Piyasalar

Psihotron Silah

Punto:

Son on yılda teknolojinin gelişme açısından var olan alanlarından biride beyin konusunda olmuştur. Zamanca beyinde baş veren prosesleri öğrenildikce ve beyin hakkında bilgiler elde olundukca, bu proseslere etki yapma ve kontrol etme amacı ortaya çıkmıştır. Bu amaclara yönelik dünyanın iki kuvvetli devleti olan Amerika ve Rusiya, araştırma ve deneyimler yapmış ve büyük sonuçlar elde etmiştir.

Düşünceleri manipule ve kontrol etmek amacı ile yapılan araştırmalardakı temel anlayışı ilk olarak ortaya koyan Rusiya bilim adamı Aleksandır Belyaev 1929-cu yılda “Valestilin Mira” (Dünyayı Kateden) kitabında insanlara düşünce emrleri yaya bilme cihazından bahs ediyor ki, bu cihazın yaratıcısıda kendisi olmaktadır. Bununla paralel olarak diğer bilim adamı olan Bernard Kajinski meslek bakımından fiziolog ve psihilig olması bu adamın sırf olarak bu konu için faaliyyetlerinin formalaştığını görerik. Kajinskinin bulgusunda insanlarda beyin radyosu olduğunu ve bu beyin radyosunun çevreden bilgileri alıb ve ötürme  yeteneğine sahib olduğunu gösteriyor. Yani insanların fikir ve düşüncelerinin formalaşmasında beyinin kabul etdiği sinyaller büyük etki yapmaktadır.  Kajinskinin gadağan olunmuş “Fikirlerin Ötürülmesi” kitabında beyin radyosu anlayışını bilimsel fakt ve deneyimlere dayalı olarak açıklamıştır. Bu radyonun ötürdüğü ve kabul etdiği dalğaların niteliği aşağı tezlikde olmaktadır. Bilimsel olarak herkese aydındır ki aşağı tezlikdeki dalğaların hem yayılma alanı, hem de yayılma sureti büyük olmaktadır. Kajinskinin buluşu dünyaya yayılmış ve bir çok devletlerden davetler edilmiştir ki, bu davetlerde yapdığı bilimsel konuşma derslerindeki dinleyiciler bu bilimin devamçıları olacaktır.   

Kajinskinin Kanada seferlerindeki derslerinde bulunan dinleyicilerden biri olan Ervin Kameron bu derslerden heveslenerek yaptığı çalışmalar, Amerikada CİA-in (Central Intelligence Agency) Psikoloji Araştırmalar merkezinin yöneticisi statüsünü kadar getirdi. Burada o “Temiz Beyin” Psihotron programının yaratıcısı olmuştur. SSSR-rin merkezi kurumlarından gelen emre göre Kajinskinin yapdığı bulgular kabul edilir olarak sayılsın ve bunların geliştirilmesi devlet denetimi altında gerçekleştirilsin. Bundan sonra Kajinskiy hakkında bilgi, melumat elde edilmemiştir.

 

Artık günümüzde bize gizli değil ki, 50-ci yüzyılların evvelerinde SSSR-ride “Radyoson” adlı cihazın düşünceleri kontrol etme yetenegine sahib olduğunu ve bunun 1954-de PİON (Psoxologiçeskiy İsledovoniya Osoboy Naznaçenie) adlı laboratuarda yapılan deneyimlerin bir hissesinin olmasıdır. Amerikada ilkin deneyimler evsizler ve mahkumlar üzerinde aparılırdı. Amma bu deneyimler metod bakımından Rusiyadan farklı olmasının nedeni, bilimsel yönden farklı şekilde hayata geçmesidir ki, araştırma subyekti insan olduğu halde, obyekti madde ve sıvılardan ibaret olmasıdır.  Rusiyada ise Novosibirskde bulunan bölümlerden birinde askerler üzerinde aparılan gizli deneyimin sonucu askerlerin derin uykuya girmeleri oldu ki, bundan bir yıl sonra ayrı-ayrı yerlerde baş veren aynı sürelerde ardıcıllıkla baş veren ölümlerin, hemen askerlerden oldukları ortaya çıkdı. Buna göre aydıyatı kurumlar araştırmaya bile başlamıştılar, sonra bu denelerin KGB-nin iradesi ile gerçekleştiğini anladıktan sonra araştırmada durduruldu.  Amerikada sonradan bulunan vasite suya benzer, madde oldu ki, bunun etkisi insanların kendilerini kontrol etmede insan iradesine bağlılığının karşısını alıyor. Bu maddenin adı LSD olmaktadırki, daha çok fikirleri okumada kullanılıyordu.    

1993-ci yılda Kiyevin Sofiyevskiy meydanına yüzlerle insanın kendine sukas yapma adıyla toplaşmıştır. Bu insanların tuaf davranışlarının kendi iradelerine bağlı olmadığı anlaşılmaktadır ki, bunun kaynağı insanların sekta üyeleri olmasıdır. “Beloe Bratsva” adı olan sektanın kurucusu Yuriy Krivonotovun tekniki elmler üzre doktor olması ve tez savunmasının psihotron silaha ait gizli yapılması sektanın faaliyyetine farklı açıdan yanaşmamıza neden oluyor.  Bu sektaya üye olanların yakınları tarafından verilen bilgilere göre sekta üyelerinin kişisel niteliği üye olduklarından sonra tamamen değişmektedir. Bu değişme hatta kendini giyimde, davranış, davranış, düşünce, konuşma tarzındada olmaktadır.

Hiç bir devlet psihotron silaha sahip olduğunu belirtmez ve bu konuyu tamamen gizli saklar. 1974-cü yılda CİA-de “Maind Control” programınının deneyimlerinin yerli ahali üzerinde yapılması sensasiyon yaranmıştır ki, kısa zamanda devletin baskısı ile bu konu yatırılmıştır.   70-ci yıllarda SSSR-in psigenerator adlı sahib olduğu cihazın buraktığı aşağı seviyyeli dalğalar bile insana büyük miktarda etki yapmaktadır. Bu cihazın yaptığı dalğaların diapazonu 4 hisseden ibaretdir ki, birinci diapazon insanda rahat olmayan hissiyat yaratıyorsa, ikinci diapazon korku hissi, dördüncü diapazon ise insanı deli yapma, normal düşünme kabiliyyetini birdefelik yitirmeye neden olmaktadır.

 

Psihotron silah hangi usullerle etki yapmaktadır?

Psihotron silaha bütün distasion etkileme türleri dahildir ki, burada esas prinsip düşünceni yöneltmektir. Bu türler:

  1. Dalgalı şualanma (yayılma)
  2. Kodlaştırma
  3. Gizli etkileme (inandırma)

Normal insanın beyni muayyen ritme sahipdir. Ruhi hastalarda bu ritm bozulmuştur. Şizofrenide farklıdır ritm,  epilektikte bir başka farklı ritm olmaktadır. Elektro manyetik şualanma insanın beyin ritmine etki yapıb onu değişmektedir ki, bu insan düşüncesine de etki yapmaktadır. Şualanmanın tezliğini modullaştırarak farklı düşünce durumları yaramak mümkündür ki, bu durumlara sesli hayal görmelere kadar yapmak mümkündür. 20 gerç emosiyanal feallığı etkiliyorsa,  2 gerç yüksek ezginlik durumunu getirmektedir. Formal tıbda nervoz hastalarını sağaltmak için yüksek tezlikli dalğalı şualanmadan kullanılmaktadır.

Harbi alanda orduda lazımı moralin oluşturulması için gerekli faaliyyetlerin içinde bulunan bu usuller çok verimli sonuçlar vermektedir. Savaş zamanı askerlerde bulunan korku, hayacan ve s gibi hususlar savaş kalitesine savaş kalitesine etki yaptığına ve normal halde öğrendiklerini savaş zamanında uymamalarına neden olduğundan, bu hususların aradan kaldırılmasında bu usullerden kullanılmaktadır.  Moskovoda Ekstrimal Tıbb Araştırmalar Merkezinde deneyimsel metodlar yapılmaktadır ki,  savaş zamanı askerlerin lazımı psiholojik hazırlığını ayarlamaimkanı veriyordu. Bu merkezde psihokorreksiya  yaratılmıştır ki, bu sistemde askerlere hususi audio-video effektler gösteriyorlar ki, bu montaj, müzik, husussi renglerin oluşumundan ibaretder. İlk kadr rahat ortam yaratıyorsa diğer kadır, şiddet ortamı yaratıyor. Merkezin başçısı  Evgeni Jilayevin dediyine göre 5000-ne yakın asker bu süreçden geçmiş ve Çeçen savaşında denetmiştir ki, sonuç, bu askerler arasında yüksek verimlilik ve en minimal itki niteliği yaranmıştır. Hatta bunlar için “Kamaz” markalı mobil büyük arabalar hazırlanmıştır ki, bu arabalarda adı geçen işlemler yapılmaktadır.

   

Audio kodlaştırma ne demektir?

1979-cu yılda SSSR-nin  Tıbb Universitesinde ilacsız sağaltma metodu laboraturarında yapılan araştırmalarda bulunan şey ondan ibaretdir ki, eveen (bilgisayar) vasitesi ile insan danışığını kodlaştırmak mümkündür ki, insan bu sesi sade bir gurultu ve ya doğal seslerden biri sanmaktadır. Ama sesdeki kodlaştırılmış sözler, danışıklar insanın alt şuuruna tesir etmektedir. Professor İqor Smirnov psiholoji bolümünün başkanı bu laboratuarın yöneticisi olmaktadır, aynı zamanda yeni nesil psiholoji texnolojisini icat eden ilk bilim adamı olmaktadır. Smirnov kanıtladı ki, istenilen emri istenilen audio yazıya kodlaştırmak olur. Hatta bilgisayarın kullerinin çalışması zamanı çıkan sesede kodlaştıma yapmak ve bunun vasitesi ile insana etki yapa bilmek mümkündür.

Artık hamımıza 25-ci kadr denilen şey hamıya aydın olmaktadır. Bu televiziyonda, daha çok film ve reklamlarda görülmektedir. Başlıca konuyla yanaşı diğer sonuç çıkaracak şeyleri aynı anda göstermektir ki, bu daha çok toplumun steriotiplerini değiştirmek amacı gösteriyor. Örneğin: Filimdeki kötü insanı güzel yakışıklı, iyi insanı ise sefil halde göstermeleri bu filme bakan insanın düşüncesinde güzel, yakışıklı olmak için kötü olmak gerektiğini belirtmektedir. Bunu daha çok gizgi filimlerinde yapmaktadılar ki. bu da çocukların dünyayı yalnış algılamağa neden oluyor. Örneğin gizgi filimlerde anne, babayı hep yaşlı, şişman, ehil olarak göstermeleri çocukların büyüklere karşı düşüncelerinde yalnış tasavvurler yarata bilmektedir. 25-ci kadrdan farklı tamamile gizli bir diğer yöntem disporan video olmaktadır. Bu gizli görüntüdür ki, video yazıya kurulmuştur. Videolarda bunlar hisse hisse geliyorlar. Örneğin bir insanın resmini videoda kuraştırdıkda bu videoya bakan o insanı videoda görmez amma hemen insanı hayatda görende ona karşı ne tür tasavvur yaranmasını hazırlamak olur. Mesela seçki zamanı hiç bir zaman görmediğiniz adayı görer görmez ona karşı simpatinin yaranması.

Amerika diğer ve başka metod kullanmaktadır. Bu metod informasiya ile bağlıdır. İnsanın düşüncesine farklı informasiyalar farklı etkiler vermektedir. Buna göre ilk önce toplumun sahib olduğu düşünce tarzını bulmak lazımdır.  Düşünce tarzına uyğun infarmasiyonlar belirleniyor ki, aslında bir toplumdan diğerine göre bunları etkileri farklı ola bilmektedir. O yüzden bütün dünyada uluslararası teşkilatlar bizim için gereksiz sayılan sosyal araştırmalar yapılmaktadır. Sonuçda bu bilgiler bi yere toplanmaktadır ki, dünyada baş veren bütün medya faaliyyetleri bu bilgilere uyğun olarak yapılmaktadır.   Günümüzde birde yarı adı bilinen “tranzistr” varki, buda gelişmiş ülkelerin hususi diversiyon gruplarında kullanılmaktadır.