Bu yıl her nedense ölüm yıl dönümü münasebetiyle Enver Paşa sosyal medyada hayli ses getirdi.
Bence İttihat Terakki Cemiyetini ( İTC ) ve Enver Paşa'yı en tafsilatlı anlatan Ziya Şakir'dir.(Üç cilt: İTC, Nasıl doğdu, Nasıl yaşadı, Nasıl öldü )
Yeri grlmişken Ziya Şakir Türk matbuat dünyasından hususen gizlenmiş gibidir. Velut kalemiyle her konuda yazmıştır. Matbu kitapları o kadar fazladır ki, "Merkep zor taşır" dense yeridir.
Güçlü idealler eşliğinde hayalperestlikle donatılmış bir cesaret...
Zaman zaman rasyonellikten uzaklaşan samimi bir vatanperverlik...
Makedon dağlarında pişmiş komitacılık...
Alman disiplini ile yoğrulmış Teşkilatçılık ...
Hepsi keskin bir zekayla birleşince ortaya Enver Paşa efsanesi çıkıyor.
Enver Paşa, İTC içinde yerli reflekslere sahip; Pan-Türkist, Pan-İslamist, kısmen Osmanlıcı, aynı zamanda reformcu yegâne muktedir kişi olsa gerek.
İTC'nin pozitivist, deist, seküler, masonik kanadından hayli uzaktır.
Ayrıca Kemal Paşa ile Enver Paşa'nın doku uyuşmazlığı bu yönüyle dikkate değerdir.
Bu uyuşmazlık özellikle 7. Ordunun Suriye-Filistin cephesi bozgunuyla doruk noktasına varacaktır.
İcrada Kemal Paşa Makyavelli'yi rehber alırken, Enver Paşa'nın yüzü doğuya; Kutadgu Bilig'e Siyasetname' ye dönüktür.
Ancak dört bir yanı emperyal puşt zulasıyla çevrilmiş bir ülkede, zaman Makyavelli zamanıdır.
Cumhuriyetin ilanını takiben Enver Paşa ekolü sayılacak şahsiyetler, 1. Meclisin feshiyle tasfiye edilmişlerdir. (Rauf Orbay, Karabekir, M. Akif, Halide Edip, Sakallı Nureddin, Esat Paşa, Vehip Paşa, Çerkes Ethem vb.).
Ve sonunda "Hoş gelişler ola kahraman Enver Paşa" Kafkas marşı; "Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa"ya evrilecek,
"Kafkasya dağlarında açan çiçekler" de bir anda "İzmir'in dağlarında açacak" ve perde kapanacaktır.
Büyük resme dönemin küresel ölçeğiyle bakarsak Cihan Harbi hezimetinin, İTC içindeki zorunlu fraksiyon birlikteliğini çözdüğünü görürüz.
Akabinde domino etkisiyle mağlup Alman ekolü oyun dışına itilirken galip İngiliz ekolü oyuna dâhil olmuştur.
Zamanla bu küresel düzen kurucu İngiliz etkisi, yerini Amerikan etkisine bırakacaktır (Cumhuriyetin ikinci yarı serüveni / 2. Adam)
Ülkemiz maalesef günümüzde dahi bu etkiden azade değildir.
Enver Paşa'nın tarihte örnek bir benzeri var mıdır denilse, düşünmeden Napolyon derim.
Başta yaş ve hayat serüveni —Napolyon'un başarılarından uzak olsa da— temel noktalarıyla aynı kesişim noktasında birleşir.
Bir parlama dönemi, ardından hazin bir çöküş.
Biri Saint Helena adasında, diğeri Pamir dağlarında...
Tek fark; bizim Paşa'nın ölümü, gözü pek bir saldırı ile seciyesine ve serüvenine uygun tarzda gerçekleşirken Napolyon son noktayı o kadar ihtişamlı koyamaz.
Saint Helena adasında İngiliz esaretinde kaderine terk edilmiş olarak ölümü bekleyen bir zavallıdır o...
Her ikisi de genç yaşta hızlıca kazandıklarını daha yaşarken hüzünlü ve acı tecrübelerle kaybetmiştir.
Her ikisi de talihin dönüm noktasında, küresel evrilmenin "dur" dediği anda durmamalarının faturasını ağır ödemişlerdir.
Enver Paşa başlangıçta Bolşeviklerle anlaşma zemininde kalabilse belki Azerbaycan'ı kurtarabilirdi.
Hatta bir Azerbaycan Cumhuriyeti'nin kurucu başkanı bile olabilirdi.
Ancak Bolşevik gücünü küçümsemenin faturasını Pamir Dağları'nda ödemiştir.
Napolyon da Waterloo'da Prusyalı eski kurt Von Blücher'i küçümsemenin faturasını Saint Helena'da acılar içinde ödemiştir.
Her ikisi de talihlerinin yaver olduğu dönemlerdeki alışkanlıklarını, talihin ters döndüğü anda da uygulamak istediler.
Tam bu aşamada, dönemin küresel siyasi manivelalarını okumaktan uzak bir tecrübesizlikle söndüler.
Sonuçta günahlarıyla sevaplarıyla Enver Paşa'ya kanım kaynar.
Mekânı cennet olasıca...
A. Velioğlu/ 2026.08. 05 / ist
Küşeykül:
Büyük kazanımlar için müsait şartlar ve bu şartlara uygun kişilerin yollarının kesişmesi yetmez.
Talihin yaver gitmesi şarttır.

