Piyasalar

İran’ın kaç parçaya bölünmesi planlanıyor?

Punto:

Bugün Umman’da ABD ile İran masaya oturacaklar. İran sadece nükleer silahlar konusunu görüşmek istiyor.
Bu konuda taviz vermeye hazırlar. ABD’nin iki önemli talebi daha var: Tahran’ın vekil güçlerle ilişkisini
kesmesi ve füze menzillerinin İsrail’i vuramayacak şekilde kısaltılması.
İran’ın vekil güçleri, son iki yıldır sürekli operasyonlara maruz kaldıklarından zayıfladılar. Bu süreçte
Tahran’ın kendilerine sahip çıkmadığını düşünen vekil güçlerle, İran arasındaki ilişkiler hiç olmadığı kadar
kötü. Bununla birlikte rejim, vekil güçlerle ilişkilerini kesmeyi kabul ederse prestijini, ağırlığını ve
muhafazakar destekçilerinin kayda değer kısmını kaybeder. Hazreti Hüseyin’i Kerbela’da yalnız bırakan
Kufeliler gibi değerlendirilirler.
‘’Füze menzillerinin kısaltılması’’ önerisi bugüne kadar duyulmuş, görülmüş bir şey değil. Hiçbir devlet böyle
bir öneriyi kabul edemez. Bu önerinin kabulü, hava kuvvetleri şah döneminden kalan İran’ın,
savunmasından ve caydırıcı olmaktan vazgeçmesi anlamına gelir.
Peki, İran bu önerileri kabul edemeyeceğine göre, ABD sadece nükleer silahların sınırlandırılmasıyla yetinir
mi? Washington vekil güçler konusunda ısrarlı olmayabilir. Çünkü vekil güçler üç yıl öncesine göre çok
zayıflar ve İran’a rağmen daha da zayıflatılabilirler. Kaldı ki Tahran vekil güçlerine eskisi kadar destek
vermiyor, veremiyor.
Uzun menzilli balistik füzeler ise İsrail’in güvenliğiyle ilgili olduğundan, ABD’nin taviz veremeyeceği bir konu.
İlaveten İsrail’de haziran, Amerika’da kasım aylarında seçimler var. Seçimlerin kaybedilmesi hatta mevcut
iktidarların zayıflaması İran operasyonunu gündemden düşürür. Yani İsrail ilanihaye İran’ın uzun menzilli
balistik füzelerinin tehdidi altında yaşamak zorunda kalır. ABD’nin bu nedenle zaman kısıtı var.
İran’ın görüşmenin yerinin ve formatının değiştirilmesini istemesinin, rakibi olarak gördüğü Türkiye’nin öne
çıkmasından rahatsız olmasının yanında, gündemle de ilgili olduğunu düşünüyorum. Toplantı İstanbul’da
olsaydı üçlü formatta olacaktı. Yani Türkiye görüşülen bütün konuları ve verilen tavizleri bilecekti. Oysa
Umman’daki toplantı başa baş olacak.
Yani taraflar kayda geçirmeden, sözlü olarak yeni balistik füze üretmeme ya da az üretme ve vekil güçleri
desteklememe gibi konularda anlaşılabilirler. Bu konularda anlaşmaya uyulduğunu takip edecek kontrol
mekanizmaları kurabilirler. Haddizatında hiç zikredilmese de ABD’nin İran’dan petrol ve gaz konusunda da
talepleri olacağını düşünüyorum. İran petrolünün %90 kadarını Çin’e düşük fiyattan satıyor. ABD’nin
Venezüella’da yaptığı ilk iş petrol ticaretini kontrolü altına almak oldu. İran’da neden farklı davransın?
Neden en güçlü rakibi Çin’e hareket alanı tanısın?
Tabii bu görüşmede anlaşılması düşük ihtimal. Büyük ihtimal masadan kalkılması ve akabinde ABD’nin ağır
hava bombardımanı yaparak İran’ın askeri tesislerini, karargahlarını, rafinerini, fabrikalarını, madenlerini ve
enerji sahalarını ve altyapısını yok etmesi. Hedef, İran’ı yaşanmaz hale getirerek zamanla ve sırasıyla;
protestolar, gösteriler, güvenlik güçleriyle silahlı çatışmalar ve iç savaş yoluyla, rejimin düşmesini sağlamak.
İran’ın rejim devrildikten sonra şahın oğluna teslim edileceğini düşünenler yanılıyor. ABD ve İsrail’in, şahın
oğlunun arkasında toplumsal destek olmadığını bilmiyor olması mümkün mü? Ayrıca iç savaş çıktıktan sonra
İran’ın bölünmesini nasıl ve neden engellesinler? Bu kadar zengin petrol ve gaz yataklarının tek devletin
kontrolünde olması ne İsrail’in nede ABD’nin işine gelir.
İsrail ve BAE’nin mutabık kaldığı plana göre İran en az altı en çok sekiz parçaya bölünecek. Güney
Azerbaycan (10-12 milyon), Kürdistan (6-7 milyon), Belucistan (4 milyon), Şii Arap ülkesi (4 milyon), Sünni
Arap ülkesi (3 milyon) ve Küçük İran (60 milyon) kesinlikle kurulacak altı devlet. Bu devletlerin üçü yani
Belucistan ve Arap devletleri çok zengin olacaklar. Zira İran’ın petrol ve gazının %90’dan fazlası Arapların
çoğunlukta olduğu bölgelerde. Belucistan’da ise zengin maden ve nadir toprak elementleri rezervleri var.
Arap devletleri körfezin diğer yakası gibi krallık ve emirlik olacaklar.
Basra Körfezine erişimi olmayan yani dünyaya ulaşmak için Türkiye’ye ihtiyacı olan Azerbaycan ve Kürdistan
ise fukara olacaklar ki buralar bugünde İran’ın en geri kalmış bölgeleri. Bu tablo ancak Azerbaycan’ın Hazar

kıyılarında petrol ve gaz bulunursa değişebilir. Beş devletin Hazar’da sahili var. Bunlarda dördünün hem kıyı
şeridinde hem de karasularında petrol ve gaz var. İran’da var veya yok diyemiyoruz zira hiç aranmamış. Hem
ülkenin güneybatısında çok zengin petrol ve gaz yatakları olduğundan hem de Türklerin çoğunlukta olduğu
vilayetlerin zenginleşmesini istemediklerinden Hazar’da arama-tarama çalışmaları yapmamışlar.
Küçük İran’ın hem Hazar’a hem de Körfeze erişimi olacak. Ahalinin yarısına yakınını Farslar, üçte birini
Türkler ve gerisini, çoğunluğu Lorlar olmak üzere diğer azınlıklar oluşturacak. Kurulup kurulmayacağı süreç
içinde netleşecek olan devletler ise Türkmeniye (5 milyon) ve Loristan (8 milyon). Bu devletler kurulursa İran
daha da küçülecek.
Ezici çoğunluğu koyu Sünni olan Türkmenler Türkmenistan sınırında yaşıyorlar. Onlarında Hazar’da kıyıları
var. Yüz yıllardır Şii baskısı altında yaşadıklarından Sünnilik taassup haline dönüşmüş. CİA raporlarına göre,
bu nedenle DEAŞ gibi selefi örgütler bölgede güçlüler. Türkmeniye’nin ayrı devlet olması bu sebeple
istenmezken Sünni Türkmenlerin küçülmüş ve zayıflamış Şii İran’ın parçası olması zor gözüküyor. Zira
Kürtler, Beluçlar ve Araplar ayrıldıktan sonra İran’da Türkmenler dışında kayda değer kalabalıkta Sünni halk
kalmıyor.
Batı medyasına göre söz konusu plan bu haftaki BAE ziyaretinde Aliyev’le paylaşılmış. Azerbaycan’dan
rejimin devrilmesine ve İran’ın bölünmesine destek vermesi istenmiş. Karşılığında Aliyev’in kararına göre
Güney Azerbaycan’ın bağımsızlığı ve/veya iki yüz yıl önce ikiye bölünen Azerbaycan’ın birleşmesi vaat
edilmiş. Bu olursa Aliyev tarihe Karabağ fatihi ve Azerbaycan’ı birleştiren kişi olarak geçecek.

Makalemi cumhurbaşkanımızın Karabağ zaferinden sonraki ilk Azerbaycan seyahatinde okuduğu ve İran’la
aramızda diplomatik krize neden olan şiirle bitirelim: ‘’Aras’ı ayırdılar, Kum ile doldurdular, Ben senden
ayrılmazdım, Zor ile ayırdılar, Ay Laçin can Laçin, Men sene kurban Laçin’’ Görelim Mevla’m neyler, neylerse
güzel eyler.