“Bir şeyin fazla olması her zaman başka bir şeyin eksik olduğu anlamına gelir.” diyor Christophe Andre “Meditasyon” adlı kitabında. Yiyeceklerin fazlası obez yapıyor, fazla mal sahibi olmak kişiyi kendinden uzaklaştırıyor ve sevdikleriyle yeteri kadar ilgilenmesinin önünde engel oluyor. Matematiğe aşırı yoğunlaşan, sanat faaliyetlerine zaman ayıramıyor. Her türlü aşırılık zorunlu olarak başka alanlarda yetersizliğe sebep oluyor.
Kimyasal atıklar, besinleri, havayı, suları; ruhsal atıklar, zihnimizi kirletir. Sloganlar, reklamlar, ve diğer ticari yönlendirmeler dikkat hırsızlarıdır. Bu dikkat hırsızlıkları sebebiyle zihnimiz ele geçiriliyor, parçalanıyor ve bölünüyor. Sonunda zihnimiz gürültülü olanın, yanıp sönenin kolay olanın “tiryakisi” haline geliyor. Zihnimiz gereksiz düşüncelerle dolup taşıyor.
Bugün fazlasıyla gereksiz şeyler tarafından uyarıldığımız için zihnimiz bir türlü huzur bulamıyor. Televizyonun gürültüsü, arabadaki radyonun sesi, çalan telefonlar vs. yüzünden uzun süreli düşüncelere sahip olamıyoruz. Düşüncelerimiz kısalıyor çünkü çok sık bölünüyoruz.
Günümüz toplumlarının hareketsizliği nasıl bedenlerimizde spor ihtiyacı doğuruyorsa, aşırı uyarılma da zihinlerimizde meditasyon ihtiyacı uyandırıyor. Artık biraz sakinliğe, yavaşlığa, sürekliliğe ihtiyacımız var. Tam farkındalık çalışmaları ile zihnimizin içinde gizlenmiş olan atıkların farkına vararak onları temizlememiz gerekiyor.
ARTIK ACİL OLANLA, ÖNEMLİ OAN ARASINDAKİ FARKI ANLAMAMIZ GEREKİYOR. E- postalarımızı cevaplamamız, işimizi tamamlamamız, alışveriş yapmamız, sızdıran musluğu tamir etmemiz acil işlerdir. Bunları yapmazsak başımız derde girer.
Doğada yürümek, bulutların geçişine bakmak, arkadaşlarımızla konuşmak, anne-babamızla sohbet etmek, nefes alıp vermeye zaman ayırmak, yaşadığımızı hissetmek önemli işlerdir. Bunları yapmazsak başımız hemen derde girmez. Bu yüzden onları ihmal ediyoruz. Bunun acısı sonra çıkıyor. Önemli olan şeyleri yapmamanın hemen sonucu oluşmaz ama hayatımız giderek donuklaşır, hüzünlü hale gelir ve anlamdan yoksun kalır.
O halde öncelikle zihnimizi modern hayatın saldırı ve uyarılarına karşı korumalıyız. Radyoyu, televizyonu, bilgisayarı vs. bir süre açmayalım. Aynı anda birkaç işi birden yapmayalım. Fazla olan her şeyin farkına varalım. Fazla müzikten, fazla gürültülerden, fazla ekranlardan uzak duralım. Otomatik davranışlarımızı öteleyelim. Sessizlik ve sakinliğin vazgeçilemez önemli bir gıda olduğunu aklımızdan çıkarmayalım.
Önemli olanı uzun süre görmezlikten gelmenin, bizi yavaş yavaş hasta edeceğini unutmayalım. Kendimiz olalım, kendi içimize bakalım, kendimizle bağ kuralım…
Kaynaklar
• Christophe Andre. Meditasyon, çev. Hasan Can Utku, Pegasus Yayınları, İstanbul, 2020.
• Zülfikar Özkan, İç İletişimin İyileştirici Gücü- Kendinle Barışmak, KOCAV Yay., İstanbul, 2017.

