Piyasalar

FEODAL EŞKİYA, ULUSAL PKK 2

Punto:

PKK silah bıraktı. Hatta silahları yakacaklarmış! Bunu da gördük ya !

Her halükarda sevindirici.

Zihni açık kalbi diri herkesin "ama"sız destekleyeceği bir aşama...

Tıbbi destek için birkaç şehit ailesinin ziyaretinde bulunmuştum.

Bu iş dışardan anlaşılmaz. Hamasi nutukların örtemeyeceği kadar ağır bir dıram yaşanıyor o evlerde.

Herkes rutinine dönerken o aile yıllarca bu dramın esiri oluyor.

Bu terör belasını -derin damarlarıyla-iki uçlu kızıştıranlar, inanın bu ülkeyi ve özellikle insanımızı hatta kültürümüzü sevmeyenlerdir.

Öte yandan bilmem hangi emperyal devletin derin istihbari yapılarıyla konjonktürel vekalet savaşı pazarında palazlanan terör baronlarının, gencecik kürt gençlerinin zihinlerini, nasıl oldu da sakat bir ideoloji zemininde, ütopik hatta romantik hayallerle zehirlediler!?

Orası da ayrı bir konu.

Bin ,iki bin anladık, yirmi bin gerilla olur mu?

Ve gelinen noktada büyük sükutü hayaller yaşayan bu kürt gençlere yazık olmadı mı?

Son üç yüz yüzyılın ulusal -sosyal ideolojilerin (ulusal ve mahalli sosyalist, şovenist ideolojilerin) komplikasyonları ...

Ne diyeyim, keş ki, zavallı kürt gençlerine biri, zamanında anlatabilseydi :"Cancağızım, Kem alat ile kemalat olmaz"

Burada dönem -sistem karşılaştırması açısından feodal sistemin "eşkiya"sı ile ulusal ideolojilerin mahsulü "gerilla" karşılaştırıp bu yarayı biraz deşmenin zamanıdır.

Geçen bahsetmiştim, babamın 1952- 55 arası askerliğinden...

Hakkari dağlarında eşkiya takibinde gencecik bir çavuş olarak.

Okuma yazması olanların sorgususz sualsiz hemen çavuş yapıldığı dönemler...

Çavuş deyip geçmeyin, askerliği çavuş olarak yapanlar, geri kalan ömründe hep " Çavuş" ismiyle anılır.

Ve özellikle köylerde büyük prestijdir bu yan lakap.

(Memet Çavuş... İlyas Çavuş...)

Öyle ki hacca gidenlerin aldığı " Hacı" lakabı nispetinde saygın bir lakaptır çavuş.

Köy odalarında 'Çavuş emi' askerlik hatıralarını anlatagörsün,can kulağıyla dinlenir. ( Kulakları çınlasın, Abdurahman Zeynel Hoca' nın " Çavuş emi" serisi de bu bu minvaldedir)

Komutanlar mı? Onlar genelde dönemin ceberrüt disiplini ve ideolojik saplantılarını umursamayan ve bunun bedelini Hakkari' ye sürgünle ödeyen ' Baba' subaylar...

Hiçbir askerini harçlık vermeden izine göndermeyen bir babalık bu. Terhis olan askerlerin uzun zaman mektuplarıyla unutamadıkları komutanlar.

Ben de çok işitmişim; "Daaş bir komutanımız vardı, nasıl desem , babamı yanımda hissederdim.'

(Zavallı abim! seksenlerde askerlik yaptı . Hiç duymadığı, alışmadığı küfürleri yiye yiye depresyona girmişti.)

Babam,emrindeki askerlerle hakkarinin dağlarında eşkiya takibinde.

Takip dediğime bakmayın, ' Sen beni görme ben de seni görmeyeyim" takibi...

Muhatapları eşkiyanın hası;

Koçero, Musa Antika ( Koçero bilinir, Musa Antik' yı sadece babamdan duymuşum.)

Musa Antika' nın atılan metal parayı havada vurduğu söylenir.

Koçero yaklaşık beş kişilik eşkiya grubuyla dağların hakimi...

Bölge halkı ondan çekinir.

Aynı zamanda bölgede her eşkiyaya nasip olmayan bir saygınlığı vardır...

Öyle ki, karakolda subayından erine kadar kim varsa, gizliden gizliye ' stokolm sendromu' nispetinde, onlarda hayran .

Takip dağlarda süregelen bir rutin. Pusu kurma rutini...

Gel gör ki, karşı taraf yıllarını silaha mermiye adamış...

Bir hedef bir kinle ivmelenmiş, araziyi karış karış bilen zıpkın gibi şakiler..

Beri tarafta zayıf bir askeri eğitimle sahaya sürülmüş köylü kavruk anadolu delikanlıları...

Genellikle Koçero bizm kavrukları pusuya düşürür. Silahlarını alıp yüz metre ilerde bir ağacın altına saklar. Daha sonra babama:

"Vole Mela gomutan! silahlarınız görünen ağacın altindadir. Bez ayrildiktan sonra silahlarinizi aliyorsiniz, köye ineyorsiniz, Mürteza ağa' ya söyleyorsiniz size bır goyun kessin! Saggın gomutana ber şey söylemeyin"

Böyle tek bir PKK hikayesi anlatabilir misiniz?

Sıradan, sözde avangart türk filmlerinde dönemin geçer akçe ideolojik saplantılarından kaynaklı kürt feodal sistemine yüklenmeler...

Acımasız ağa tiplemeleri..

Hepsi cımbızlama örneklem ile genelleme kurnazlığını barındırır bünyesinde.

Gerçekte topraktan beslenenler ister zengin ister fakir olsun sanayi toplumlarından daha huzurludur.

Son yüzyıl bize gösterdi ki, feodal sistemler umumiyetle ideolojik ulusal sistemlerden daha insanidir.

Ve bilinenin aksine çalışanlarının her derdiyle dertlenen, onları evlatları gibi gören nice feodal ağa hikayeleri vardır.

Tabii ki " Yaşasın monarşi, feodalizm" demeyeceğim. Tercihe buraksalar, ulusal diktatoryal ideolojik cumhuriyetler dense!..

A. Velioğlu/ 2025.07.31