Gündem
Kitap Bir Mürşittir
20.04.2018 13:28
Kitap Bir Mürşittir

Mürşit kavramının ıstılahı değil kelime manasını kastediyorum. İrşat eden, yol gösteren, doğruya yönlendiren, rehberlik yapan, kılavuz olan, güzele ulaştıran, hayrı tavsiye eden… Çoğaltabiliriz. Ama genel manası daima hakikate yönlendiren ve elinden tuttuğunu Hakka ulaştırmak için gayret edendir.

Böyle bir özellikte en donanımlı olan KİTAPTIR. Çünkü kitap İLİMDİR. İlim, had bilmek; had, kendin bilmek; kendin bilmek de yüce yaratanı bilmektir.

Bizleri şu dünya hayatında yaratana ulaştıracak en güzel mürşit işte bu güzellikte olan KİTAPTIR. İlmin mürekkep izlerini takip edebilen insan, had hududunu bilir taşkınlık ve sapkınlık yapmadan da menziline ulaşır. Menzil odur ki hakkı hak bilen şerre de dur diyebilen insanın, varacağı kurtuluş kapısıdır. Bu kapı hakkın kapısı hakikatin ta kendisidir. Böyle bir kapıya ram olana ve ulaşana ne mutlu.
Fert ve cemiyet olarak, kendisine intisap edeceğimiz mürşit evvela kitaptır. Çünkü kitabın sayfaları arasında bizlere hakikati fısıldayan ve bizleri eşrefi mahlûk makamında neticeye vardıran nimet, kalem gibi bir mücahidin gözyaşları olan mürekkeptir. Bu mürekkep ki hak nazarının tecelli ettiği membadır. Üzerine kasem edilen ehemmiyetli bir güçtür.

Tarih boyunca kitapların sayfaları arasında takip ettiğimiz mürekkep izleri bizleri fert, cemiyet, devlet ve millet olarak daima şerefli kılmıştır. Hakka sancaktar mazlum ve muhtaca mihmandar etmiştir. Hayra vesile, şerre mani etmiştir. Askeri, siyasi, idari, dini, içtimai ve ferdi manada bizleri daima doğruya ve adil olana ulaştırmıştır.

Dikkat edilirse tarih boyunca insanımız, medeniyet inşa etmede, dünya görüşü oluşturmada, ilmi ve fikri çalışmalarda, devlet ve millet olarak bir mefkûre tayin etmede, dünya üzerinde hangi sıfatlarla var olmak ve tanınmak istiyorsa… İşte bunu kitap gibi bir mürşidin ilahi esintilerinden beslenerek yapmaya çalışmıştır. Çünkü bütün bunlar kitaba bağlılıkla tam orantılıdır. Kitaptan beslenen daima hakikati bulmuştur. Hakkın muhatabı ve halifesi olmuştur. İlmi, fikri ve zihni açıdan bulanmadan yol alabilmiş, billur ve dupduru bir nimet olmuştur.
Bizleri şekillendiren ve var eden müeyyide de kitap gibi bir mürşidin rahle-i tedrisinde ruhumuzu doyuran ve olgunlaştıran öz manadır.Mana, Rabbi Rahmanın bizlere sunduğu Kur’an ve eşya üzerindeki ayetleridir. Bu ayetler ilim, irfan, kuvvet, muhabbet, uhuvvet ve hikmetin kana kana yudumladığı rahmet pınarıdır.

İşte bu rahmet pınarıdır ki bizleri hakikat nimetinden nasiplendirecek ve özümüzü şekillendirecek olanın ta kendisidir. Fakat bizler sadık kalırsak ve halkasına sımsıkı tutunabilirsek anca bu söylediğimiz mümkün olabilir.

Maziyi seyre daldığımız zaman göreceğiz ki bu rahmet pınarı bizleri dünya genelinde merhametin, adaletin ve mesuliyetin öznesi durumuna getirmiştir. Fani olandan baki olanın şuuruna vardırmıştır. Medeniyetler inşa ettirip insanlık adına ve hakkın rızasına da uygun güzel işler ve ameller sergiletmiştir. Bütün bunların nedeni, insanın ruhunu beslediği, yönlendirmesine muhtaç olduğu ayrıcahayra vesile şerre de mani olduğu için kitabın hakikat muştusuna sahip olmasıdır.

Fakat şu da bir gerçektir ki mazide görmekteyiz ki insanımız ne zaman kitabın rahmet esintilerine pencerelerini kapattı ve nefsin fısıltılarına kulak kabarttı işte o zaman kimliklerde, duruşlarda ve medeniyetimizde sarsıntılar ve çatırdamalar başladı. Anlaşılmayan homurtular, hoş gelmeyen söylentiler, neşe vermeyen gülüşler, samimi olmayan selamlar türedi. Sanat ve estetiğimiz bulandı; musiki ve mimarimiz sulandı. Tavrımız zayıfladı, sinir uçlarımız algılamaz oldu…

Asıl olanı kaybedip tali olan yollarda yönümüzü kaybeder olduk. Aracı amaç edinirken amaçları unutur olduk. Menzilimiz şaştı ufkumuz karardı. İlham gelmez olunca kalemlerimiz can verdi. Şairlerimizi hüzün yazarlarımızı gam sardı. Yazılar ağıt yakmaya, gözler ağlamaya başladı…

Bu nasıl bir hüsran ve bu neyin cezasıdır Rabbim? Neyi kaybettik ve neyi arıyoruz? Yıllardır sularımız neden boz bulanık akmakta? Havamız sisli moralimiz neden bozuk? Beynimi tırmalayan daha nice sorular üşüşmekte dilime…

Anladığım kadarıyla bizler kitaptan uzaklaştık. Kitabın samimiyetine sırt çevirip kitaptan koptuk. Vakur duruşunu anlayamayıp veya anlatamayıp mürekkep izlerini takip etmez olduk. Bu kutlu izleri bırakınca sahte izlerde ve menfaat kokan hiziplerde metal olarak bulduk kendimizi. Bu nasıl bir talihsizlik ve bu nasıl bir bahtsızlıktır. Böyle bir duruma duçar olmamızın temelinde baştan beri anlatmaya çalıştığımız kitabın rahmet pınarından, hakikate ulaştıran mürekkep izlerinden ve hikmet kapılarını aralayan ilahi soluklarından uzaklaşmış oluşumuzdur. Başka da bir neden aramamak ve bahaneler üretip meselenin anlaşılmasını zorlaştırmamak lazımdır derim.

Netice itibariyle diyeceğim şudur ki bizi biz yapan ruh ve etkenler şunlardır: Kitabın / kitapların izlerini takip etmek, mürekkep renklerinden nasiplenmek, gölgelerinde fikir üretmek, işaret ettikleri menzilde ufka ilerlemek ve mesul gördüğü davada halife olmaktır.
Ve şimdi yeniden fert ve cemiyet olarak kitaba sımsıkı sarılıp şahlanmanın zamanıdır.
  • 17:40

    Ülkemizdeki İntihar Vakaları

  • 18:34

    Enis Berberoğlu'nun Cezası Durduruldu

  • 18:17

    Hürkuş Göklerde

  • 16:15

    Çin'deki Nazi Kampları

  • 15:22

    Yeni Eğitim/Öğretim Döneminde Değişim Şart

  • 14:38

    Moldova Cumhurbaşkanına Yapılan Suikast Girişimi Mi?

  • 14:00

    Cübbeli Protez Kolu Öptü

  • 15:18

    Kara Leke 12 Eylül'ün Yıl Dönümü

  • 14:54

    Reyhanlı Saldırısının Faili Yakalandı

  • 14:43

    Varlık Fonu'nun Yönetimi Belli Oldu