33: Büyük İskender’in öldüğü yaş; Enver Paşa’nın Osmanlı Orduları Başkumandan Vekili (Başkumandan tabii ki padişahtır) olduğu yaş.
Enver Paşa yetenekli bir kurmaydı. Çok genç yaşta imparatorluk ordularının başkumandan vekili oldu. 1. ferik yani orgeneraldi, müşirliğe (mareşallığa) ulaşacak vakti olmadı. 4 Ağustos 1922’de Tacikistan’da, Kızıl ordunun kuşatmasını yarmak isterken şehit düştü. 1908’den itibaren 14 yıl içinde bütün bu yönleriyle Türk tarihini işgal eden portrelerden oldu.
III. ALEKSANDROS (Megas Aleksandros-Büyük İskender, İskender Rumî, İskender Yunanî ve Makedonyalı İskender; MÖ 356-323): Makedonya tarihinin ve belki de bütün tarihlerin en büyük fatihi.
Büyük İskender, gerçekten de ismi gibi büyüktü. 20 yaşında Makedonya’dan çıkıp, bir daha geri dönmeyerek ve sadece 33 yaşında ölmesine rağmen tarihe adını kalın harflerle yazdırmayı başarabilmişti. Zaten kendisinin istediği de buydu; unutulmamak. Yaşadığı dönemde bir tanrı olarak kabul edilmiş ve Mısırlılar onu Firavun ilan etmiştir. Her ne kadar kendisi de inanmasa da bazıları onun Zeus‘un oğlu olduğunu söylemiştir.
Balkanlardan Ön Asya’ya, İran ve Hindistan’a ve Afrika’da Mısır’a kadar 5 milyon km2’lik bir imparatorluk kurmuştu. Veliahtı olmadığı için krallık generaller arasında parçalandı. Bugün kendi adıyla kurdurduğu İskenderiye, İskenderun gibi 10’a yakın şehir ayaktadır.
ENVER PAŞA (1881-1922): İsmail Enver, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin önderleri Talat Paşa ve Cemal Paşa ile troyka oluşturmuştur.
23 Ocak 1913'te Bâb-ı Âli Baskını adı verilen askeri darbeyle cemiyetin iktidara gelmesini sağladı. 22 Temmuz 1913’te Bulgarların eline geçen Edirne’yi geri aldı. O yıl albaylığa (Aralık 1913), bir aydan kısa bir süre içinde de generalliğe terfi etti. Mirliva (tuğgeneral) olur olmaz artık ağırlığını hissettiren İttihatçı kabinede Harbiye Nazırı oldu. Aynı yıl Şehzade Süleyman Efendi’nin kızı yani Sultan Abdülmecid’in torunu olan Naciye Sultan ile evlendi ve Saray’ın damadı oldu.
1914'te Almanya ile askeri ittifaka ön ayak olarak Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girmesine öncülük etmiş, savaş yıllarında "Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili" sıfatıyla askeri politikayı yönetmiştir. Sarıkamış hezimetinin sorumlusudur.
I. Dünya Savaşı'nın yenilgi ile sonuçlanması üzerine, Almanya ve Rusya'da Türk halklarının bir araya getirilmesi amaçlı pek çok mücadelede bulunmuş, Bolşeviklere karşı yaptığı bir çatışma sırasında ölmüştür.
Başkumandan İkinci Vekili Kuşçubaşı Eşref’e göre Enver Paşa’nın birlik hedefi üç parçalıydı: Osmanlıların birleşmesi, Müslümanların birleşmesi-Panislamizm ve Türklerin birleşmesi-Pantürkizm.
İttihat ve Terakki Umumi Merkezi, Birinci Dünya Savaşının son yılında artık zaferden tamamıyla umut kesmişti. Rusya yıkıldığına göre, tekli barış yapma imkanını aramak fikri hepsini sarmıştı. Fakat Enver Paşa’ya bahsi açmaya cesaretleri yoktu. Bir gün Makedonyalı Necip Bey’i merkeze çağırdılar. Durumu ve düşündükleri son çareyi anlattıktan sonra:
- Dinlese dinlese, seni dinler? Bir vatan vazifesidir, teşebbüs et, dediler.
Sofrada Necip Bey bahsi açtı. Enver sonuna kadar dinledikten sonra:
- Vah Necip Bey vah, dedi, seni de zehirlemişler. Sen ki maneviyata inanırsın, bilmiş ol ki, ben Allah tarafından büyük Türk hakanlığını kurmaya vekilim. Git evinde rahat uyu!
Necip Bey eve döndüğü vakit, şöyle diyordu:
- Eğer bu adam Harbiye Nazırı, Başkumandan Vekili ve Yaver-i Hazret-i Şehriyari olmasa, yeri doğrudan doğruya tımarhanedir.

