Piyasalar

Bir Siyaset Şahsiyeti Muhsin Yazıcıoğlu

Punto:
Şahsiyet, kişinin bireysel yeterlilik ve faydadan çıkıp topluma mal olması ve toplumsal bir fayda haline gelmiş olduğu haldir. Başlıkta da Rahmetli Muhsin YAZICIOĞLU için şahsiyet kelimemi belirttim çünkü; kendisi bireysellikten çıkıp gerek vatanı gerekse milleti için bir şahsiyet olmuş durumda idi. 1954 Aralığında Anadolu’nun bağrında dünyaya gelen Muhsin YAZICIOĞLU, daha lise yıllarında başlamıştı ülkesinin dertleri ile dertlenmeye. En büyük sevdası idi vatanı ve milleti, üniversite yıllarında da aynı şekilde devam etti tıpkı tüm hayatı boyunca devam edeceği gibi. Onu tam tanımayanlar sadece suçlama ile politika götürmeye çalıştılar, hiç alakası olmayan olaylar ile suikastlar ile suçlandı, en basit örneklerinden birisi de Madımak Hadisesidir Merhum Yazıcıoğlu’nun talimatı ile otelden kurtulanlar olmasına rağmen, o gün birilerini oyuna getirenler unutulup Muhsin Yazıcıoğlu’na suçlamalar atılmıştı. Darbe’nin en büyük acısını çekenlerden birisi ide kendisi idi zamanın da. En ağır şekilde işkenceler görüp, en kabul edilmeyecek cümleleri duymuştu, bir gün bile ceza almadan 7.5 yıl hapis yatmıştı. Orada da şahsiyetini ortaya koymuştu tabi, kendi tabiri ile “Ben Alnımı secdeye koyduğumda tüm dertlerim, acılarım geçiyor. Ama inanmayanların öyle bir alternatifi yok” diyerek. Hapisten çıktığında denilen tek şey suçunuz yok olmuştu, ya çektikleri, ya ömrünün 7.5 yılı bunların hesabını soran olmamıştı, çünkü vatanıma küsmem demişti Rahmetli, çıkar çıkmaz duramadı, kendisi gibi çıkamayan yada çıktığı halde hayatının idaresini sağlayamayan ülkücülere yardıma koşmaya başladı, ulaşabildiklerinin kendisine, ulaşamadıklarının ise ailelerine ulaşıp yardım etmeye başlamıştı. Tekrar siyasete döndüğünde 1993 yılında yolu Alparslan Türkeş ile ayrılmış kendi tabiri ile koparılmış ve Büyük Birlik Partisi’ni kurmuştu ve Kurucu Genel Başkan olarak vatanına, milletine yıllarca hizmet etti. Ta ki 2009 Mart ayına kadar. 25 Mart 2009 puslu gün, puslu gün diyorum çünkü Yaradan Mümin kullarının gününü kara etmez aydın olan günü kötülükler ile kişiler puslu hale getirirler. Bir telefon ile çoğu kişinin eyvah ettiği gün idi bu eyvahlar, içerisinde birçok pişmanlığı barındırıyordu aslında. Şimdiye kadar biz Muhsin Yazıcıoğlu’nu destekleyemedik, tanıyamadık, oy vermedik cümlelerine gebe idi. Çünkü o güne kadar gerek medya gerek kirli eller –artık nasıl adlandırırsanız- Merhumun televizyon ekranlarında görünmeyerek sildirilmeye çalışmıştı sadece 3 gün bile ekranda olması birden herkese tertemiz bir siyasetçimiz vardı aslında cümlesini uyandırmıştı. Hanfendi Muhsin YAZICIOĞLU ile beraber helikopterimiz düştü, bu cümle ile başlayan telefon görüşmesi tüm ülke genelinin odağı oldu 3 gün sürdü bir helikoptere ulaşmak koskoca 3 gün teknoloji bu kadar gelişmiş iken dakikalarca telefon görüşmesi yapılmış olduğu halde, 3 gün sürdü helikopterin yerini bulabilmek. Bugün 10. Yılına gelmesine rağmen maalesef ki, hala sonuçlandırılamadı yazımın sonlarına gelirken genelde yapılan şunlar düşürdü, bunlar parçaları söktü, bunlarında eli var demek yerine aklımda daim olarak bulunan soru işaretlerini sizlerle paylaşmak istedim sizlerin de aklında koca bir soru işareti olması mahiyetinde. - Muhsin Yazıcıoğlu’nun defalarca trafik kazası geçirmiş olması ve bunların suikast niteliğinde olaylar olması tesadüf müydü? - Kendisi dışında ailesinin de araç yolculuğu halinde sıkıştırılıp kazaya sebep olunması ve başka bir telefon ile de kaza yaptıran kişilerin çıkartılması için kendisinden yardım istenilmesi. - Merhumun gün o seçim yoğunluğuna sıkıştırılması ve seçim çalışmaları kimler tarafından planlandı? - Kendisinin de karşı çıkmasına rağmen helikopter kiralanması kimlerce ortaya atıldı? - İçerisinde GPS bulunan parçanın sökülmesi kimler tarafından organize edildi? - Telefon sinyalleri nasıl oldu da enkazın tam zıt köşesinden verildiği ortaya atıldı? - Defalarca birkaç saatlik mesafemiz kaldı denilen mesafe birkaç güne nasıl ve kimlerce uzatıldı? - Helikopterin düştüğünü duyan o mevkide oturan veya çalışan kişiler daha ilk saatlerde, tahminlerince gittikleri enkaz bölgesine yaklaşınca askeri kıyafetli kişilerce durdurulması ve yolu dolanıp tekrar gidince silah çekilerek uzaklaştıranlar kimdi? - Köylülerin telefonla helikopter burada demelerine ve haklı çıkmalarına rağmen telefon ihbarları neden dikkate alınmadı? - Çenesi kırık raporu verilen gazeteci İsmail Güneş konuşmaları tane tane seçilecek şekilde nasıl konuşabiliyordu? - Kazadan birkaç saat sonra Mehmet Avcı ve Pakize Yancı, Yüksel Yancı’nın telefonundan nasıl cevap aldılar? Üstelik Pakize Hanım’a size bilgi veremeyiz tekrar aramayın denilmişti. - Kayıtlarına ulaşılamayan radar görüntüleri nerede ve neden kayboldu bu kaybolan arada uçuş için havalanan 2 savaş uçağının istikameti hangi yönde idi? - Muhsin Yazıcıoğlu’nun naaşının helikopterin birkaç metre uzağında bulunması basit bir şey mi? - Sayın Önalan’ın da ifadesini verdiği Rahmetli Yazıcıoğlu’nun namaz kıldığı ve kendisi ile pazarlığa çalışıldığı video kimlerce çekildi? - Helikopterin yeri ulaşılamasa da doğru tespit edilmesi, içerisinde Kırıkkale il teşkilatından kişilerinde bulunduğu bazı partililerce sadece istikameti takip edilerek, hangi köylerden geçti ise o köyden sora sora sağlanıldığı halde son devrin teknolojisi kullanılarak nasıl ulaşılamadı? - Bu Suikast sadece FETÖ’cüler denilerek basitçe geçiştirilecek kadar basit bir olay mı? - Muhsin Yazıcıoğlu suikasti kaç yıl sonrasında ki olayların temelleri idi? VESSELAM… M.Lütfü YILDIZ