Piyasalar

Bastığın Yerleri Toprak Diyerek Geçme, Tanı!

Punto:
Osman Gazi'nin oğlu Orhan Gaziye; "Bre oğlum Orhan, bizim davamız, şan, şöhret, makam, mevki davası değil, İlahikelimatullahı yer yüzünde yayma davasıdır" Türklerin İslami kabulü ve İslam'ın sancaktarlığını yapmaya başladığı andan itibaren bu mefkure hiçbir zaman önemini yitirmemiş, tam aksine büyük bir heyecan ve şevkle büyüyerek devam etmiştir. Ülkeler fethedilmiş, krallara taç giydirip taç çıkartılmış ama bu ideallerden asla vaz geçilmemiştir. Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi dediğimizde bu ideali düşünür bu ideal uğruna milyonlarca insan şehitlik mertebesi için canını vermiş, Allahın rızasını kazmak için, "Gazi" olmuşlardır. Ama hiç bir zaman bu idealleri unutmamışlar ve bu idealler doğrultusunda yaşamışlardır. Peki uğruna canlar verilen kanlar akıtılan bu idealler bu gün ne durumda? Kazanılan zaferlerin hakkını veriyor muyuz? Yoksa hamese nutuklarla ecdadın kemiklerini mi sızlatıyoruz? Gerçekten zaferlerimizi coşkuyla mı kutlayalım? Yoksa utanarak kafamızı öne eğerek, "Uğrunda canınızı verdiğiniz kanınızı döktüğünüz değerlere sahip çıkamadık" diye ağıt mı yakalım? SİZCE? Sokaklara bakalım, çevremize şöyle bir göz gezdirelim, uyuşturucu, hırsızlık, fuhuş, kaçakçılık, cinsel tacizler, çocuk istismarları aklınıza ne gelirse hepsi ile karşılaşacaksınız. Avrupa'nın ne kadar pisliği varsa, bize enjekte ettikler, ne kadar ahlaksızlık, edepsizlik, hayasızlık, kin, öfke, nefret varsa hepsi bizde fazlası ile var. Çoğalarak da devam ediyor. Nerede kaldı komşusu aç iken tok yatan bizden değildir. Alan el veren elden üstündür. Bir insanı kurtaran bütün insanlığı kurtarmış, bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir. Nerede kul hakkı yememek için kılı kırk yaran, adalet yıkılırsa devlet yıkılır diyenler.. Dürüst olmak, yalan söylememek, verilen sözde durmak, arkadaşı için istemediğini kendisi için de istememek. nerede kaldı? Hani bilen, duyan, gören var mı? Adına özgürlük dediğimiz yaşam tarzımıza bakalım. " Herkesin tercihine saygılıyız" anlayışı ile ithal edilen her türlü cinsel sapma, cinsel eşitlik, LGBTİ ve kimin erkek kimin kadın olduğu belli olmayan bir toplum yapısı. Ve geçen yazımızda üstüne basa basa söyledik. Neme lazım be Sultanım... anlayışı bizi bu hallere getirdi. Şimdi dönüp tekrar bakalım. Gerçekten zaferlerimizi coşku ile mi kutlayalım? Kendimize soralım, "Ecdadın hangi mirasına sahip çıktık?" da göğsümüzü gere gerek coşku içinde zafer kutlayalım. Tek bir tanesini söyleyin! Kimse bana Cumhuriyetin değerlerinden bahsederek yanlışlarına kılıf aramasın! Benim için önemli olan bu toplumun değerlerinin muhafazası için ecdadın canını vermesi kanını dökmesi. Ve bu gün biz bu değerleri muhafaza edemedik. SORUMLUYUZ. MES'ULÜZ, KİMSE BUNDAN KAÇAMAZ. Hiç ama hiç kimse yapmış olduğu yanlışlara, hatalara, nemelazımcılığa mazeret aramasın, kılıf geçirmesin. Cumhuriyetin, demokrasinin, özgürlüklerin arkasına sığınıp ahkam kesmesin. Bırakın kozmopolitleşmiş insanımızı, muhafazakar kesim bile, "Özgürlük" adına hata üzerine hata yapmıyorlar mı? Kadının kocasına, kocanın kadınına ne saygısı ne sevgisi, ne sadakati ne de itaati kalmadı. Ağzımıza aldık özgürlük lafını çiğneyip duruyoruz. Hangimiz M. Akif’in uyarısını dikkate aldık mı? Ne diyor Üstad; Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı, Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı. SON SÖZ; FARKINDA MISINIZ BU CENNET VATANI YAVAŞ YAVAŞ DEĞİL HIZLI BİR ŞEKİLDE KAYBEDİYORUZ. İNSANIMIZ ZAFERLERİMİZİN RUHUNE UYGUN DEĞİL, BATININ RUHUNA UYGUN YAŞIYOR.!!!