Piyasalar

Cumhuriyet ve Modernleşme

Punto:
Geçen hafta “Osmanlı Modernleşmek istemedi mi” başlıklı bir yazı yazmıştım. Amerika’da 1856’da zararı belirlenen, sonra Avrupa ülkelerine sıçrayan ve oradan da Osmanlı topraklarına yayılan filoksera zararlısı ile mücadele konusunda çağdaşlarından (10-20 yıllık gecikme önemsenmez ise) çok geri olmadığı söylenebilir. Osmanlı Devleti 1886’ya kadar filokseranın varlığını resmen kabul etmemiştir. Bir sorunu görmemek çözüm değildir. Bir süre sonra daha büyük bir sorun olarak karşınıza çıkabilir. Bu böceğin zararının büyüklüğünü; Aydın vilayetinde 1885-1902 yılları arasında bağ alanlarının yaklaşık %70-75’i tamamen tahrip olduğu ifade edilirse daha iyi anlaşılacaktır. Peki, aynı konuda Cumhuriyet döneminde nasıl bir durum sergilenmiştir. Süreklilik… Dünyada 1890’larda bu zararlıya çözüm olarak aşılı fidan kullanımı geçerli yöntem olarak kabul edilmiştir. Bu tarihlerde Osmanlı topraklarında açılan Amerikan asma fidanlıklarının sayısı beşe ulaşmıştı. Filokseranın yarattığı tehlikenin ve Amerikan asma fidanlarına olan ihtiyacın Cumhuriyetin ilanından sonra da devam ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim Osmanlı yönetimi tarafından açılan fidanlıklar faaliyetlerine devam ederken, Ankara hükümeti 1933’e kadar Denizli, Çal, İzmit, Tekirdağ’da yeni fidanlıklar kurdu. Ayrıca, Lozan Antlaşması’nın yüzüncü maddesinin sekizinci fıkrası ile yeni yönetim, 1881 ve 1889 tarihli filokseraya karşı alınacak tedbirleri içeren uluslararası sözleşmelere katıldığını beyan etti. Bornovaki bağcıların sorununa çözüm bulmak için 1931 yılında Bornova’da Garbı Anadolu Bağcılık Enstitüsü kurulmuştu. Kim ne derse desin bu bilgilere göre Cumhuriyet dönemi birçok konuda olduğu gibi bu konu da Osmanlının devamı bir durumdadır. Elbette Cumhuriyet döneminde birçok sektör gibi tarımda da büyük atılım gerçekleştirilmiştir. En önemli gelişme makinalaşmada yaşanmıştır Traktör devrimi… Batıda 18. yy’da gerçekleştirilmeye başlanan sanayi devrimi tarım sektörünü derinden etkilemiştir. Bu dönemdeki gelişmeler dünyada modern tarımın temellerinin atılmasını sağlamıştır. Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 19’uncu yüzyılın sonlarında meydana gelen enerji devrimi de Türkiye tarımı üzerinde etkisi yavaş ve sınırlı olmuştur. Tarımda önemli devrimlerden biri traktörün kullanılmaya başlanmasıdır. İçten yanmalı motoru olan ilk traktör 1892 yılında ABD’de yapılmıştır. Traktöre takılan aletler ile toprak işleme ve birçok kültürel işlem insan gücüne daha az ihtiyaç duyarak yapılmaya başlanmıştır. Dünyada tarımda makine kullanımı ve tarımsal mekanizasyon alanındaki gelişmeler paralelinde ülkemizde de tarihsel süreçte gelişmeler görülmüştür. Bu amaçla ilk önlem olarak bir kısım makinelerin dışarıdan sağlanması öngörülmüştür. 1914’de Almanya’dan bazı enerji ve iş makineleri ithal edilmiştir. Türkiye’de ilk traktörün Adana Belediyesi tarafından 1907’de İngiltere’den satın alındığı belirtilmektedir. Türkiye’de 1914 yılında sadece 4 traktör vardı. Değişimin boyutunu anlamak için Türkiye’de 2019 yılındaki toplam traktör sayısının 1.36 milyon adet olduğunu söylemek yeterli olacaktır. Cumhuriyet döneminde Erken Cumhuriyet döneminde tarımda makinalaşma teşvik edilmiştir. Buna rağmen eski yöntemler modernleşme çabaları ile birlikte uygulanarak devam etmiştir. 1924’de Tarım Bakanlığı tarafından 221 adet traktör ithal edilerek üreticilere dağıtılmıştır. 1929 yılında çiftçiye pullu dağıtımı yapılmıştır. 1936’da Türkiye’de tarım makineleri ile ilgili ilk resmi sayımda saptanan traktör sayısı bin 308’dir. 1944’de Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye Zirai Donatım Kurumu (TZDK) kurulmuştur. 1949’da Marshall yardım programı ile tarım makineleri varlığı artmıştır. 1954’da Türk Traktör Fabrikası kurulmuştur. 1979’da ilk traktör ihracatı yapılmıştır. Cumhuriyet döneminde Osmanlı’da başlayan Modernleşme çabalarının başarılı bir şekilde sürdürüldüğünü söylemek mümkündür. Son söz: Çağın ruhunu yakalamak için değişmezseniz yok olabilirsiniz.