Piyasalar

Eğitimin İçinde Kurt Mu Var?

Punto:
Bu köşedeki yazılarımda sıkça eğitim konularına yer vermekteyim. Aynı zamanda bir veliyim ve oğlum liselere geçiş sınavına hazırlanıyor. Bu nedenlerle liselere geçiş sınavını yakından takip ediyorum… Başvurular: Kehanetin Gerçekleşmesi Liseye Geçiş Sınavı (LGS) başvuruları 18 Nisan’da sona erdi… Milli Eğitim Bakanı Sayın İsmet Yılmaz konu ile ilgili yaptığı açıklamada şunları ifade etti: “1 milyon 175 binin üzerinde öğrencimiz var, başvuran sayısı 996 bindir. Bu çok büyük bir orandır. Aslına bakarsanız biz de bunu bekliyorduk. Beklediğimizin dışında bir şey değil.” Bu sonuca göre öğrencinin %85’i LGS sınavına başvuru yapmış… Nitelikli okul kontenjanı ise 126 bin 510’dur… Kontenjanlar ile başvurular arasında yüksek bir fark vardır... Değerli okurlarım bu tabloyu 6 ay önce “Sınavsız Lise Mümkün mü?” başlıklı yazımda (bk. Milat, 16 Kasım 2017) öngörmüş ve şu ifadelere yer vermiştim: “Ortaokulda 5,0-5,5 milyon öğrencinin basit bir hesaplama ile 1,3-1,4 milyonu son sınıftadır. Bu öğrencilerin büyük kısmı nitelikli liselere gitmek istemektedir… 2016-2017’de 1 milyon 192 bin 660 öğrenciden 1 milyon 19 bin 577 kişi tercih yapmıştır. Nitelikli liselere (buna Anadolu ve bazı liseler dâhil) gitme yönünde yoğun bir talep vardır/olacaktır.” Ağaca Bağırmak… Sayın Yılmaz, açıklamasında: “Solomon Adası yerlileri gibi ağacın yok olması için konuşursanız, oradan bir başarı beklenemez. Türk eğitim sistemi kötüye gitse ne kazanacaksınız?” diye sordu… Sayın Bakanın açıklamasında yer alan Solomon Adası Yerlileri’nin tekniği nedir? Solomon Adaları’nda yaşayan yerlilerin ağaç kesme yöntemi ile ilgili bir hikâye anlatılır: “Yerliler her bir ağacın içinde bir ruh taşıdığına inanıyorlarmış… Baltayla devrilmesinin zor olduğu düşündükleri bir ağacın karşısına hep birlikte dizilip hep bir ağızdan ağaca kötü sözler fısıldıyorlarmış.. Kötü fısıltıları ile bu ruhun ağacı terk etmesini bekliyorlarmış ve sonuçta haklı da çıkıyorlarmış. Bir süre sonra ağaç kurumaya yüz tutuyor, ardından da devriliyormuş…” Hikâye böyle! Ama hikâye ile ilgili kafamda iki soru var: Birincisi, ağacın içerisinde ruh varsa bu üfleyerek kovulabilir mi? İkincisi ise üflemeyle kaçan ruh veya devrilen ağaç bunu hak etmiyor mu? Ağacın içindeki kurt… Hikâyedeki gibi eğitim sistemimizin içinde ruh/lar var mı? Varsa muhtemelen aralarında kavga vardır… Eğitim sisteminin sorunlarının hiç bitmemesi bunu ister istemez düşündürüyor… İç kurdunun olduğu ise kesin! Eğitimimizin durumundan halkımız arasında kullanılan “şom ağızlı” sıfatına sahip kimseler mi sorumlu? Şom ağızlı sürekli kötü şeylerden söz eden ve sözlerinin uğursuzluk getireceğinden korkulan bir kimsedir. Bilimsel olarak ağacı üfürerek devirmek izah edilemez. Zaten üfürmeyle devrilen ağacın kökü/temeli sağlam değildir… Şom ağızlı denilmez ise LGS ile ilgili olarak iki laf etmek isterim: Başvuru oranlarının yüksek olması yeni sınav sisteminin beklentileri karşılayamayacağının ilk işareti kabul edilmelidir… Yine sınav soruları ve sınavda mazeret hakkı tanınmaması öğrenci ve velilerin endişelerini artırmaktadır… Halen 8. sınıfta bulunan öğrencilerin ve velilerinin durumu dikkate alınmalıdır… Nitelikli okullara başarılı öğrencilerin (Toplamın %10 kadarı) nasıl yerleştirileceğini tartışır iken, geriye kalan %90’nın (1 milyona yakın) kendi muhitindeki okullara yerleştirme sorunu karşımıza kısa süre sonra çıkacaktır… İkametlerine en yakın okula yerleştirilmelerde hangi muhitte hangi okul türüne ne kadar talep olduğu tahmini zordur. Okul türüne talep büyük ölçekli şehirlerde sorun teşkil edebilecektir. Bu okullarda kontenjan (arz diye okuyun) öğrenci talebinden az/fazla olabilir. Bu konuda tedbir alınması gerekir. Son söz: Ağacı; asıl kurutan içindeki kurttur, deviren ise rüzgâr değil köksüzlüğüdür.