Piyasalar

Gıda Güvenliği Azalıyor mu?

Punto:
Gıda güvenliği bir ulus/devlet için vazgeçilmez bir durumdur. İnsanlar gıdalarını bitkisel ve hayvansal olarak iki temel kaynaktan karşılar. Gıda güvenliği tarımsal üretimle sağlanır. Bu nedenle tarım stratejik bir sektördür ve gıda güvenliği bir toplumda yaşayan herkesi yakından ilgilendirir. Basın yolu ile konu ile ilgilenenlerden veya dost ortamlarında yapılan sohbetlerde tarımsal üretimin gerilediği iddiasını duymaktayız. Bu nedenle yazımda ülkemizdeki bitkisel üretim (arzı) konusunu irdeleyeceğim. Bu iddiaların gerçekliğini anlamak için şu üç bilgi bilinmesi gerekir: -Toplam üretim ve üretimin tür/ürün bazında yıllara göre durumu, -Türkiye’nin nüfus değişimi, -Ürüne göre dış ticareti 2005’den 2018’e Üretim… İlk olarak üretimi TUİK verilerinden yararlanarak inceleyelim: Türkiye’nin bitkisel üretimini oluşturan üç ana grupta 2005’deki üretimi 122.9 milyon ton olup dağılımı şu şekildedir. Tahıllar ve diğer bitkisel ürünler: 74.314.694 ton; sebzeler: 26.472.162 ton ve meyveler: 22.278.906 ton. Üretim miktarları 2018 yılında ise toplam olarak 116.7 milyon ton olup üretim yaklaşık olarak tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 64.4 milyon ton, sebzelerde 30.0 milyon ton ve meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde 22.3 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Ancak Üretim miktarları, 2018 yılında bir önceki yıla (2017) göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde %5,8, sebzelerde %2,6 azalırken, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise %0,8 oranında artış gösterdiği dikkate alınmalıdır. Gruplara göre tarla bitkileri ürünlerinin üretiminde bir azalmanın bahçe ürünlerinin (meyve-sebze) üretiminde ise artışın olduğu görülmektedir. Toplamda üretim miktarı 2005 ile 2018 yılı verileri karşılaştırıldığında % 5 kadar azalmıştır. Elbette bu üretim ülkemizde kültürü yapılan 150 kadar bitki türünden elde edilen üretimin toplamı ile ilgilidir. Tarla bitkileri grubunda 55-60; meyve-sebze grubunda ise 75-80 kadar türün üretimi söz konusudur. Şöyle ki tür (ürün) bazında incelediğimizde “Ya öylemi” cevabı ile karşılaşmaktayım. Fındıkta 1 kg ihtiyaç var 7 kg üretim; üzümde 100 kg ihtiyaç 140 kg üretim var dediğimde şaşırıyorlar. Doğru bir değerlendirme veya projeksiyon yapılacak ise üretimi az olan (yetersiz) veya fazla olan ürünlerin hangisi olduğu açık olarak ortaya konmalıdır. Bilimsel olarak incelediğim makalelere atıf yaparak yazdığım bu köşedeki yazılarımda sıklıkla üretimin kültürü yapılan türlere göre değerlendirmeye çalışmaktayım. Nüfus değişimi… Tarımsal üretimi değerlendirirken ikinci olarak nüfustaki değişim dikkate alınmalıdır. Türkiye nüfusu artan bir ülkedir. 2005’de 68.8 milyon olan toplam nüfus 2018 yılında % 19.0 artışla 82.0 milyona ulaşmıştır. Buna göre Türkiye’nin tarımsal üretimi 2005’deki nüfusun yanında 2018’de 13.2 milyon artan nüfusunda gereksinimini karşılayabilmelidir. Dolayısı ile tarımsal üretim artan nüfusun da ihtiyacını karşılayacak kadar artmalıdır. Birçok üründe üretim fazlası olduğu dikkate alındığında bu bitkisel üretimin hala ihtiyacı karşılayacak ölçüde olduğunu söylemek mümkündür. Aslında birçok insanımız algı ile gerçekleri karıştırmaktadır. Bu olumlu yaklaşımımıza rağmen ülkemiz insanının gereksinimi olan bitkisel ürünlerin gelecekte de güvenli şekilde karşılanması için bazı tedbirlerin alınması gerekir. Dış ticareti… Tarımsal üretimi değerlendirirken üçüncü konuda tarımsal ürünlerin dış ticaretidir. Bu konuda belli ürünlerde yaptığım bilimsel incelemelerde rekabet gücünün var olduğunu belirledim (bk Türkiye’de Domates Üretimi, Dış Ticareti ve Rekabet Gücü; http://dogadergi.ksu.edu.tr/download/article-file/588986). Bu noktada dış ticaret fazlası olduktan sonra ithalatın sorun olarak görülmemesi gerekir. Zaman zaman sadece ithalatı dikkate alan değerlendirmeler doğru değildir. Son söz: Tarım sadece üretim değil aynı zamanda ulusal güvenliktir.