Gündem
Edebiyatın Kudreti
30.04.2018 17:07
Edebiyat, “edep” kavramından türediği için gücünü de bu muhteviyatlı kavramdan alır diyebiliriz. Çünkü edep de nezaket, zarafet, rikkat, nefaset ve halavet vardır. Böyle bir donanıma sahip olan edep kavramının dili ve çağrıştırdığı mana elbette ki kuvvetli ve kudretli olur.

Doğrudan veya dolaylı yollardan edep ile mücehhez ve müzeyyen kılınan edebiyat; ahenk, unsur, üslup ve ölçü bakımından tamamen disiplin içerisindedir. Buna binaen de biliyoruz ki disiplinin hâkim olduğu alan başarıyı da berberinde getirir. Böyle bir bağlantı da başlığımızda dile getirdiğimiz iddiamızı en güzel şekilde açıklar niteliktedir.

Dile ve edebe hâkim bir edebiyatın hitabı, kulağa veya göze etkisinden çok davranışlara ve gönüllere sirayet eder. Kalpten kalbe köprüler inşa eder. Roman, hikâye, şiir, deneme, makale… Hangi türde olursa olsun bu iki özelliğe dikkat eden edebiyat, daima ihya ve inşa eder. Gönüllere inşirah, zihinlere fikir ve hislere ilham olur.

Bu derece yapıcı, onarıcı ve imar edici kudrete sahip olan edebiyatın, emrinde çalışan her bir müntesibine aşıladığı ruh muhakkak ki millidir, manevidir, ahlaki ve vicdanidir. Çünkü insanı olgunlaştıran abidevi yazılar, yazı içerisinde inci gibi den den dizilmiş kelam makamındaki sözcükler, sadırlara şifa olan en beliğ tebliğler ve satır aralarında ruhlarımızı ziyadesiyle meşk ettiren mürekkep kokuları edebe ve dile hâkim edebiyatın kudretinden başkası değildir.

Edebiyatta, mürekkep, kalem, bilek, gönül, fikir, ruh ve mana gibi müntesiplerin amaçladığı asırlar boyu soluğu devam edebilen hakkaniyetli bir iz bırakabilmektir. İşte bu iz, kendisini takip edenleri hakka, adalete ve merhamete ulaştıran membaın sadırlara şifa sunduğu tasavvurun ta kendisidir.

Sözünü ettiğimiz tasavvur beyandır. Beyan,Hakk olanın edebi bir dille izah edilmesi ve dile getirilmesidir. Edebiyatta bunu tafsilatıyla açıklayabilecek ve yorumlayabilecek güç ve kudret mevcuttur. Çünkü düşünce süzgeçlerinden, fikir harmanından ve kelam ehlinin kalemlerinden meydana gelen bu güç etkili bir araçtır.

Kanaatimce bu aracı en güzel şekilde ve en çok kullananlar, kelimelere estetik ruhu kazandıran şairlerdir. Çünkü şairler edebiyatı, her yönüyle harmanlayan sanat üstatlarıdır. Dili, edebi, kelamı, üslup ve usulü en uyumlu şekilde kullanan söz ustalarıdır. Lafügüzaf değil kelam eden dolu insanlardır. İşte bu yüzdendir ki şiirde muhatabı etkileme gücü vardır. Çünkü şiir hikmet dilidir. Tam da bu bağlamda Hazreti Peygamber efendimizin: “Şiirde hikmet vardır” hadisi şerifi hatırdan çıkmamalıdır.

Fesahat ve belagatin mutfağı olan edebiyat, eğer ki mutfağından tamamlanmadan servis edilirse, mürekkep izlerinde bir buhran ve sisli bir hava meydana gelir. Bu durum da nihayetinde elinden tuttuğunu menziline ulaştıramaz. Böyle bir duruma sebebiyet vermemek için eli kalem tutan her bir edibin dikkat etmesi gereken bir vazife de mutfağında tamamlanmayan fesahat ve belagatin servis edilmesinde acele edilmemesidir.

Gönülleri fetheden en etkili ve en ikna edici araç edebiyattır. O edebiyat ki insan fıtratına en uygun hitabı kendisinde meydana getirendir. Sayfaları arasında dolaşmak ve satır aralarında nefeslenmek isteyen her bir ferdi kendisine özel muhatap kabul eden edebiyat, bu özelliğini deruni manaya sahip olmasından almaktadır.

Nabza göre şerbet vermesini de bilen edebiyat, bu zenginliğini de sahip olduğu şubelerine borçludur. Roman, hikâye, deneme, makale, şiir… Gibi şubelerinden duru ve berrak bir ruh ve şuur fısıldadığı için muhatabında fikir ve tefekkür filizlerinin yeşermesini sağlamada bir etkendir. Bu, haliyle fikirlerin beslenmesinde de dualı ve ilhamlı bir gıdadır.

Netice itibariyle tam da günümüz dünyasında muhatabımıza hitap edeceğimiz araç edebiyat olmalıdır.Kirletilen siyaseti, buhran halini alan dimağları, bunalmış olan cemiyetimizi… Sühulete, sükûnete ve huzura erdirecek olan yegâne hitap ediplerin sözcülüğünü yaptığı edebiyat kürsüdür. Bu kürsü ki uğultu halini alan sesleri bir ahenk eşliğinde şiir okur gibi disipline edecek olandır. Amaçsız ve gayesiz güruhları bir dava etrafında kenetleyecek olan ruhtur. Milli, manevi, ahlaki ve vicdani değerler etrafında feraset ve basiret gücü verecek olan şuurdur.

Güç ve kudretini inkişaf ettirmiş bir edebiyat, fert ve cemiyet hayatımıza yön vermede ve meşale olmada en sadık beyandır. İnsani değerlerle bezenmiş edebiyat şubeleri, savaşları nihayetlendirecek, küskünleri barıştıracak, kavgaları sonlandıracak; hasretleri dile getirecek, sevdaları şiirleştirecek, özlemleri romanlaştıracak… Kuvvete, kudrete, birikime ve tecrübeye şüphesiz ki sahiptirler.

Öyleyse bunalan, sıkılan, daralan, hafakanlara maruz kalan her kim varsa onları edebiyatın serinletici, sevdirici, sevindirici, eğitici, neşelendirici, müjdeleyici, ferahlatıcı ve rahatlatıcı havasında nasiplenmeye davet ediyorum.

Edebiyat, sofrasında cennet nimetlerine benzer her türlü nimetin olduğu bir zenginlik ve cömertlikle muhataplarını ağırlamada daima mütevazı davranmıştır. Yeter ki kapısını çalıp geldim denilsin…

Derim ki geç kalmayalım…

29.04.2018
  • 18:34

    Enis Berberoğlu'nun Cezası Durduruldu

  • 18:17

    Hürkuş Göklerde

  • 16:15

    Çin'deki Nazi Kampları

  • 15:22

    Yeni Eğitim/Öğretim Döneminde Değişim Şart

  • 14:38

    Moldova Cumhurbaşkanına Yapılan Suikast Girişimi Mi?

  • 14:00

    Cübbeli Protez Kolu Öptü

  • 15:18

    Kara Leke 12 Eylül'ün Yıl Dönümü

  • 14:54

    Reyhanlı Saldırısının Faili Yakalandı

  • 14:43

    Varlık Fonu'nun Yönetimi Belli Oldu

  • 16:35

    Milli Eğitim Bakanından Ezber Bozan Çağrı