Değerli dostlar siyasi yazı yazmak, açık eleştiri yapmak pek işime gelmez.
1968 yılından beri okumaya, düşünmeye çalışan, gençliğinde Yeniden Milli Mücadele Hareketi içinde yer alan şimdide Millet Partisine gönül vermiş birisi olarak son yaşananlara değinmeden geçemeyeceğim.
1968-1980 arasında meydana gelen öğrenci olayları, işçi grevleri ve siyasilerin koalisyon şeklinde hükümet kurmalarını gördüm, okudum ve yaşadım.
1982 sonrasında kurulan partilerin, Kenan Evren ve arkadaşlarının parti başkanlarını, bazı partileri ve milletvekili adaylarını veto edişini seyrettim.
Türkiye yeniden bir şekle sokuluyordu. İki buçuk partili bir düzen tasarlanmıştı. ANAP, MDP, HP idi.
Ancak 1987 seçimi ve sonrasında özelliklede 1991 yılındaki RP, MÇP, IDP’nin seçim ittifakı tüm dengeleri bozdu. Artık RP aktör haline gelmişti.
Müesses nizamı planlayanlar hiç böyle düşünmemişlerdi. Özellikle ilerleyen yıllar RP’nin iktidar olması, Hadep’in meclise girmesi, 28 Şubat Post modern darbesi işleri alt üst etti.
Bu kriz ortamında RP kapatılıp AKP’nin önü açılınca 2002 Kasım seçimlerinde tek başına AKP iktidar oldu.
Müesses nizamın kurucuları istediklerine ulaşmıştı. Güçlü bir iktidar, zayıf bir muhalefet tamda istedikleriydi.
Türk siyasal hayatını düzenleyen güçler AKP’ye olağan üstü destek verdiler. AKP girdiği tüm seçimleri kazandı. Hele Kılıçdaroğlunun başkanlığını yaptığı CHP döneminde tek kale top oynadılar.
AKP’nin çıkardığı kanunlara, Anayasa değişimlerine ve ekonomik düzenlemelere adeta seyirci kaldılar. Etkisiz eleman oldular.
İşte tam işler rayında girerken CHP İstanbul ve Ankara Büyükşehir belediye seçimlerini aldı.
CHP yurt genelinde birinci parti haline gelince bu AKP cephesini ciddi sora soktu.
Geçen her gün CHP’nin güçlendirdiğini, AKP’nin oy kaybına uğradığını gösteriyordu.
Bu durum 23 yılı dizayn eden güçlerin işine gelmedi. 19 Martta Türk Siyasal Hayatının değişmesine, yeniden düzenlenmesine kapı açtı.
İmamoğlu tutuklanırken CHP’ye kayyum atama ağır bastı.
CHP yönetimi hızlı bir çıkış yaparak bunun önünü kesti. Ancak kamuoyu yapılanları kabul etmedi. CHP’ye artan bir destek ortaya çıktı.
Şimdi iktidar 30 Haziranda yeni bir kozunu ortaya koymaya çalışacak ve girdiği tüm seçimleri kaybeden Kemal Kılıçtaroğlunu mahkeme kararıyla genel başkanlık koltuğuna getirecek.
İşte tamda burada dananın kuyruğu kopacak..
CHP kaynar kazanın içine atılacak, bölünmeler yaşayacak ve yüzde onlara kadar düşecek.
Böylece AKP aradığı fırsatı bulup erken seçime gidecek. Anayasayı değiştirecek.
Tüm bunlar yaşanırken ekonomi hercümerç olacak. Fakir daha fakir olacak. Ahlak dipleri görecek. Eğitim yerlerde sürünecek….
Bu gelişmeleri CHP’nin tutum ve davranış şekli belirleyecek ve kendilerine kurulan tuzakları parçalayıp demokrasi içinde iktidara yürüyecek veya param parça olurken geniş halk kitlelerine de hüsran, acı ve gözyaşı yaşatacaklar.
Ümit ve temennim Eylül'de mutlak Butlan olayı yaşanmaz ve Demokrasi kör toplada olsa işlemeye devam eder…

