Piyasalar

Libya Meselesi Suriye Gibi Olur Mu?

Punto:
Öncelikle bir şeyin altını dikkatlice çizmek gerekir. Kuzey Afrika ve Orta Doğu’nun birçok ülkesinde, devleti kuran, müdahale eden, yönetime giren veya destek veren aşiretlerdir. Bu devletlerdeki hükümetler özellikle güçlü aşiretleri karşılarına almak istemezler. Mümkün olduğu sürece iyi geçinmek isterler. Libya’da da aynen böyle. İç savaşı körükleyen veya çıkar çatışması yapan, barışı veya savaşın olmasına neden olanlar da yine aşiretlerdir. Baştakilerin hiçbir önemi yoktur. Aşiretler kimi destekliyorsa baş o dur. Burada kim daha fazla aşirete hâkim olursa güç onun elindedir. Libya iç savaşında da en büyük güç aşiretler. İkinci büyük güç çevre ülkelerden gelen paralı askerler. Ve onlara vaat edilen imkanlar. Bu konuda ciddi paraların döndüğü bir gerçek. Bu paralı askerler savaş ne kadar uzarsa onların çıkar ve menfaatlerine olduğunu bilirler. Üçüncü güç; diğer devletlerin Libya üzerindeki emelleri. Bunun içinde, para, silah ve paralı asker yollamaları. Özellikle bugün Libya da iç savaşın bu kadar acımasızca devam etmesinin en önemli nedenlerden birisidir bu devletler. Silah ve para yardımı başka devletler üzerinden de yapılıyor. (Örneğin ABD, BAE vasıtasıyla Hafter’i destekliyor.) Dolayısı ile gerek aşiretler gerek paralı askerler gerekse müdahil olan diğer devletler, çıkar ve menfaatleri gerçekleşinceye kadar savaşa devam derler, asla barış istemezler. Diğer taraftan Libya da iç savaşın uzamasını kendi çıkar ve menfaatleri açısından istemeyen ülkeler var. Örneğin Avrupa Birliği devletleri. Libya yılda 1,5 milyon varil petrol üretimi gerçekleştirmektedir. Bunun Yüzde 28 ini Avrupa’ya ihraç etmektedir. Yani Libya Avrupa’ya enerji ihraç eden en önemli ülkedir. Onlarca Avrupalı şirketin cirit attığı, milyar dolarlık yatırım yaptıkları ülkedir Libya. Avrupa hiçbir zaman Libya’da ki iç savaşın kendi çıkarlarına ters düşmesine ne izin verirler ne de göz yumarlar. Tamam Libya Halkı perişan olsun, fakir- fukara duruma düşsün, kim ölürse olsun ama, Avrupa’nın menfaatlerine zarar gelmesin anlayışı, yani klasik Batı kafası vardır Batı’da. Avrupa, dibindeki Libya’da savaşın uzamasını istemez. Çünkü savaş nedeniyle mültecilerin ilk gidecekleri yerler Avrupa devletleri. (Libya üzerinden Batı’ya geçmesi muhtemel mülteciler hariç) Bunu da hiçbir Avrupa ülkesi ne izin verir ne de ister. (İşte Suriyeli Mültecilerin durumu) Libya iç savaşın etkisiyle, terör örgütlerinin yuvası haline gelecektir. Hiçbir Avrupa devleti, yanındaki bir devletin terör devleti haline gelmesini istemez. Çünkü terörizmle sınır olmak işlerine gelmediği gibi kendi ülkelerine teröristlerin sızma ihtimaline de izin vermezler. (Oysa ki Suriye’deki terör örgütlerinin Türkiye’yi hedef almasına ne seslerini çıkartırlar ne de karşı dururlar. Söz konusu olan kendi insanı ise her türlü tedbiri alırlar, Türkiye teröre karşı tedbir alınca da ayağa kalkarlar. İki yüzül batının klasik hali) Dikkat edilirse, Berlin Konferansı gibi bir konferans Suriye için toplanmadı. Aksine Suriye’deki terör örgütlerini destekleyerek buradaki savaşın uzamasını sağladılar. Diğer taraftan mültecilere kapılarını kapatarak her türlü yükü Türkiye’nin üzerine yıktılar. Türkiye, Suriye ile sınır olmasının bedelini ödüyor. Türkiye’nin Libya’ya asker göndermesi ile Libya’da kartlar yeniden dağıtıldı. Türkiye oyuna girerek birçok ülkenin Libya üzerindeki hayallerini bitirdi. Barışa giden yolda Türkiye en önemli rolü oynadı. Tavrını net koydu. Tarafını belirledi. Libya’nın toprak bütünlüğünü savunan en önemli ülkelerden biri haline geldi. Türkiye dünya devletleri arasında çıtayı biraz daha yükseltti. Gözlerden kaçan, Hafter’e direk destek veren, Yunanistan, Mısır, BAE, İsrail gibi devletler bu konferans da yoktular. Bu Türkiye için son derece önemli bir ayrıntı. Özetle, saydığımız nedenlerden dolayı Libya, Suriye olmaz. Temennimiz ve duamızda bu yöndedir. En kısa zamanda kalıcı, sürekli bir barışın sağlanması ve Libya’nın toprak bütünlüğünün korunmasıdır. Dip not olarak ifade etmek isterim; Hafter’in saldırılarına devam etmesi, barışı imkânsız hale getirmesi, Türkiye’nin ciddi müdahalesi ile karşılaşacaktır. Havada ikmal yapan uçaklarımızın ve Libya önlerinde demirlemiş bulunan gemilerimiz çok rahatlıkla Hafter’e müdahale edecek konumdadır. Hafter’de bunu bilmektedir. Bunun içindir ki, Türkiye barışın adı olmuştur. Ne Hafter Türkiye’ye saldırmaya cesaret edebilir, ne de bizi yok farz edebilir. Askerimizin Libya’da zor duruma düşmeyeceği kanaatindeyim. Allah Ordumuzun yar ve yardımcısı olsun, muzaffer kılsın. İsmet Taş – İç Anadolu Birliği Genel Başkanı Dünya Muhabirler Birliği Türkiye Başkanı