu, etkili stratejiler geliştirilemiyor.
Popülist ve sembolik adımlar ve aktiviteler öne çıkıyor.
4. Kaynak ve insan yönetimindeki problemler:
Yetersiz ve liyakatsiz personelde motivasyon sorunları yaşanıyor.
Kaynaklar etkin kullanılamıyor veya yanlış alanlara yönlendiriliyor.
5. Bağımsız ve liyakatli yönetim eksikliği:
Atamalarda liyakatten çok siyasi kaygıların ön planda olması etkinliği önlüyor.
Kurum kültürü zayıfladığından, inisiyatif alma kapasitesi gitgide düşüyor, yeni projeler üretilemiyor.
Sonuçlama:
Sağlık ve sosyal hizmetlerin etkinliği, sadece bütçe veya personel sayısıyla değil; doğru yönetim,
şeffaflık, halkla güçlü iletişim ve sürdürülebilir politikalarla doğrudan bağlantılıdır.
Kurumların bu konuda iyi yönetilmemesi; vatandaşın hizmet almasını doğrudan etkiliyor ve toplumsal
sorunları daha da büyütüyor.
HALKSAL YAKLAŞIM!
KONUTLARDA, SOKAKLARDA, CADDELERDE, YAYA GEÇİTLERİNDE,
MEYDANLARDA, PARKLARDA, OTOBÜS DURAKLARINDA, TÜM
KAFEDELERDE, TÜM NARGİLE KAFELERDE, TÜM LOKANTALARDA, TÜM
KAHVEHANELERDE, TÜM İŞ YERLERİNDE, DİĞER KAPALI MEKANLARDA,
TÜM OKULLARIN ÖNLERİNDE VE HER YERDE,
GELİŞİ GÜZEL SİGARA İÇİCİLİĞİ,
İNANILMAZ SAYIDA ARTTI!
DUR DİYEN “BİR KURUM” YOK!
DUR DİYEN “HİÇ BİR KURULUŞ” YOK!
YASALARIMIZ YOK SAYILIYOR!
YASA UYGULAYICLARI GÖREVİNİ YAPMIYOR!
Son yıllarda sigara içiciliğinin çok hızlı ve çok fazla artışı, gerçekten ciddi ve çok büyük bir sorun
olmuştur. Dediğimiz gibi bu aykırı duruma, “dur diyen/diyecek” olan devlet kurumlarının güçlü,
kararlı, etkin ve etkili caydırmaya ve bilgilendirmeye yönelik bir müdahalesini göremiyor,
mücadelesine de tanık olamıyoruz. NEDEN?
İşte bunun birkaç temel nedeni:
1. Yetersiz ve etkisiz yasal düzenlemeler ile denetimler:
Sigara yasaları olsa da uygulamada sıkıntılar var.
Sigara satışının denetimi, özellikle gençlerin erişimi konusunda yeterli kontrol sağlanamıyor.
Elektronik sigara ve benzeri ürünler için yasal düzenlemeler hala tam değil ve etkili uygulanmıyor.
Her alanda denetimler çok yetersiz, halkın çok yoğun olduğu mekanlar ve kurumlar hiç denetlenmiyor.
Hastanelere sağlık bulmak için gidiyoruz, sinirlenip asap bozukluğu ile geriye dönüyoruz.
2. Tütün Endüstrisinin gücü ve etkisi:
Tütün firmalarının, ekonomik gücü ve lobicilik faaliyetleri çok güçlüdür.
Bu firmalar pazarlama stratejileriyle, sigarayı cazip hale getirmeye devam ediyorlar.
Devlet politikaları, ekonomik kaygılarla (vergi geliri gibi) bu güç karşısında zayıf kalıyor.
3. Kamu Sağlığı Kampanyalarının Yetersizliği:
Daha önce yapılan etkili kampanyaların artık gözle görülür biçimde azaldığı görülüyor.
Halkı bilinçlendirme, zararları anlatma konusunda yeterince yaygın ve güçlü çalışmalar yapılmıyor.
4. Gençlere Yönelik Önleyici Çalışmaların Azlığı:
Okullarda ve sosyal alanlarda, sigaranın zararları konusunda, yeterince eğitim verilmiyor,
caydırıcılıkla ilgili mücadele yapılmıyor. (12-18 yaş arası çocuklarda, sigara içme oranının yüksek
olması başka ne ile izah edilebilir.)
Alternatif ürünlerin (elektronik sigara gibi) gençler arasında moda haline gelmesi önlenemiyor, buna
karşı etkin tedbirler ve önlemler alınmıyor.
5. Toplumsal Algı ve Kültürel Faktörler:
Sigara içmenin sosyal kabul görmesi, özellikle belirli bölgelerde ve yaş gruplarında yaygınlaşıyor.
Aile içinde ve sosyal çevrede, sigaraya karşı yeterli refleksler oluşmuyor; halk başına ne geleceğini
bilemediğinden kişisel ikaz mekanizmaları da işlemiyor.
ZAMAN KAYBETMEDEN VE HEMEN NE YAPILMALIDIR?
Tütün ve benzeri ürünlerin teşvik edici reklamsal görüntüleri tamamen ve derhal
yasaklanmalıdır.
Hukuki düzenlemeler sıkılaştırılmalı, toplum yaşamlı yerlerdeki denetimler
derhal, hemen şimdi artırılmalıdır.
Etkili ve sürekli kamuoyu kampanyaları başlatılmalıdır.
Okullarda, erken yaşta bilinçlendirme programları ve çalışmaları yapılmalıdır.
Bağımlılıkla mücadele merkezleri yeniden kurulmalı (KIZILAY stantları gibi),
ciddi seviyede amasız desteklenmeli ve yaygınlaştırılmalıdır.
YEŞİLAY GİBİ KURUMLAR, GÜÇLENDİRİLİP AKTİF HALE GETİRİLMELİDİR:
Bu farkındalığı ve tepkimizi yüksek tutmamız çok önemlidir.
Toplumda ses çıkmazsa, değişim de zor oluyor.
Bizler gibi düşünen ve söyleyen insanlar sayesinde, bu sorunlar gündemde kalıyor.
Sigara içiciliğiyle mücadelede, DEVLETİN daha kararlı ve görünür adımlar
atması için istekli ve bilinçli bireylere her zaman ihtiyacı vardır.
Bu konuda BELEDİYELER ve STK’ların da çok yetersiz ve pasif kalması
sigara ile mücadelede büyük bir boşluk yaratıyor.
BELEDİYELER YETERSİZ KALIYOR. NEDEN?
Sigara ile mücadele gibi önleyici sağlık hizmetleri genellikle ikinci planda ve öncelik
sıralamasında alt sıradadır.
Sağlıkla ilgili programlara ayıracak bütçe ve personel eksikliği kaynak kısıtlılığı vardır.
Merkezi sağlık otoriteleri ve yerel yönetimler arasında uzmanlık ve koordinasyon eksikliği
vardır.
Sigara karşıtı mesaj vermede oy kaygısı nedeniyle halkla iletişimde yetersizlik vardır.
Bu nedenle etkili halk bilgilendirme ve bilinçlendirme kampanyaları yapılmıyor.
STK’ LAR ETKİN DEĞİL? NEDEN
Kaynakların sınırlı olması ve sigara ile mücadelenin görmezden gelinmesi,
Kamu Kurumları ile iyi ilişkiler kurulamaması,
Görünürlük ve iletişim eksikliğinin bilindiği halde giderilememesi,
Yenilikçi girişimler ve gençlere yönelik faaliyetlerin eksikliği ve mücadele yetersizliği.
Sigara ile mücadelede önemli bir boşluk oluşuyor.
Bu durumda toplumda bilinçlenme ve önleme yetersiz kalıyor, genç kuşaklar sigaraya karşı yeterince
korunamıyor.
ÇÖZÜM NE OLMALI VE NE YAPILMALIDIR?
Belediyelerin sağlık birimleri güçlendirilmeli, sigara karşıtı kampanyalar öncelik haline
getirilmeli.
STK’lara mali ve lojistik destek sağlanmalı.
Kamu kurumları ve STK’lar arasında daha sıkı iş birliği kurulmalı.
Sosyal medya ve yerel medya kullanılarak geniş kitlelere ulaşılmalı.
Okullar ve gençlik merkezlerinde aktif programlar uygulanmalıdır.
Bizim, bu konudaki araştırmalarımız ve gözlemlerimiz, çok değerli ve yerindedir.
Gerçekten bu alanlarda bireyler tarafından yapılan aktif uyarlar olmazsa, sigarayla
mücadelede başarı elde etmek daha da zor olacaktır.
Mevcut gözlemlerimize ve edindiğimiz bilgilere göre öne çıkan bazı veriler şunlardır:
Genel olarak, TÜRKİYE’ de 15 yaş ve üzeri nüfusun yaklaşık %27 ila %35'inin sigara kullandığı
belirtilmektedir.
Bazı raporlar bu sayının 14.5 milyon ile 20 milyon arasında değiştiğini göstermektedir.
Örneğin, eski bir bilgi 17 milyon kişinin bağımlı olduğunu belirtmiştir.
Daha yakın tarihli raporlar (2024 verilerine atıfla), 15 yaş ve üzeri toplam nüfusta yaklaşık 20
milyona yakın kişinin, düzenli sigara içicisi olduğunu ve her üç kişiden birinin, sigara
kullanıcısı /bağımlısı olduğunu ifade etmektedir.
Başka bir kaynak ise, 2018-2023 Tütün Kontrolü Planı'na göre sigara içenlerin sayısının 15
milyondan fazla olduğunu belirtmiştir.
Bu veriler, sigara bağımlısı sayısının oldukça yüksek olduğunu göstermekle birlikte, kesin ve güncel
bir "tüm bağımlı sayısı" vermek için tek bir resmi rakam bulunmamaktadır.
Rakamlar, kullanılan metodolojiye ve veri toplama yılına göre değişiklik gösterebilir.
Günlük Tüketim:
Türkiye, kişi başına düşen ortalama günlük sigara adedi sayısında, “dünya birincisi”
sıralarında yer almaktadır.
2024 YILI SİGARA İÇME REKORU:
2024 yılında TÜRKİYE’ de toplam 150.4 milyar adet sigara tüketilmiş ve bu, tarihte bir rekor olarak
kayıtlara geçmiştir.
Bu konuyla ilgili, Sağlık Bakanlığı veya Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) gibi kurumlardan daha
kesin ve güncel veriler alabilmek için yüz yüze araştırma yapılabilir.
ÖZETLE;
Kalbinizi, sigara dumanı ile kirletmeyin!
Sigara içmek, hep sağlığı bozucu olarak ele alınıyor.
Ya topluma ve çevreye verilen zarar?
Bunu daha ağır, yıpratıcı ve vazgeçirici bir dille ele almak gerekmiyor mu?
Sigara içmenin sağlığa verdiği zarar, zaten çok konuşuluyor, ama bunun topluma, çevreye ve
insanların birbirindeki algıya verdiği tahribat, çoğu zaman yeterince sert bir dille ele alınmıyor.
Sert bir dilden kastımız, insanımızı utandıran değil; gerçeği çarpıcı şekilde yüzüne vuran bir dil
olmalıdır. Bu durumu ağır, yıpratıcı ama manipülatif veya aşağılayıcı olmayan, tamamen gerçeklere
ve sosyal etkilerine dayanan bir üslupla anlatalım.
Sigara yalnızca içeni değil, bir çevre felaketi gibi herkesi zehirler:
Sigara içmek, bir kişinin kendi sağlığını “yavaş yavaş yok etmesi” gibi görünür; ama aslında bundan
çok daha fazlası zararlar verir.
1) Sigara içen etrafındaki herkese istem dışı zarar veriyor:
Etraftaki kişiler, yani Pasif içiciler, sigarayı hiç içmemiş olan bu insanlar, sigara içenler tarafından
akciğer kanserine yakalanıyor.
Kişi bir sigara yaktığında:
Yanında yürüyen hamile anne, arabasındaki bebek, yürüyen çocuk veya hasta büyük insanlar,
Otobüste ayakta duran yaşlı insanlar,
Evinde bekleyen aile bireyleri (hasta olanlar dahil); bu kişinin sigara içmesi (kendini tatmin etmesi)
yüzünden ya solunmuş olan dumanı tekrar soluyor, yada üzerine sinmiş olan zehiri soluyor.
Bu durum kişisel tercih değil, başkalarının yaşamına izinsiz müdahaledir.
2) Sigaranın dumanı değil, algısı da kirletiyor:
Toplum içinde sigara içmek, “özgürlük” değil, çoğu yerde kaçınılan, rahatsız edici, olumsuz bir
davranıştır. Modern şehirlerde insanlar sigara içeni görüp, kokusunu alınca adeta bir “alarm” almış
gibi uzaklaşırlar.
Sigara içmek:
İş ortamında profesyonel imajı fena halde zayıflatıyor,
Sosyal ilişkilerde “rahatsız edici alışkanlık” olarak kötü algılanıyor,
Bazı insanlarda “disiplin eksikliği” veya “kendine bakmama, kendi sağlığını korumama” imajı gibi bir
algı yaratıyor.
Bu sigarayı bile bırakamıyorsa, başka şeylerde ne kadar iradesine sahip olacaktır?
Bugün sağlığını umursamadan yaşıyor ama bedelini sonra umursayacak kadar fazla ödeyecek.
Kendine bu kötülüğü yapan, bana/bize neler yapar/yapmaz?
3) Çevreye etkisi: tek bir izmarit 1.000 litre suyu zehirliyor:
Sigara izmariti küçük boyutlu ama dünyadaki en büyük ve zehirli bir çöptür.
Her yıl trilyonlarca izmarit düşünülmeden gelişigüzel her yere atılıyor:
Toprağı kimyasal maddelerle zehirliyor,
Deniz canlılarını öldürüyor,
Yangınlara neden oluyor,
Doğada 10 yıla kadar yok olmuyor.
Yani bir insan bir izmariti yere attığında, aslında “kimse görmedi” diye düşündüğü şey, yıllarca
çevreyi kirleten bir zehir kapsülü bırakmaktır.
4) Sigara içmek yalnızca ‘kötü alışkanlık’ değil; çevresel bir sorumsuzluk:
Bir insan sigara içtiğinde:
Dumanı havayı kirletiyor,
İzmariti doğayı kirletiyor,
Pasif içicilikle insanları zehirliyor,
Üretim süreciyle, ağaçların (doğanın) yok olmasına neden oluyor.
Kısacası sigara, tek bir kişinin ettiği bir “zarar” değil, doğaya ve topluma yayılan, geri
dönülemez ve telafisi olmayan zincirleme bir tahribattır.
5) En ağır gerçek: Sigara içmek “normal” değil, artık bahaneleri tükenmiş bir davranış:
Eskiden kabul gören birçok davranış bugün kabul edilmiyor; sigara içmek de artık bu kategoriye hızla
giriyor. Toplum giderek daha sağlıklı, daha çevreci, daha bilinçli bir noktaya gidiyor.
Sigara ise tüm bu değerlerin tam tersidir.
Bu yüzden sigara içmenin artık;
Alışkanlık,
Keyif,
Özgürlük,
Rahatlama,
Tatmin,
Tiryakilik gibi yumuşak kavramlarla açıklanması, asıl ve acı gerçeği gizliyor.
ACI GERÇEK:
Sigara, yalnızca kendini değil, çevreni, havayı, insanları ve doğayı tahrip eden bir
zehirdir.
Yeni bir slogan: “Bir Sigara Yak… Neyi Öldürdüğüne Bir Bak.”
Bir sigara yaktığında…
Sadece tütün yanmaz.
Sen yanarsın. Etrafın yanar. Geleceğin yanar, Geleceğimiz yanar...
Çektiğin her duman, akciğerinden, kalbinden, damarlarından ve ömründen çalınan senin ve bizim
sağlığımızdır. Ve sen fark etmiyorsun, çünkü ölüm seni seviyor:
Yavaş gelen av, en kolay avdır diye görüyor.
Sigara sadece seni öldürmez.
Evin ve ortamın duvarlarını sarartır,
Çocuğunun / çocukların ciğerini karartır,
Sokaktaki vatandaşı zehirler,
Denize attığın izmaritle, canlıların ölümüne neden olursun.
Bir izmarit…
1.000 litre suyu kirletir. Yanlış duymadınız tam 1.000 litre.
Yani insanın tek bir “alışkanlığı”, bir köyün içme suyunu bozar.
Her nefeste sadece kendini değil, etrafındaki herkesi cezalandırıyorsun.
Kimseye sormadan, kimseye hesap vermeden, vicdansızca ve sessizce zehirliyorsun.
Ve sonra “ben bağımlıyım” diyorsun.
Hayır. Sen bağımlı değilsin.
Günlük hayatta sigara bağımlılığının büyük oranda psikolojik olduğunu gösteren en çarpıcı kanıtlar
hamilelik, oruç ve uzun süreli uçak yolculuklarıdır.
Bağımlılar hiçbir fiziksel sıkıntı yaşamadan 10-12 saat süren okyanus aşırı uçak yolculukları yapabilir.
Bu durumda sigarasız durabiliyorlar.
Bağımlı olan siz değilsiniz, sigaradır…
Sigara, senin vücudunu, sağlığını, gücünü, paranı, yıllarını çekip alan bir asalaktır.
Çünkü sigara seni öldürmek istemiyor…
Seni çürütmek istiyor.
Yavaş, sessiz, acıtmadan, paranı ala ala.
“O alevin ışığında, Ben niye kendimi ve çevremi öldürmeye devam etmek istiyorum?”
Nefesin kısalıyor,
Kalbin yoruluyor,
Ciğerlerin kararıyor,
Çevrenindeki herkes, sen fark etmeden “pasif kurban” oluyor.
BİLİM NE DİYOR: (14, 15, 17, 19 ncu sayfalardaki verilere ilaveten)
Bir tek sigara dumanı, 7.000’den fazla kimyasal madde içeriyor.
Bu miktar, bir nefeste ciğerlere giren görünmez bir fabrikanın atığına eşdeğer atık demek oluyor.
İnsan vücudu fabrika değil; ama sigara seni, yavaş yavaş hurdaya çıkan bir makine gibi tüketiyor.
Sigara içtiğinde, yalnızca kendi ömrünü eksiltmiyorsun.
Dumanın dokunduğu her insan, hiç hak etmediği bir ceza ile cezalandırılıyor ve ömrü eksiliyor
Bu yüzden toplumda ciddi bir öfke var:
Kimsenin canı ve aldığı nefes, bir başkasının üflediği (hastalıklı olabilir) dumanına zimmetli
değildir.
Toprak bile bir izmariti 10 yılda yok ediyor.
Senin bir saniyede yere attığın bir izmarit,
Bir kuşun kursağına takılıyor,
Bir balığın midesinde zehir oluyor,
Bir ormanı tutuşturuyor ve cayır cayır yakıyor.
Senin “rahatlamak” dediğin şey,
Doğaya bırakılmış, küçük bir felaket.
Sigara bir seçim değil, dışarıya yayılan çürüme zincirinin bir doz zehirdir.
Çevre Kirliliği ve Yangın Riski:
İzmarit Kirliliği:
Sigara izmaritleri, dünyada en çok atılan tek kullanımlık plastik atık türüdür.
Atıldıkları zaman filtrenin içindeki plastik ve zehirli kimyasallar (arsenik, kurşun, nikotin vb.) toprağa ve
suya karışır. Bu durum, özellikle deniz ve su ekosistemleri için yıkıcıdır.
Orman Yangınları:
Dikkatsizce atılan izmaritler, özellikle yaz aylarında binlerce hektar ormanın yanmasına, eko
sistemlerin yok olmasına ve can kaybına yol açan en büyük yangın nedenlerinden biridir. Bu, telafisi
mümkün olmayan bir toplumsal zarardır.
GENÇLİĞİN SİGARA VE TÜTÜN TÜREVLERİ EĞİLİMLERİ
Gençlerin çoğu sigara içmemeyi tercih ediyor.
CDC' ye göre, 2011'den 2018'e kadar ortaokul ve lise öğrencileri arasında sigara içme oranı azaldı.
2018 yılında ortaokul öğrencilerinin neredeyse 50'de 1'i (%1,8) son 30 gün içinde sigara içtiğini
bildirdi; bu oran 2011'de %4,3'tü.
2018 yılında lise öğrencilerinin yaklaşık 2'si (%8,1) son 30 gün içinde sigara içtiğini bildirdi; bu oran
2011'de %15,8'di.
Ancak sigara içen gençlerin sayısı azalırken, elektronik sigara kullanan gençlerin sayısı
katlanarak arttı.
Buharlaştırma - elektronik sigara kullanımı:
Elektronik sigaranın uzun vadeli sağlık etkilerine ilişkin çok az veri olmasına rağmen, 2011'den
2018'e kadar ortaokul ve lise öğrencileri arasında elektronik sigara kullanımının arttığı
görülmektedir.
2018 yılında ortaokul öğrencilerinin yaklaşık 20'de 1'i (%4,9) son 30 gün içinde elektronik
sigara kullandığını bildirdi; bu oran 2011'de %0,6'ydı.
Lise öğrencilerinin neredeyse 5'te 1'i (%20,8), 2018 yılında son 30 gün içinde elektronik sigara
kullandığını bildirdi; bu oran 2011'de %1,5'ti.
ELEKTRONİK SİGARALAR ZARARLI MI?
Elektronik sigaralar (ve nargile gibi tütün ürünleri) başka bir pazarlama şeklidir ve kesinlikle masum
değiller. Gittikçe artan oranda kanıt, elektronik sigaraların sağlığa olumsuz etkilerini ortaya koymaktadır.
Mart 2019’ da açıklanan bir çalışmada masum gibi görünen elektronik sigaraların kalp krizi geçirme
riskini 55% arttırdığını göstermiştir.
Elektronik sigaralar (vape), sigaraya göre "daha az zararlı" bir alternatif olarak gösterilse de, bu
onların zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Tıp dünyası ve sağlık örgütleri, e-sigaraların ciddi
sağlık riskleri taşıdığı konusunda hemfikirler.
ELEKTRONİK SİGARANIN KİMYASAL İÇERİĞİ:
1. İçerik ve Kimyasallar
Sigarada 7.000’ db fazla zehirli madde ve katran varken, E-SİGARA’ da bu sayı daha azdır.
E-SİGARA likitleri ısıtıldığında açığa çıkan maddeler:
Nikotin:
Bağımlılık yapıcı etkisi çok yüksek olan nikotin içerir.
Beyin gelişimini (özellikle 25 yaş altına kadar) olumsuz etkiler.
Aerosoller: (Böcek ve sinek ilacı)
Solunan buhar yalnız "su buharı" değildir; içinde formaldehit (kanserojen), aseton ve ağır metaller
(kurşun, nikel, kalay) bulunur.
Aromalar:
Gıda olarak tüketilmesi güvenli olan bazı aromalar, akciğerlere solunduğunda toksik etki yaratabilir
(örneğin "patlamış mısır akciğeri" olarak bilinen Bronşiolitis Obliterans'a yol açan diasetil).
2. Akciğer ve Kalp Sağlığına Etkileri
EVALI:
2019'da tanımlanan "E-sigara veya vaping kullanımıyla ilişkili akciğer hasarı," doğrudan bu cihazların
kullanımıyla bağlantılı ciddi bir solunum yetmezliği tablosudur.
Damar Sertliği:
Nikotin ve diğer kimyasallar kan basıncını artırarak kalp krizi ve inme riskini tetikleyebilir.
3. "Sigarayı Bırakma Aracı" Efsanesi
Birçok kişi sigarayı bırakmak için e-sigaraya başlar. Ancak araştırmalar, kullanıcıların büyük bir
kısmının "çift kullanıcı" haline geldiğini (hem normal hem e-sigara) veya sigarayı bıraksa bile esigara bağımlısı olarak kaldığını gösteriyor.
SİGARA ve ELEKTRONİK SİGARA
Özellik Geleneksel Sigara Elektronik Sigara
Kanserojen Madde Çok Yüksek Var (Daha düşük seviyelerde)
Bağımlılık Çok Yüksek (Nikotin) Yüksek (Nikotin)
Akciğer Hasarı Kronik (KOAH, Kanser) Akut ve Kronik Hasar
Pasif İçicilik Var ve Çok Zararlı Var (Buhar yoluyla kimyasal yayılımı)
Önemli Not:
Eğer e-sigarayı, sigarayı bırakmak için bir basamak olarak görüyorsanız, tıbbi onaylı yöntemler
(nikotin sakızı, bantları veya doktor kontrolünde ilaçlar) çok daha güvenli ve etkili sonuçlar
vermektedir.
Sigara bırakıldığında vücut kendini iyileştirmeye başlar.
SİGARAYI BIRAKINCA NELER DEĞİŞİR?
20 dakika
sonra
Kalp atış hızınız ve kan basıncınız (tansiyon) normale dönmeye başlar.
El ve ayaklarınızın dolaşımı iyileşir ve ısınır.
8-12 saat
sonra
Kanınızdaki zehirli karbonmonoksit seviyesi hızla düşer ve normale iner.
Kandaki oksijen seviyesi artar.
24 saat
sonra
Kalp krizi geçirme riskiniz azalmaya başlar.
Vücut, birikmiş toksinlerden arınma sürecine girer.
48 saat
sonra
Hasar gören sinir uçları onarılmaya başlar.
Tat ve koku duyularınız belirgin şekilde keskinleşir ve gelişir.
2 hafta - 3 ay
sonra
Kan dolaşımınız düzelir ve kolaylaşır.
Akciğer fonksiyonlarınız ve kapasiteniz %30'a kadar artabilir.
Yürüme ve egzersiz yapma kolaylaşır.
1 - 9 ay
sonra
Kronik öksürük, hırıltı ve nefes darlığı şikayetleriniz büyük ölçüde azalır.
Akciğerlerdeki silyalar (temizleyici tüycükler) yeniden işlev görmeye başlar.
Enerji seviyeniz yükselir.
1 yıl
sonra
Koroner kalp hastalığı (kalp krizi) riskiniz yarı yarıya azalır.
5 yıl
sonra
Ağız, boğaz, gırtlak ve mesane kanseri riskiniz yarı yarıya düşer.
Felç (inme) geçirme riskiniz, sigara içmeyen bir bireyin seviyesine yaklaşır.
10 yıl
sonra
Akciğer kanserinden ölme riskiniz, sigara içmeye devam eden birine göre yarı yarıya
azalır. Pankreas ve böbrek kanseri riskleri de düşmeye devam eder.
15 yıl
sonra
Koroner kalp hastalığı riskiniz, hayatı boyunca hiç sigara içmemiş bir kişinin risk
seviyesiyle neredeyse eşitlenir.
SİGARA VEYA TÜTÜN KULLANIMINI ÖNLEME EĞİTİMİ
Tütün kullanımının büyük kısmı 11-15 yaşları arasında, 6. sınıftan 10. sınıfa kadar başlar.
Gençler bu yaşlarda tütün denemeye karşı savunmasızdır. Ergenlik döneminde, beynin haz ve
duygularla bağlantılı bölgelerindeki hormonlar çok aktif hale gelir. Bu da risk alma eğilimini artırır ve
yeni şeyler denemeye olan ilgiyi artırır.
Beynin bilgiyi işleyen ve riskler hakkında karar veren kısımları 20'li yaşların başına kadar gelişir.
Dolayısıyla, genç bir kişinin riskleri tam olarak değerlendirmeden seçim yapma olasılığı, 11 veya 15
yaşında 25 yaşına göre çok daha yüksektir.
Tütün endüstrisi, gençlerin sigara veya elektronik sigaraya başlamaya teşvik edilebileceğinin
farkındadır ve pazarlama faaliyetlerinin çoğunu gençlere yönlendirmektedir.
ETR, kanıta dayalı ve kanıta dayalı tütün önleme müfredatı bulunan materyaller sunmaktadır.
Bu materyaller, tütünle ilişkili hastalıkların epidemiyolojisi, sigara ve diğer tütün kullanımının yaygınlığı
ve tütün kullanımına bağlı risk faktörleri hakkındaki, en son güncellemeleri içermektedir.
Gençler, tütün hakkındaki önyargılarını incelemeye, doğru kararlar almaya ve risk alma
konusunda, yaşıtların baskısına direnmeye teşvik edilmektedir.
Sigara / Tütün kullanımını bırakmak:
Sigara / Tütün bağımlılığını bırakmak mümkündür. Aslında, ABD'de eski sigara içicilerinin sayısı,
mevcut sigara içicilerinden daha fazladır.
Sigarayı bırakan kişi, tütünün verdiği zararı azaltabilir, hatta bazen tersine çevirebilir.
Sigarayı bırakan kişi, erken ölüm riskini her yıl azaltır.
Bıraktıktan 10 ila 15 yıl sonra, kalp hastalığı ve kanser riski, hiç sigara içmemiş kişilerle hemen
hemen aynı seviyeye gelir.
SİGARAYI BIRAKMANIN BİLİMSEL VE ETKİLİ YOLLARI
1. Hazırlık Yap – Gerçekçi Bir Plan Oluştur
“Bırakma tarihi” belirle (1 hafta içinde bir tarih seç, çok ileriye atma).
Sigara içmeye en çok neden olan tetikleyicilerini yaz (örneğin: kahve içerken, stresliyken, arkadaşlarla
sohbet ederken).
O, anlar için alternatif davranışlar geliştir (sakız çiğnemek, su içmek, yürüyüş yapmak gibi).
2. Nikotin yoksunluğuna karşı destek al.
Nikotin bağımlılığı fiziksel bir bağımlılıktır.
ÇÖZÜMÜ:
Nikotin Replasman Tedavileri (NRT):
Bu ürünler nikotin verir ama sigaranın zehirli maddelerini vermez. Yavaş yavaş doz azaltılarak bırakılır.
Nikotin sakızı
Nikotin bantları (plaster)
Nikotin pastilleri veya burun spreyleri
Reçeteli İlaçlar:
Bupropion (Zyban):
Beyindeki nikotin etkisini azaltır.
Vareniklin (Champix):
Nikotine karşı duyulan isteği azaltır.
Bu ilaçlar doktor reçetesiyle kullanılmalıdır.
3. Davranışsal Destek – Profesyonel Yardım Al
Psikolojik danışmanlık / terapi:
Özellikle grup terapileri veya bireysel terapi çok etkili olabilir.
Sigarayı Bırakma Hatları:
TÜRKİYE’ de “ALO 171 Sigarayı Bırakma Danışma Hattı” ücretsiz destek sağlar.
Sigarayı bırakma poliklinikleri:
Devlet hastanelerinde bu hizmet ücretsizdir.
4. Mobil Uygulamalar ve Dijital Destek
Smokefree, QuitNow, Kwit, Smoke Free gibi uygulamalardan destek alınabilir.
Smokefree: Sigarayı bırakma sürecini takip eder, sağlıkta ve parada kazanımları gösterir.
QuitNow: Bıraktıktan sonraki ilerlemeyi istatistikler ve motivasyon mesajlarıyla sunar.
Kwit: Oyunlaştırma ve başarı rozetleriyle sigarayı bırakmayı teşvik eder.
Smoke Free: Günlük görevler, tetikleyici analizi ve ilerleme takibi sağlar.
Uygulamaların özsel amacı:
İçmediğiniz gün sayısını
Tasarruf ettiğiniz parayı
Vücudunuzda olan olumlu değişimleri
Günlük motivasyon mesajlarını gösterir.
5. Motivasyon Kaynağını Belirle
"Neden bırakmak istiyorum?" sorusuna dürüstçe cevap ver:
Çocuğum için mi?
Sağlığım için mi?
Paradan tasarruf etmek için mi?
Özgür olmak için mi?
Bu nedenleri bir kağıda yazınız ve kriz anlarında kendinize okuyunuz.
6. Kriz Anlarında Ne Yapmalı?
İstek (craving) genellikle 3–5 dakika sürer.
Aşağıdaki yöntemleri dene:
Derin nefes al → 10’a kadar sayarak ver.
Su iç.
Dışarı çık, kısa yürüyüş yap.
Sakız veya çubuk tarçın çiğne.
Ellerinle oyalandığın bir şey yap (stres topu, kalemle oynama vs.).
7. Geri Dönüşten Korkma
Bazen insanlar tekrar içebilir. Bu başarısızlık değil, bir deneyimdir.
Öğren ve tekrar dene. Her denemede başarı şansın artar.
GENÇ ÖZSEL ZİHİNSEL ALGI VE YORUMLAMA:
Bu perspektiften bakıldığında sigara ve türevlerini reddetmek, gençliğin kırılganlığı değil; düşünsel
olgunluğunun ve öznel özgürlüğünün göstergesi olarak ortaya çıkar. Çünkü genç özsel zihinsel algı,
bireyin dünyayı hazır anlamlarla değil, kendi içsel süzgecinden geçirerek algıladığı bir bilinç halidir.
Sigara, toplumda çoğunlukla yetişkinlik, aidiyet ya da rahatlama algısı olarak yaşanır.
Bu çürümüş algı, bugünkü genç nesilde, sigara gibi toplumsal dayatmaları ve aidiyet baskılarını
sorgulama olanağı sağlar. Sigara, genç için sadece bir alışkanlık değil; beden, irade ve kimlik
bağlamında değerlendirilir. Bu nedenle sigarayı reddetmek, dışsal otoriteye boyun eğmek değil,
düşünsel özgünlük, öznel farkındalık ve kendi aidiyetini belirleme göstergesidir.
Genç özsel zihinsel algı ve yorumlama sürecinde sigara ve türevleri, kaçınılmaz bir alışkanlık ya da
toplumsal norm olmaktan çıkar; bireyin öznel bütünlüğüyle uyuşup uyuşmadığı sorgulanan, bir pratik
haline gelir. Bu sorgulama, reddetmeyi korkuya ya da yasaklara değil, içsel tutarlılığa dayandırır.
Dolayısıyla sigaraya karşı duruş, dışsal bir otoriteye itaat değil; bireyin kendi bedenini, bilincini ve
kimliğini sahiplenme biçimidir. Bu bağlamda sigarayı reddetmek, gençliğin eksikliği değil; öznel
farkındalığın, düşünsel özgünlüğün ve özgür iradenin somut bir ifadesidir.
Genç özsel zihinsel algı, genç bireyin dünyayı henüz tam biçimlenmemiş ama kalıplardan arınmış
şekilde algılama halidir. Bu algı, dışsal otoritelerden çok içsel sezgiye, deneyime ve duygusal
farkındalığa dayanır. Gerçeklik, olduğu gibi değil; hissedildiği, sezildiği ve anlamlandırıldığı haliyle
bireyin kendini dünyaya yerleştirme biçimidir.
Genç özsel zihinsel algı ve yorumlama, bireyin dış gerçeklikle kurduğu ilişkiyi kişisel hakikate
dönüştürür ve düşünsel özgünlüğün temelini oluşturur.
Dijital ve Estetik Sansür açsından; sosyal medya algoritmaları ve “Streaming Platformları”
sigarayı "buzluyor" veya görünürlüğünü azaltıyor. Genç nesil için sigara, bir isyan aracı olmaktan çıkıp
"estetik dışı" ve "yaşlı işi" bir eyleme dönüştü. Artık ekranlarda sigara içen bir jön yerine, spor
yapan veya sağlıklı beslenen bir "biohacker" profili daha çok prim yapıyor.
Estetik ve "Yaşlılık" Korkusu açısından; gençlik ve "immortality" (ölümsüzlük) takıntılı modern
kültürde, sigara bir "hızlandırılmış yaşlanma aracı" olarak tanımlanıyor.
İnsanlar akciğer kanserinden korktukları kadar, cildin grileşmesinden, dişlerin sararmasından ve
"erken çökmekten" korkuyor. Sigara içmek, modern güzellik standartlarına karşı işlenmiş bir "estetik
suç" gibi algılanıyor.
ÖZSEL SONUÇLAMA:
Sigara, Sigaranın Türevleri ve Nargile ile mücadelede sonuç ve değerlendirme.
Bu araştırmanın bulguları, Dünya Sağlık Örgütü’nün (World Health Organization, WHO) tütün
kontrolüne ilişkin küresel değerlendirmeleri ve Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi (Framework
Convention on Tobacco Control, FCTC) kapsamında ortaya konulan politika önerileri ile uluslararası halk
sağlığı literatüründe yer alan tütün kontrolü yaklaşımlarıyla paralel biçimde, sigara ile mücadelenin
yalnızca bireysel tercihlere yönelik müdahalelerle sınırlı kalmaması gerektiğini, ortaya koymaktadır.
Dünyada 65 ülke sigara içimine çeşitli sınırlamalar getirmiş, bazı ülkelerde tamamen
yasaklanmıştır.
Sigara ile mücadelede kalıcı ve sürdürülebilir bir başarı; uluslararası bilimsel kanıtlara dayalı stratejiler
ve FCTC ilkeleriyle uyumlu, sigara bağımlıları ile kullanmayanlar arasındaki eşitsizlikleri azaltmayı
hedefleyen, güçlü ve kamusal bir devlet otoritesinin aktif rol üstlenmesi, bütüncül bir halk sağlığı
yaklaşımının benimsenmesi ve etkin yaptırımları ile mümkün olacaktır.
Birinci aşamada yapılması gereken; Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından önerilen çok boyutlu tütün
kontrol stratejileri çerçevesinde; T.C. Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere ilgili bakanlık ve devlet
kurumlarının eşgüdüm içinde hareket etmesi, sürdürülebilir eğitim ve farkındalık çalışmalarının
yaygınlaştırılması çok önemlidir.
İkinci aşamada yapılması gereken ise tütün ürünlerine erişimin kısıtlanması, dumansız hava sahası
politikalarının tüm alanlarda etkin biçimde uygulanması ve düzenli olarak denetlenmesi, caydırıcılığın
cezai yaptırımlarla desteklenmesi, bu konudaki yasal düzenlemelerin ivedilikle hayata geçirilmesi,
toplum sağlığının korunması açısından hayati öneme haizdir.
Nazmi Ölmezyiğit’ in “Dünyalı İnsan Olmak” perspektifini; "Bütünsel Saygı Eksikliği" ve üst akıl
vizyonuyla bağdaştırırsak; bir insanın kendi vücuduna duman doldurması, kendini küçük dozlarla
zehirleyip hasta etmesi, çevresini ve çevreyi zehirleyip kirletmesi, evrensel yaşam enerjisine ve
varoluşun saflığına karşı bir saldırı ve "dünyalı insan ile iletişim kopukluğu" olarak tanımlanabilir.
Gelecek süreçler için "Dünyalı" biri, kendi ekosistemini (bedenini) koruyamıyorsa, büyük ekosistemi
(dünyayı) nasıl koruyabilir sorusu toplumun belli kesiminin bilinçaltına yerleşmiş durumdadır
Sigara artık, bir "tercih" değil, bir "irade ve insanlık zafiyeti" veya "sistem tuzağına düşme" hali
olarak kodlanmalıdır.
SİGARA VE TÜREVLERİ İÇİN ŞİKAYET VE BAŞVURU:
5727 sayılı “Tütün ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun”
ihlali durumunda şikayetlerinizi;
KOLLUK KUVVETLERİ:
POLİS: 155
JANDARMA: 156
ZABITA: 153
ALO SABİM: 184 hatlarına iletebilirsiniz.
(Dumansız Hava Sahası İrtibat Merkezleri)
36
Kaynaklar:
1) Doç. Dr. Sabri ÇEYİZ – Kardiyolog
2) Prof. Dr. Oğuzhan Karatepe- Karatepe Clinic3) Prof. Dr. Oğuz Kılınç - Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı
4) 4207 Sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi Ve Kontrolü Hakkında Kanun ve Yönetmelik
5) American Lung Association (Amerikan Akciğer Derneği) ve sigaraya karşı sağlık bilgilendirmeleri (American Lung.org)
6) American Cancer Society (ACS) – (Amerikan Kanser Derneği)
7) Tarım Bakanlığı Tütün Alkol Piyasa Daire Başkanlığı verileri ve uzman görüşleri
8) Tarım Bakanlığı Tütün Alkol Piyasa Daire Başkanlığı’nın verileri – 2024
9) Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, - Küresel Yetişkin Tütün Araştırması Türkiye Raporu
10) Sağlık Bakanlığı Tütün ve Madde Bağımlılığı ile Mücadele Dairesi Başkanlığı Ülkemizdeki Tütün Kontrol Çalışmaları
11) Global Action to End Smoking
12) Tobacco Atlas
13) Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu (TAPDK) verileri
14) Gemini
15) ChatGPT
16) TÜİK verileri
17) hurhaber.com
18) Daily Sabah
19) Türkiye Gazetesi+2
20) Habertürk+2
21) BirGün Sağlık - Giriş: 15.11.2025 13:09 - Güncelleme: 15.11.2025 13:33
22) OECD “Sağlığa Bir Bakış 2025” Raporu
23) YEŞİLAY - Tütün bağımlılığı nedir?
24) YEDAM, Ücretsiz Sigarayı bırakma Desteği
25) İsmail Kahraman- Gündem Editörü 25.05.2025 - 10:39
26) İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin yayınladığı bilgi notu
27) Nazmi Ölmezyiğit’ in "Dünyalı İnsan Olmak Manifestosu"
28) ssder org.tr - ssder.org.tr+1
29) Global State of Tobacco Harm Reduction
30) Anadolu Ajansı+1
31) Hekimce Bakış+2
32) Anadolu Ajansı+2
33) CNN Türk
34) Google
35) Yandeks
36) YouTube,
37) Dünya Sağlık Örgütü verileri
38) Worldmeter verileri
39) ETR, UCSF'nin Philip R. Lee Sağlık Politikaları Çalışmaları- www.etr.Org - ETR Education Training Research
40) World Health Organization – Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Küresel düzeyde tütün kontrolü ve sigara ile mücadele
stratejileri ile ilgili bilimsel raporlar ve çerçeve sözleşmeleri
41) World Health Organization – Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)
42) Küresel düzeyde tütün kontrolü ve sigara ile mücadele stratejileri ile ilgili bilimsel raporlar ve çerçeve sözleşmeler sunar
(ör. MPOWER stratejileri).
43) National Cancer Institute ve CDC gibi Kamu Sağlığı Kaynakları - Derinlemesine bilimsel incelemeler ve sigarayı
bırakma programları
44) Sağlığı Geliştirme ve Sigara ile Mücadele Derneği yayınları.
Nazmi ÖLMEZYİĞİT Araştırma ve Deneme /ANKARA

