Piyasalar

Eğitimde Mi Problem Var Yoksa Yönetimde Mi?

Punto:
Kısa bir süre önce Eğitim-Bir-Sen tarafından “Eğitim Yönetimi Liyakat ve Kariyer Sistemi” adlı bir rapor yayımlandı. Raporda eğitim yöneticiliğine dair seçme ve atama sistemini dünü, bugünü ve geleceği tartışılmakta… Raporda eğitimin amaçlarının gerçekleşmesi için okulun iyi örgütlenmesi ve iyi yönetilmesine bağlı olduğu düşüncesi ile “okulların iyi yönetilmesi liyakatli eğitim liderlerinin işbaşında olmasına bağlıdır” vurgusu yapılmaktadır. Ne kadar eğitim yöneticisi var? Ülkemizde 65 bin civarında bir okulun varlığı dikkate alındığında bir okulda en az bir müdür ve 1-2 müdür yardımcısı olduğu ile bakanlık teşkilatlarında yöneticiler dikkate alındığında tahminen 160-170 bin kadar eğitim yöneticisi vardır. Rapora göre herhangi bir istatistiğe yer verilmeden (Not: Raporda verilerin çok kullanılmamasını önemli bir eksiklik olarak görüyorum) Türkiye’nin millî eğitim sisteminde görev yapan personelin yaklaşık %10’unun eğitim yöneticisi olduğu belirtilmektedir… Ülkemizde 1 milyondan fazla öğretmenin var olduğu hatırlanmalıdır… Bu kadar yönetici ile eğitimin en fazla şikâyet edilen ve başarısız görülen konu olması bir şeylerin yanlış olduğunu göstermiyor mu? Dünyada eğitim yönetimde en iyi örnek… Raporda ABD ile ilgili tespitler şu şekilde: “ABD, eğitim yönetimi alanında en eski geçmişe ve en çok deneyime sahip ülke olarak kabul edilmektedir. ABD’nin eğitim sistemi, okul yöneticiliğini hizmet öncesi eğitim gerektiren profesyonel bir meslek olarak kabul etmektedir.” “ABD’de eğitim yöneticisinde kalite standartları yanında ‘yönetici seçimi’ önemsenen bir konudur: ABD’de eğitim kurumu yöneticisi seçim süreci; (1) ilan, (2) eleme ve (3) değerlendirme olmak üzere üç aşamadan oluşmaktadır.” Yöneticilik seçimi iş ilanı verilmesiyle başlar ve başarılı bir yöneticide olması gereken özellikler, açık ve net bir şekilde ortaya konularak dikkatli bir seçim yapılır. ABD’de eğitim kurumu yöneticisi olmak için aranan genel şartlar şunlardır: -Eğitim yönetimi alanında akredite edilmiş yüksek lisans derecesi, -Bir okul yöneticisi olarak çalışabilmeye imkân veren sertifika, -Beş yıllık okul yöneticiliği ya da denetim elemanlığı tecrübesi, -Öğretmenlik sertifikası, -Başarılı öğretmenlik deneyiminden oluşmaktadır. Öncelikle yüksek lisansa önem verilmesi dikkat çekici bir husustur: “Devlet okullarında okul yöneticisi olarak görev yapabilmek için eğitim yönetimi alanında yüksek lisans derecesi (doktoralı olanlarda var) gerekmektedir. Okul müdürü olabilmek için yüksek lisans derecesi almış olmak 1950’lerin ortalarında 26 eyalette zorunlu iken 1993’de bu sayı 45’e çıkmıştır.” Ya ülkemizde! Eğitim yönetiminde bu alanda yüksek lisan/doktora eğitimine önem verilmesi hala ihmal edilen bir husustur… Lisansüstü eğitim ve öğretmenlerimiz… Raporda dikkat çekilen bir diğer konuda öğretmenlerin lisansüstü eğitim durumudur: “Millî Eğitim Bakanlığı 2015-2019 Stratejik Planında, lisansüstü eğitimi tamamlayan personel oranının 2014 itibarıyla %7,5 olduğunu belirttikten sonra, 2019 hedefini %10 olarak belirlemiştir… Bu oran oldukça düşüktür. Öğretmenlerin lisansüstü konusunda teşvik edilmesi ve oranın yükseltilmesi gerekir… Peki diğer ülkelerde durumu nasıl? Raporda iki ülke ile bilgi şu şekildedir: “2008 OECD verilerine göre öğretmenlerde yüksek lisans oranı İspanya’da yüzde 78,8 ve İtalya’da yüzde 77,4’tür.” Bizde 2014’de %7,5 olduğuna dikkat edilmelidir… Eğitim yöneticisine dikkatimizi yoğunlaştırmakla birlikte şu tespit önemlidir: “Türkiye’de en etkili yönetici yetiştirme programının bile okullarımızı etkili ve verimli çalışan kurumlar hâline getirmesi olası değildir. Sorun, sistemin kendisindedir.” Daha önceki bazı yazılarım da eğitimde değişim/dönüşüme gereksinim olduğunu belirterek “müfredat” ve “eğitici kalitesine” dikkat çekmiştim (bk MİLAT 5 Ekim 2017)… Son söz: Uçak düzenli bakım, usta pilot ve doğru rotada güvenli uçuş yaparsa hedefine ulaşır...