LAİKLİK ASLINDA:
Ulu TÜRKİSTAN’da ORGANİKLİK,
Roma’da NATURELLİK.
Batı’da Rönesans ile hayatımıza DİN ve DEVLET işlerinin ayrılması olarak yeniden şekillenerek giren LAİKLİĞİN, CHP yerine Ak Parti iktidarıyla güçlenmesinin sosyolojik temeli, -hep yazıp söylediğim gibi- son çeyrek yüzyılda, aslında Türkiye’de SOL’un LAİK, ancak SAĞ’ın ise özelikle siyasal dindar muhafazakâr kesimin LAİKÇİ olduğu gerçeğine dayanır.
Burada kısa bir açıklama yapalım:
LAİKÇİLİK, “dünyevileşme” ve daha çok “şatafat” ve “tüketime düşkün” yapısı ile daha sekülerdir.
Muhafazakâr siyasal yapılar ise, mahalli idarelerden başlamak suretiyle bütün örgütlenmelerde buna şahit oluyoruz ki her ilçenin belediyesine ve kaymakamlığına devasa binalar yapılmasının yanısıra, en son ANKARA’ya yine devasa bir SARAY yapmayı CHP eliyle asla başaramazdınız.
Türk inanç tarihinde, Tanrı’ya varış yolunun taşıyıcı kolonları TARİKATLARIN, yeni yüzyılda, DEVLETİN; SİYASET ELİYLE RANT ve MAKAM DAĞITMA ARACI olmasının İŞTAH kabartıcılığı ile Cemaatleşmesi işi, PARALEL DEVLET kurma hayallerine kadar taşınmıştır ki 15 Temmuz bu tezahürün bir sonucudur diye düşünüyorum.
Son iki “hafız” bakanın göreve getirilmesi ebetteki tesadüfü değildi. Bugün en çok hafız yetiştiren Süleymancılar diye bilinen yapıya operasyon ile kıran kırana geçen iktidar savaşının yakıcı ateşinden çıkan dumanlar tütmeye devam ederken, köklü yapısal dönüşümler de sis perdesinin arkasına gömülmeye devam etmektedir.
Bunu fark etmek ve hakkını vermek için biraz zaman gerekiyor.
Çerçeve Yasa ile Çözüm Süreci müesses nizamını yeniden İHYA ederken, seküler bir anlayış ile Ulus Devlet’in mimarisini, vatandaş-devlet ilişkilerini, temelden değiştirecek gibi görünüyor.
Ancak, “Gözünün önüne kibrit çöpünü koyup ormanı göremeyenler, maalesef bu işi sadece oy devşirme ya da kim kazanıyor üzerinden irdelemeye devam ediyor”.
Süleymancılar operasyonu da müesses nizamın en derin katlarını yeniden tanzim edecek bir potansiyel taşıyor.
Menzile hafızlık yolculuğu bir gün RUMİ akıl ile imam/hatip kavşağında buluşur mu bilemem ama,
KUYTULCULAR diye bilinen yapılanmanın başı Alparslan KUYTUL'un ortaya koyduğu başkaları için başkaldırı anlayışını, dindar kitlede demokrasinin olgunlaşması açısından en az AKP'nin laikliği kökleştirmesi kadar önemli diye düşünüyorum.
28 Şubat Süreci arkasından Din/Devlet ilişkilerini laiklik ekseninde yeniden tanzim eden derin bir dönüşüm süreci yaşamaktayız. İktidar, farklı bir aracı kullanarak ve farkında olmadan laik düzeni sarsılmaz müeyyidelere bağlıyor. Üstelik geri dönüşü olmayan bu köklü dönüşüm, “İslâmcı” etiketiyle siyasî yolculuğa başlayan bir parti ve kadro marifetiyle gerçekleşiyor.
CHP içeriden temizlenip, tortularını muarızlarına İHRAÇ ederken, Laiklik aslında bir asrı geçen resmi tarihinde bu aşamada AKP iktidarı ve Liderine ŞÜKRAN borçlanıyor.
Siyaset Sosyolojisi açısından AKP iktidarı, tarikatların ve cemaatlerin desteğine muhtaç iken Nur Cemaati’nden sonra Süleymancılar’ın tasfiyesi, kategorik olarak, cemaatlerin ve tarikatların hayat alanını daraltmaya devam etmekte; Ak Parti’yi besleyen bir kaynağı kurutmaktadır.
AKP iktidarı enerjisini, itibarını, halk nezdindeki sempatisini ve oy desteğini kaybederken, yenilenen CHP'ye “1946 ruhu” ile bezenmiş bir SİSTEM ile zengin bir miras bırakıyor..
Yazımın girişinde belirtiğim LAİKLİĞİN, kadim tarihteki yerini alacağı bir anlayış ile insanlık inanç anlayışında ve devlet hayatında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, MUASIR MEDENİYET ufkunda yerini alması dileğiyle….
Emrullah ÖNALAN / Palandöken/ERZURUM

