Türkiye’de “Milli Damar” kavramı, belirli bir tarihsel bağlamda ortaya çıkmış, zaman zaman gündemden
düşmüş, ancak her büyük siyasal ve güvenlik krizinde yeniden hatırlanan bir söylem olarak dikkat çeker.
Bu kavram, çoğu zaman somut bir örgütlenmeden ziyade, devletin kendi iç dinamiklerini konuşurken
başvurduğu bir anlatı alanını temsil eder. Milli Damar söylemini sağlıklı biçimde değerlendirebilmek için
onu tekil bir iddia olarak değil; Hanefi Avcı anlatısı, medya anlatısı ve devlet pratiği arasında kurulan bir
üçgen içinde ele almak gerekir.
Neden? Çünkü konuyu en iyi bilenlerdendir. Hanefi Avcı, Emniyet teşkilatında uzun yıllar görev yapmış,
özellikle istihbarat birimlerinde bulunmuş ve FETÖ yapılanmasına yönelik erken dönem eleştirileriyle
tanınan eski emniyet müdürüdür.
Hanefi Avcı anlatısı: içeriden gelen uyarı
Milli Damar söyleminin kamusal alandaki ilk güçlü çıkışı, eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın
açıklamalarıyla olmuştur. Avcı’nın anlatısı, klasik bir örgüt ifşasından çok, uzun yıllar içinde oluşmuş bir
bürokratik zihniyetin ve kadrosal reflekslerin tarifidir.
Bu anlatıda Milli Damar; ideolojik bir cemaatten ya da siyasi bir yapılanmadan ziyade, kendisini devletin
asli sahibi olarak gören, kriz anlarında öne çıkan ve güvenlikçi reflekslerle hareket eden bir çevreyi temsil
eder gibi anlaşılır.
Avcı’nın dili dikkat çekicidir. Net şemalar, açık talimat zincirleri veya somut hiyerarşiler sunmaz. Bunun
yerine kişisel gözlemlere, bürokratik hafızaya ve “içerden sezgiye” dayalı bir anlatı kurar.
Bu yönüyle Hanefi Avcı anlatısı, hukuki bir dosyadan çok, devletin karanlıkta kalan işleyişine dair bir
ikaz metni niteliği taşır. Anlatının gücü de zayıflığı da buradan gelir: güçlüdür, çünkü içeriden konuşur;
zayıftır, çünkü sınırları belirsizdir.
Medya anlatısı: paralel yapı kalıbı ve kavramın sertleşmesi
Medya, Hanefi Avcı’nın açtığı bu anlatı alanını kendi diline tercüme ederken, çoğu zaman kavramı
sertleştirmiştir. Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi ve FETÖ’nün devlet içindeki yapılanmasının ifşa
edilmesinden sonra, kamuoyunda yeni güç odaklarına yönelik yüksek bir hassasiyet oluşmuştur. Bu
hassasiyet, Milli Damar söyleminin medya dilinde hızla “yeni paralel yapı”, “Emniyet içi klik”, “gizli
örgütlenme” gibi başlıklara taşınmasına yol açmıştır.
Medya anlatısında Milli Damar, artık gri bir bürokratik alan olmaktan çıkarak, somut bir tehdit imgesine
dönüşür. İsimler ima edilir, kurumlar işaret edilir, ancak çoğu zaman kesinlik içeren bilgiler sunulmaz. Bu
durum, kavramın kamuoyunda geniş bir karşılık bulmasını sağlarken, aynı zamanda belirsizliğini de
artırır. Medya, burada bir yandan kamusal denetim işlevi görürken, diğer yandan kavramı dramatize
ederek siyasallaştırır.
Devlet pratiği: sessizlik, belirsizlik ve idari gerçeklik
Milli Damar söyleminin üçüncü ve en kritik ayağı, devletin bu iddialara karşı geliştirdiği pratiktir. Devlet,
bu kavrama hiçbir zaman net bir çerçeve çizmemiştir. Ne açık bir kabul ne de kesin bir reddiye söz
konusudur. Açılan soruşturmalar, yapılan idari tasarruflar ve görev değişiklikleri, daha çok bireysel
işlemler düzeyinde kalmış; kavramın kendisi resmî dilin dışında tutulmuştur.
Bu tutum, devletin kriz yönetiminde sıkça başvurduğu bir yöntemdir. Belirsizlik korunur, kavramlar
dolaşımda kalır, ancak resmî olarak tanımlanmaz. Böylece Milli Damar söylemi, devletin hukukî
metinlerinde değil, bürokratik hafızasında yaşamaya devam eder. Devlet pratiği açısından önemli olan,
söylemin doğruluğu değil; düzenin ve hiyerarşinin kontrol altında tutulmasıdır.
Milli damar söylemi neden hep kriz dönemlerinde gündeme geliyor?
Bu söylemin her defasında kriz zamanlarında yeniden ortaya çıkması tesadüf değildir. Kriz dönemleri,
devletin iç dengelerinin sarsıldığı, güç ilişkilerinin yeniden kurulduğu anlardır. Darbe girişimleri, büyük
terör dalgaları, dış politika gerilimleri veya kapsamlı tasfiyeler, görünmeyen bürokratik ağları görünür
kılar.
Bu dönemlerde Milli Damar söylemi, iki işlev görür. Birincisi, tanımlanamayan iç güçleri isimlendirme
ihtiyacını karşılar. İkincisi ise, siyasi iktidar ile güvenlik bürokrasisi arasındaki mesafenin tartışılmasına
imkân tanır. Kavram, bir yandan “devlete sadakat” vurgusu taşırken, diğer yandan “kontrolsüz güç”
ihtimaline işaret eder. Bu ikili yapı, söylemin kriz dönemlerinde yeniden üretilmesini sağlar.
Söylemin bugünkü anlamı yapıdan çok anlatı
Bugün Milli Damar söylemi, somut bir örgütlenmeden ziyade, Türkiye’de devlet, güvenlik ve iktidar
ilişkilerini anlamaya çalışanlar için bir analitik anahtar işlevi görmektedir. Kavram, varlığı kanıtlanmış bir
yapıdan çok, devletin kendi iç gerilimlerini konuşurken kullandığı bir dilin parçası gibi görülse de, alarm
veren bir adkandırmadır. Bu yönüyle Milli Damar, bir isimden çok bir işarettir. Devletin iç aynasına
tutulmuş bir ışık gibidir: net bir görüntü vermez, ama bazı gölgeleri görünür kılar. O nedenle biraz dikkat
lütfen …
Seçilmiş Kaynakça
https://www.routledge.com/The-Turkish-Deep-State-State-Consolidation-Civil-Military-Relations-and-
Democracy/Sooyler/p/book/9780815348894
https://t24.com.tr/haber/hanefi-avci-milli-damari-anlatti-hem-cemaati-hem-erdogani-idare-
ediyorlar,345782
https://www.memurlar.net/haber/590623/kimdir-bu-milli-damarcilar.html
https://www.sabah.com.tr/yazarlar/pazar/ferhat-unlu/2015/07/26/neo-paralel-devlet-milli-damar
https://www.demokrathaber.org/yeni-paralel-yapi-iddiasi-milli-damar

