Piyasalar

ABD ile S-400 Krizi

Punto:
26 Ocak 1699 Karlofça Antlaşması. Osmanlı'nın ilk toprak kaybı.  22 milyon KM kare toprağa sahip Cihan Devleti’nin hazin sonunun başlangıcı. İşte bu tarihten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Osmanlı gerileme dönemine girdi. Bu tarihten sonra Osmanlı'nın daha doğrusu İslam’ın düşmanları akbabalar gibi Devlet-i Aliye’ nin üzerine çullanmaya başladılar. Çünkü Osmanlı bütün İslam Dünyasını temsil ediyordu. İslam’ın tek umudu, tek kapısı idi.  Değil midir ki tarih zaten  ideolojiler kavgasıdır. Hak ile Batılın savaşı. O günden bu güne elimizde 783.000 km kare toprak kalmıştır. Yani daha fazla küçülecek ne durumumuz kaldı, ne de gidecek yerimiz! Her defasında küllerimizden yeniden doğduk, köklü bir devlete,  sarsılmaz bir imana sahip olduğumuzu gösterdik. Ali Paşa’nın deyimi ile, “İçte hainlerin, dış da kan emici vampirlerin saldırılarına rağmen” 22 milyon Km kareden, 783 bin km kareye küçülmemize rağmen düşmanın yüreğine saldığımız korku hala en haşmetli dönemimizde saldığımız korku kadar taze. Emperyal güçlerin her saldırılarında yeniden ayağa kalkmış, Osmanlı’nın o meşhur tokatını vurmuşuzdur. Günümüze geldiğimizde saldığımız o korku hala düşmanın yüreğinde tazeliğini koruyor. Koruyor ki, zerre-i miskal kadar güçlenmemizi istemiyorlar. Bunun içinde ellerindeki her gücü deniyorlar. Biliyorlar ki biz hiçbir  zaman dünyaya hak, adalet ve hukuku getirmekten vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz de. Kendisini cihanın tek hâkimi sanan ABD, “Ben ne istersem o olur” anlayışı ile dünya ülkelerine ayar vermeye devam ediyor. “Ben size hangi silahı hangi şartlarda verirsem siz ancak onu benim istediğim şekilde kullanabilirsiniz! Sizin her hangi bir yerden silah almanıza, üretmenize, bu konuda sanayileşmenize gerek yok.” (Silah, özellikle uçak sanayimizin hangi oyunlarla engellendiğini kimse unutmadı) ABD nin niyeti güçsüz kendine mahkûm bir Türkiye. İstediği zaman müdahale edebileceği bir ülke. Güya ABD stratejik ortağımız ama her türlü düşmanlığı yapmaktan geri durmuyor. Ama Türkiye bir türlü ABD nin istediği gibi bir ülke olmuyor. Gerek Ortadoğu’da gerekse dünyanın birçok yerinde politika uyuşmazlığı yaşıyoruz. Birçok konuda ters düşüyor,  zaman zaman ciddi gerginlikler yaşıyoruz. Ve hemen tabi ki gizli veya açık ambargo ve ekonomik baskı beraberinde geliyor. Elbette Türkiye, gerek çevresindeki ülkelerin Türkiye üzerindeki emellerini, gerekse tarihi düşmanlarının bakış açılarını biliyor ve görüyor. Bunun içinde en kısa zamanda güçlü bir Türkiye oluşması için gayret sarf ediyor. Bunun içinde Türkiye dünyanın en iyi savunma silahlarından biri olan S-400 almak zorunda. Türkiye’nin bu konudaki kararlılığı düşmanın yüreğindeki korkuyu bir kat daha artırıyor. Çünkü “Güçlü Bir Türkiye” Doğu Akdeniz’de kontrolü ele geçirir ve kuş uçurtmaz. Bu da Ortadoğu da bütün politika ve dengeleri alt üst eder. En güçlü söz sahibi yapar. Ayrıca Türkiye’nin Rusya’ya, Çin’e, Hindistan’a yakınlaşması ABD yi derinden etkilemekte, Türkiye’nin dostluğunu hiçbir zaman kaybetmek istememekte. Türkiye, doğuya açılan en önemli kapı. Bu kapının kapanması ne ABD nin ne de batının işine gelir. Ama diğer taraftan Türkiye’nin güçlenmesi hiç kimsenin işine gelmez. Bunun içinde ne en gelişmiş silahları veriyorlar ne de almamızı istiyorlar. Verseler bile her türlü kontrolü ellerinde tutuyorlar. (F-35, Patriot Füzeleri, S-400 vs.) Diğer taraftan ABD, NATO ülkelerinin silah ihtiyacını karşıladığı gibi savunma sanayilerini de kontrol altında tutuyor. Hiçbir NATO ülkesinin bir diğerine kötü örnek olmasını, kendi kontrolünden çıkmasını istemiyor. Gerek ABD, gerekse tarihi düşmanlarımızın ellerinde her zaman Türkiye’yi işgal edecek planları mevcut. Bu bazen sanal ortamda Türkiye’yi işgal ediyorlar, bazen de kendi yapmış oldukları tatbikatlarda. (ABD nin Nevada Çölünde yapmış olduğu tatbikat gibi.  Yine 15 Temmuz ABD destekli işgal hareketi olduğunu, Yunanistan’ın fırsat kolladığını, Kıbrıs Rum Kesiminde İngilizlerin sürekli hareket halinde olduklarını göz önünde bulunduracak olursak, Türkiye’nin acilen, hem de hemen ne yapması gerekiyorsa onu yapmalı. S-400 leri acilen envanterine koymalı. Bununla da kalmamalı, mutlaka en kısa zamanda teknoloji transferi yapmalı, kendi kendine yeter hale gelebilecek her türlü sanayii kurmalı.)  Güçlü bir Türkiye için 80 milyon tek yürek, tek ses, tek yumruk olmalı. Bu anlamda 19 Mayıs' ta liderlerin verdiği fotoğraf son derece önemli. Söz konusu vatan ise gerisi teferruat olmalı. Millî meselelerde asla çatlak ses çıkmamalı. Allah korusun bu ülke zaafa uğrarsa muhalefet dahi  edemeyeceğiniz kimseyi bulamazsınız. ABD’YE SON SÖZ; MAFYA VARİ YÖNTEMLERLE ÜLKEMİZE AYAR VERMEKTEN VAZ GEÇ! BUNUN İÇİNDE GEÇMİŞ VE YAKIN TARİHİMİZE ŞÖYLE BİR BAK. HİÇ BİZDE ESARETİ KABUL EDECEK  “GÖZ” VAR MI!? BEN SİZİ KORURUM DİYORSUN YA! PEKİ BİZİ SENDEN KİM KORUYACAK!?