Piyasalar

Hazırlanmış Kadere Helikopter Yolculuğu

Punto:
25 MART KARAGÜNDE“HAZIRLANMIŞ KADERE HELİKOPTER YOLCULUĞU” “Hazırlanmış Kadere Helikopter Yolculuğu” senaryosu öncesi, her KARAGÜNDE olduğu gibi resmedip, devamı sonrasında da bunun tarihi arka planını yine irdelemeye İNATLA devam edeceğim. Osmanlı’nın son 200 yılı ile başlayan batı esaretindeki bağımlılık Türkiye Cumhuriyetini Karar Odaları yönetilmeyle devam ede gelmiştir. Bu esarete darbe vurup “Karar Odası’nın” imha operasyonunda etkin rol almış Muhsin YAZICIOĞLU’NUN varlığı, Osmanlı hevesiyle şirketleşen devlet yapısında imtiyazını devam ettirmek isteyen Derin Batının “ÜÇLÜ MAYMUNCUK” uzantısına aklını kiraya verenler 15 Temmuz sonrası Reza Zarrab tutuklanmasıyla SARAYA uzanacak UZUN eli herhalde hiç ama hiç hesap etmemişlerdi ki UCUZ bir FETVA ile Muhsin Başkanı FEDA ettiler. Batının silahı gücü Nota içerisindeki K9 birimine havale edilmiş ve NATO’nun Vurucu Gücü Özel Kuvvetler Komutanlığı eliyle planlamış bir Ölüm Senaryosu şuursuz hainlik temelinde hem de Muhsin Başkanın Sevdalı olduğu kendi ülkesinde bir operasyon ile sonuçlandırılmıştır. Hazırlanmış Kadere Helikopter Yolculuğu; Güzergâhının secimi yolunda Çağlayan Cedit adayının Kızılcahamam’da sunumu ile başlayan, davet ile devam eden ve helikopterin parti içinde ister mali ister teknik secimi ise bir insani ve VİCDANİ çürümüşlüğün tam faciası gibidir ki 2007 seçimi öncesi Ak partinin önünü kesmek için Muhsin BAŞKAN dolayısı ile BBP’yi içeriden itenlerin bugün Ak Parti İktidarının köşe başlarına konmuş olması adeta “Ölümün AK Yüzü” gibidir. Bura da bu plandan haberdar iktidar ile gizli ittifak sahipleri bugün zulmün pençesinde vicdanları yumuşatma girişimi ile tutuştukları kavgada sadece tutukları kıytırık notları peyder pey servis etmekle yetinmişlerdir. Bu “Silivri&İmrali Hatında Ölüm Oyunun da” bizzat infaz mangasında onlar dan bir Anadolu vicdanının sızlaması bu infaz görüntülerini Ahmet APAK yolu ile bana bir türlü bilgilendirip çözülebileceği zannedilmiştir. Bu bilgilerin O zamanın Cumhurbaşkanına “Hazırlanın Helikopter Yolculuğu” başlığı ile kendisine gönderilen mektuplar ve resimler maalesef bir türlü işe yaramamıştır. Yine bütün bu bilgilerin O günün Genel Başkanı Yalçın TOPÇU bey ve sonrasında Mustafa DESTİCİ bey ile paylaşmanın dahi işe yaramadığını ancak 2 yıl sonra öğrenebilmiş oldum. Sahsım Tarafından Özel Yetkili Savcıya verdirdiğimiz İnfaz görüntü ifadem ise ister sahsımın böyle bir olayda tecrübesizliği ister çevredekilere güven esaslı karakterimden dolayı bu durumum Ahmet APAK ın oğlu Alper APAK’ın sokak ortasında infazına kadar gidebilmiştir. Bütün bu süreçte şahsımın karşılaştığı diğer hususları ise burada yazmayı tenezzül dahi etmiyorum. En son şahsıma başka bir kanalla ; elimi, kolumu, ayaklarını bağlamak şartı ile O infaz görüntülerinin tamamını izleyebileceğim teklifi yapılmıştır.... Bu soruların cevabını verecek bir Milli Vicdan varsa..! Buyursun 1- Muhsin başkan telefonda en son kiminle görüştü? 2- Muhsin başkanın telefon kartı neden çözülmedi? 3- Daha enkaza ulaşılamadı denildiği zaman, İngiliz Kraliyet ordusuna ait kurtarma helikopterinin havalandırdığı helikopter ile kimler geldi ve görev icra etmişlerdi nereye götürüldüler.!.? 4- Radarların arızalandığı ve kayıt yapmadığı söylendi, oysa en son Erzurum radar dan Özel yetkili Savcı nezaretinde alınan görüntülerin akıbeti ne oldu..!..? 5- O gün ilk helikoptere ulaşıp yaşıyor ayağı kırık diye haber veren ekibi kim devre dışı bıraktı ve sonra giden ikinci ekipte kimler vardı.!? 6- İsmail güneşin gidişe ait kamera görüntüleri var da dönüşe ait kamera kayıtları nerede? 7- Helikopterden cihazları sökenler gülerek poz veren şahıslar bugün tutuklu olmalarına rağmen hala neden bu iş çözümlenemiyor.!? 8- - GSM operatörlerine o anda helikopterdeki insanların telefon hatlarını kim bloke ettirdi? 9- DDK raporlarına rağmen neden suikastın üstü hala örtülüyor.? 10- Adalet Bakanlığı UYAP sistemine dahi yüklenmiş bir sürü kanıt varken neden siyasal iktidar ve devlet yetkilileri neden hala İZAHAT Yapmazlar.!.? Aslında bu soruların cevaplarının sırrı hala “861 Rakımlı Tepe ile Maşatlık arasında" Şanlıurfa Göbekli Tepede ki'' görüşmede ve Sayın Tayyip ERDĞAN/Abdullah GÜL ve de Yalçın TOPÇU beylerin birlikte izlediği görüntülerin de görüntülendiği çürümüşlükte saklı. Bu camia ve Milli Vicdanın MEŞRUYETİ açısından, bu ülkenin TAM BAĞIMSILIĞI açısından, Milli Vicdanın DERİN DONDURUCUDAN çıkarılabilmesi ve şuursuz hainliklerin zihinlerden silinmesi açısından bu meselenin çözümü; Muhsin BAŞKANIN vatan sevdasına dayalı hayatının ŞAADETİ ile anlamlandırılmasıdır. Sayın Yalçın TOPÇU’NUN ”Tatlı Canımı ZOR Kurtardım” demesinin altında ki gerçek sırrın aralanması ve ÖZELLİKLE “Hasan Celal GÜZEL, Mustafa DESTİCİ ve Yalçın TOPÇU” üçgeninde olup bitenin açığa çıkması bu meselenin çözümünün ana eksenidir.. SONUÇ OLARAK: Bu tertibi ister NATO, ister feto, ister ise devletin içinde yuvalanmış Derin Çeteler yapsın sorumluluk sahibi ülkeyi yöneten siyasal iktidardır. HÜZÜN DOLU BİR MUHABETTLE “KARAGÜNDE ÖLÜMÜN AK YÜZÜNÜ” TAKİ GÖRENE KADAR BU MESELEMİZ, ISRARIMIZ DEVAM EDECEKTİR….