Piyasalar

KLEPTOKRASİ

Punto:

Mevlana, “kimse sınanmadığı günahın masumu değildir” der. Bunu Shakespeare, “insanlar yalnızca
kendilerinin hissetmediği acıları çekenleri teselli edebilir” diye açıklamış.
Osmanlı’da “kasaplar sürekli hayvan kesip, et parçaladıkları için merhametleri azalabilir” diye devlet,
kaybettiği insani duyguları kazanmaları için altı ayda bir kasapları izne çıkarır ve onlara çiçek ektirir,
bahçıvanlıkla meşgul olmasını sağlarmış. Bu yöntem bana çalıştığı Merkez Bankasını soyan başkan
yardımcısını hatırlattı. Sabah akşam günün her saatinde para basan, paralarla uğraşan, zenginliğin
içinde olup, sürekli paradan konuşan birinin “züğürt” olduğunu düşünürseniz kasaplara uygulanan
kuralın neden bunlara uygulanmaz(mı) (..!) sorusunu çağrıştırdı, değil mi? Aslında bunu her kamu
hizmetinde bulunanlara uygulasak mı, diye de düşünüyorum(..!) Bu arkadaş “128 milyar dolarları arka
kapıdan ucuz fiyatlı satacak, ayda üç kuruşa talim edeceksiniz” diye düşünmüş olabilir mi? Cevap
evetse başta siyasiler olmak üzere yapılmış tüm yolsuzluklar için adil ve özgür bir yargı yok ise “yandı
keten helva” demekten başka çare olmadığını bilmenizi isterim. Çünkü devlet yönetimine kolay kolay
zenginler talip olmuyor! Şunu da hiçbir zaman unutmamamız gerekir. İnsanlık, ” insanı insan yapan
değerleri” içerir. Özgürlük, eşitlik, kardeşlik, adalet, sevgi, saygı, hoşgörü, dostluk ve dayanışma
insana özgü ve bütün insanlar için ortak sayılabilecek üstün değerlerdir. İnsanın tavır ve
davranışlarında kendini gösteren bu güzel ve doğru nitelikler herkes tarafından kabul görür. Yanlışlar
ve doğruların genele şamil “halk yöneticilerinin dini üzere” olduğu savını da unutmamak gerekir.

İKTİDARI KAYBETME RİSKİNE ÖNLEM
Bir ülkede iktidarı ele geçiren bir ailenin (ele geçirme yöntemi önemli değil) ya da siyasal veya dini
grubun, o ülkenin kaynaklarını sistemli olarak “soyması” demektir ve kısaca “hırsızlar rejimi” anlamına
gelir. Yunanca hırsız veya çalarım anlamına gelen “kleptes” ve hükmetmek, güç, yönetim anlamına
gelen “kratos” kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Kısaca halk diliyle “Hırsızlar rejimi” de diyebiliriz.
Aynı zamanda “thievokrasi” olarak da anılır. Demokrasinin bütün kurumlarıyla kendilerine ve
ortaklarına yönlendirerek gizlice zenginleşirler. Bununla birlikte “kleptokratlar” genellikle çaldıklarının
büyük kısmını, iktidarını kaybetme ihtimaline karşın, yurtdışı bankalarda muhafaza ederler.
Eğer ki bir ülkede iktidarı ele geçiren bir aile ya da siyasal veya dini bir grup o ülkenin kaynaklarını
sistematik bir şekilde çalıyorsa, o ülkenin “kleptokrasiyle” yönetildiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
Yağmacı devletler (kleptkrasi), kalkınmacı devletlerin aksine, kamusal çıkarları önde tutan Weberci
tipteki bürokratlar tarafından değil, kendi çıkarları için çalışan kadrolar tarafından yönetilmektedir.
Kavramsal olarak “yağmacı devlet” ya da “yağmacı yönetim” biçimi, “kalkınmacı”, “hesap verebilir” ve
“duyarlı yönetim” biçimlerinin zıddı olarak düşünülebilir. Yağmacı devlette yer alan kamu bürokratları
yetkinlik ve profesyonellikten yoksundurlar. Yağmacı devletlerde, parti, devlet ve bürokrasi bir
potada eriyerek “parti devleti”ni oluşturur.

TÜRKİYE’NİN YOLSUZLUK KARNESİ
Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün (Transparency International) yayımladığı “2024 Yılı Yolsuzluk Algı
Endeksi” sonuçlarına göre, Türkiye 34 puan alarak 107. sırada yer aldı. Türkiye’nin puanı geçen yıla

kıyasla değişmezken sıralamadaki yükselme diğer ülkelerin puanlarındaki değişimden kaynaklandı.
Ülke sıralamaları bütün ülkelerin puanlarına bağlı olarak değişmekle birlikte, esasen ilgili ülkenin
aldığı puan, bir ülkede kamuda yolsuzluk algısındaki gerçek durumu yansıtmaktadır. Türkiye’nin
yolsuzlukla mücadelede daha etkili reformlar yaparak puanını yükseltmesi büyük önem taşımaktadır.
Yolsuzluk, dünya genelinde otokrasilerin güçlenmesine, bazı aktörlerin yasadışı zenginleşmesine ve
demokrasinin zayıflamasına yol açmaktadır.

2025 karnemizin 2024’e dua okutacağından emin olun. Yıl içindeki belediye operasyonlarıyla dünya
ülkemizin isim imajını hiç de pozitif yönlü algılamamaktadır. Belediyelere yapılan yolsuzluk
operasyonlarında siyasilerin yanında bürokratları da başkanın ait olduğu parti ismiyle anılmakta. Oysa
Merkez Bankası Eski başkan yardımcısının yolsuzluğunda o göreve atayan siyasinin bağlı olduğu parti                                                     ismiyle suçlanmamaktadır.

MESLEK SIRRI
Yargıç, hırsıza sorar? Söyle bakalım, soyduğun bankaya nasıl girdin? Hırsız biraz düşündükten sonra
soruyu şöyle cevaplar: Efendim, biz buraya yargılanmaya mı, yoksa “meslek sırrı” vermeye mi geldik?