Gündem
Afrin Harekatının Değerlendirilmesi
02.02.2018 10:10
Afrin Harekatının Değerlendirilmesi


1. Genel Durum

Bilindiği gibi Türkiye 2016 yılında düzenlediği Fırat Kalkanı Harekatı ile, Suriye topraklarında 2 bin kilometrekarelik bir alanı IŞİD’den temizleyerek; TSK korumasında Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)denetimine vermiştir. Bu alan, Azez-Cerablus bölgesini de içeren bir alandır.
Bu harekat ile, sadece İŞİD tehdidi ortadan kaldırılmamış, aynı zamanda da Afrin ile Kobani arasında bir tampon bölge oluşturularak, Suriye’nin kuzeyi ve Türkiye’nin güney sınırı boyunca uzanacak bir kürt koridoru açılması da önlenmiş oldu.
Aynı zamanda Türkiye, Mayıs 2017’de Rusya ve İran ile Astana sürecinde anlaşarak, İdlib’i çatışmasızlık bölgelerinden biri haline getirmiş ve Ekim 2017’den itibaren de gözlem noktaları oluşturmaya başlamıştır. Bu noktalar Türkiye’ye aynı zamanda Afrin’in güneyinde de bir askeri varlık bulundurma imkanı sağlamıştır.
Yapılan Fırat kalkanı harekatı, her ne kadar kürt koridorunu önlemiş olsa da, tehlikeyi geçirmemiş idi. Burada en dikkat çekici bölge Afrin idi. Çünkü örgüt burada çok güçlü idi. Oluşacak koridora Türkiye’nin müdahale etmesini önleyecek veya azaltacak kapasiteye sahip imkana sahiplerdi. Bunu değerlendiren Türkiye Afrin tehlikesini bertaraf etmek için böyle bir harekata başlamış durumdadır.
20 Ocak 2018 tarihinde başlayan harekat bu güne kadar başarı ile sürdürülmüştür.
Afrin, 2012 yılında Esad güçleri tarafından çatışma yaşanmadan YPG’ye teslim edilmiş bir şehirdir. 2013 yılında ise Kanton ilan edilmiş ve 2014 yılından itibaren Kandil’den gelen PKK’lı teröristler tarafından yönetilmeye başlanmıştır. Bu olaydan sonra şehrin demografik yapısı değiştirilmeye başlanmış, kürt muhalifler ortadan kaldırılmış ve kürt olmayan halk ise göçe zorlanmıştır.
Zeytin tarımının ve sanayisinin gelişmiş olması, şehrin ekonomik hayatının gelişmesinde önemli etken olmuştur. Bu durum da örgütün rahat hareket etmesini, beslenmesini ve para kaynağının varlığını artırmıştır.
Özellikle Amanos Dağlarına giden stratejik yaklaşma istikametlerine sahip olması ve etrafının yüksek tepeler ile çevrili olması, PKK’nin burada etkin olmasını sağlamıştır. Tahminen üç eğitim kampı bulunmakta ve örgüt üyelerine, taktik, silah, araç ve bomba eğitimi verilmektedir. Yetişen teröristler ise Amanoslar üzerinden Türkiye içerisine girmektedirler.
Gelinen noktada, Suriye topraklarının ¼’ü ve Türkiye-Suriye sınırının %65’i PKK/YPG’nin kontrolü altına girmiştir. Hal böyle olunca da Afrin harekatı kaçınılmaz hale gelmiştir.
Harekata katılan kuvvetlerin güç mukayesesini yapacak olursak;

a. Türk Silahlı Kuvvetleri
Türkiye müşterek harekât çerçevesinde (Tank-Piyade-Komando- Özel kuvvetler işbirliği) bölgede operasyona başlamıştır. Hava- Kara Harekâtı işbirliği de etkin olarak kullanılmaktadır. Tüm milli güç unsurları devrededir.
b. PKK/YPG
PKK/PYD’ninAfrin bölgesinde 8-10 bin civarında kuvveti olduğu değerlendiriliyor.
Silah olarak ise; ABD, Rusya ve Esad tarafından gönderilen, Javalin Anti-Tank sistemeleri, ısı güdümlü roketler, çok namlulu roket rampaları, M-16 P.Tf., Kaleşnikof, Kanas, Docka, çeşitli çapta havanlar, RPG-7 Tanksavar roketi ve az sayıda Tank ile teşkilatlanmıştır. Ayrıca ABD tarafında hava savunma füze sistemlerinin de verildiği bilinmektedir.
c. İki Tarafın Kuvvetlerinin Mukayesesi
Afrin Operasyonuna katılan kuvvetler mukayese edildiğinde, Türkiye tüm milli güç ve askeri güç unsurları ile bölgede olduğundan bariz bir üstünlüğe sahiptir. Dolayısıyla ABD devreye girmediği sürece kuvvetlerin mukayesesine gerek yoktur. Çünkü karşıda ciddiye alınacak bir güç yoktur.
d. Harekatın Hukuki Dayanakları:
- Türkiye’nin uluslararası hukuktan kaynaklanan hakları
-Birleşmiş Milletler Güvenlik konseyinin terör ile mücadeleye yönelik kararları
- Birleşmiş Milletler sözleşmesi 51. Md.de yer alan meşru müdafaa hakkı
( Madde 51: Bu Antlaşmanın hiçbir hükmü, Birleşmiş Milletler üyelerinden birinin silahlı bir saldırıya hedef olması halinde, Güvenlik Konseyi uluslararası barış ve güvenliğin korunması için gerekli önlemleri alıncaya dek, bu üyenin doğal olan bireysel ya da ortak meşru savunma hakkına halel getirmez. Üyelerin bu meşru savunma hakkını kullanırken aldıkları önlemler hemen Güvenlik Konseyine bildirilir ve Konseyin işbu Antlaşma gereğince uluslararası barış ve güvenliğin korunması ya da yeniden kurulması için gerekli göreceği biçimde her an hareket etme yetki ve görevini hiçbir biçimde etkilemez.)


2. Afrin’in Coğrafi Açıdan Değerlendirilmesi

Afrin, Suriye’nin kuzeyinde, Hatay ile Kilis ilimize komşu bir yerleşim birimidir. Türkiye sınırları içerisine bir hançer gibi giriş yapan sınır yapısı ile, Hatay ve Kilis ilimizi tehdit etmektedir. Osmanlı döneminde Kilis’e bağlı bir kasaba idi.
Normal nüfusunun 50 bin civarında olduğu fakat iç savaştan kaynaklanan göç hareketi ile zaman zaman 750 bine yaklaşan bir nüfusu barındırdığı tahmin edilmektedir.
Afrin, ismini aldığı Afrin çayı tarafından ikiye bölünmüş halde konuşlanmış bir şehirdir. Batı kesimi Tavil tepesinin batı alanına kurulmuştur. Doğu kanadı ise, Afrin çayı vadisine doğru uzanmaktadır. Kısacası ilçe bir vadi içerisindedir.
Afrin’in ele geçirilebilmesi için öncelikli olarak kendisini çevreleyen Tepelerin ele geçirilmesi gerekmektedir. Tavil Tepesi ve 460 m. yüksekliği bulunan Kara Tepe, Afrin’in savunulmasında esas savunma hattını teşkil etmektedirler. Dolayısıyla, öncelikli olarak bu tepelerin ele geçirilmesi gerekmektedir. Yoksa Afrin çayı vadisinden şehre girmek zor olacaktır.
Doğusunda Arap çoğunluğun yaşadığı fakat PKK/YPG tarafından ele geçirilip boşaltılmaya çalışılan Tel-Rıfat ve muhaliflerin kontrolünde olan Azez yer almaktadır. Güneyinde ise, yine muhaliflerin hakimiyetindeki İdlib yer almaktadır. Güneydoğu ucunda ise Esad güçleri ile komşu halindedir.
Afrin’e ulaşmak için en önemli savunma hattı Burseya dağı ise TSK ve ÖSO tarafından 28 Ocak’ta ele geçirilmiştir. Burseya Dağı, Hem Afrin yolunu kontrol etmesi ve hem de Kilis ve Azez’i ateş altına alabilecek mesafede olması nedeniyle çok önemli bir arazi kesimi idi.


3. Afrin Harekatının Sebepleri:

a. Kürtlerin Afrin ve Afrin özelinde bölge genelinde etkin bir güç konumuna gelmesini önlemek,
b. Kürtlerin Suriye’de bağımsız veya federatif bir yönetim kurmasına engel olmak,
c. ABD’nin kuracağını açıkladığı 30 bin kişilik sınır muhafız ordusunun kurulmasına tepki göstermek ve kuruluşunu engellemek,
d. Bu bölgenin PKK/PYD’den temizlenmesi ile, güney sınırımızda yaklaşık 10 bin kilometre karelik bir alan Türkiye nüfusu altında olacağından, Türkiye’nin güvenliği uzaktan sağlanmış olacak.
e. Sınır hattımız boyunca çeşitli terör gruplarının yaşamasına engel olmak.
f. İsrail’e sınır komşusu olma ihtimalini engellemek,
g. ABD’nin bölgeye yerleşmesine engel olmak. Çünkü o bölgeden bizi rahatsız etmeye devam edeceği kesin!
h. Bu bölge ile Fırat Kalkanı harekatında ele geçirilen bölgeler birleştirildiğinde, Doğu Akdeniz’e ulaşmayı hedefleyen Kürt Koridoru engellenmiş olacaktır. Aynı zamanda, Misak-ı Milli sınırları içinde olan bölgelerin de kontrolü sağlanmış olacaktır.


4. Afrin Harekatının Öncelikli ve Stratejik Hedefleri

a. Türkiye kararlılık göstererek, bölgede düşünülen değişik oluşumlara müsaade etmeyeceğini ortaya koymuştur.
b. Terör örgütünün yıllardır yapmış olduğu hazırlıkları, mevzileri ve koruganları ortadan kaldırarak, bir daha başkaldırmalarını önlemek önemli bir hedeftir.
c. Örgütün, sivil halkı TSK ve ÖSO’ya karşı bir kalkan olarak kullanmasını önlemek.
d. Kritik önem arz eden arazi kesimlerini ele geçirerek, teröristleri meskun mahallerde muharebe riski göz önüne alınarak, şehirlere sıkıştırmak ve burada teker teker imha etmek.
e. Meskun mahallerde muharebe zor bir muharebe şeklidir. Bu muharebelerde sivil halkın en az zarar görmesi önemlidir. Örgüt muhtemelen bunu kullanarak Türkiye’yi dünya kamuoyu nazarında zor durumda bırakmaya çalışacaktır. İşte bu gibi ve canlı bomba, tuzak, tünel gibi risklere karşı teröristleri teker teker imha etmek.
f. Sivil halkı TSK ve ÖSO’nun yanına çekerek, harekatın hızlanmasını sağlamak,
g. Afrin bölgesindeki PKK/YPG varlığını ortadan kaldırarak, sınır güvenliğini sağlamış olmak,
h. Bölgeyi ele geçirmeyi müteakip ÖSO güçlerine devrederek, sığınmacıların geri dönmesini hızlandırmak,
ı. PKK/YPG’yi Fırat’ın batısında bitirerek topraksız kalmalarını sağlamak ve dolayısıyla yaşam destek umutlarını bitirmek,
j. Kürt koridoru hayalini tamamen ortadan kaldırmak,
k. İsrail’in bölgede kendine müzahir bir devlet oluşturma amacını ortadan kaldırarak, orta doğuda yanlız kalmasını sağlamak,
l. ABD’nin Büyük Orta Doğu projesini bitirerek, İslam ülkelerinin emniyetini ve bekasını sağlamak,


5. Afrin Harekatı Sonrası Hareket Tarzları

a. Afrin Harekatının başarı ile sonuçlanması Türkiye’nin elini güçlendirecektir. Dolayısıyla, sınır hattı boyunca ve Münbiç şehrinde mevcut PKK/YPG varlığını ortadan kaldıracak müteakip harekat için ABD üzerindeki Türkiye baskısı hissedilir derecede artacaktır. Ve özellikle 900 km.lik sınır hattı boyunca operasyonlara başlanacağı muhtemeldir.
b. Afrin harekatında elde edilecek başarı, yani Fırat batısındaki Türk askeri varlığı ve tahkimatı, Fırat’ın doğusunda mevcut PKK ve ABD’ye baskı oluşturmak için hem askeri hem de politik düzeyde kullanılacak önemli bir enstrümandır. Bunu kullanarak harekatlarına devam edecek Türkiye ise, önemli başarılara ve stratejik hedeflere el atacak durumdadır. Bu anlamda, kürt koridorunu parçalamak için, Suriye-Irak sınır hattında derinlemesine bir bölge tampon bölge olarak tesis edilmeli ve bu bölgeye ÖSO kuvvetleri ile TSK yerleştirilmelidir.
c. Daha güneyden Rakka üzerinden açılacak bir koridora engel olmak için de, gerekirse Esad güçleri ile anlaşılarak, Rakka doğu-batı istikametinde de tampon bölgeler oluşturulmalıdır. Bu şekilde de Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanacağı Esad güçlerine anlatılmalıdır.
d. Türkiye’nin askeri başarısı taktiksel ve operasyonel olarak sorunsuz sürdüğü sürece ABD ile bir şekilde karşılaşmak kaçınılmaz olacaktır. Bu durumda ya ABD geri adım atacak, ya da Türkiye’yi kaybetme pahasına da olsa, sıcak çatışmaya girecektir. Böyle bir durumda ABD YPG mi, Türkiye mi tercihinde kalacaktır. Tabi karar onların.
e. ABD ile çatışma riskine karşılık Türkiye Rusya, İran ve Çin’den güvenceler almalı hatta, çeşitli askeri organizasyonlara girmelidir.

6. Sonuç
Afrin harekatı yapılması elzem olan bir harekat idi. Önemli olan harekat sonrası atılacak adımları ve ulaşılacak hedefleri çok iyi belirleyip uygulamaktır. Harekat Afrin ile sınırlı kalırsa, önemli bir kazanç elde edilemeyecektir. Derinlikte ve genişlikte harekatlara devam ederek, ülke sınırları güvence altına alınmalıdır. Özellikle Rakka-İdlib koridoru önem arz eden bir koridordur, çünkü düşmanın müteakip amacı bu hat üzerinde bir kürt koridoru oluşturmaktır. Bunu önlemek için, mahdut hedefli de olsa taarruzlara devam etmek gerekmektedir.
Ayrıca oluşturulacak geniş güvenli bölgeler ülkemize sığınan Suriyelileri geri dönmek için teşvik edeceğinden, ülke ekonomisi de derin bir nefes alacaktır.
ABD’nin bölgede gerçekleştirmeye çalıştığı belli amaçları var tabi ki. Bunlardan en önemlisi enerji yataklarını ele geçirmek ve işletmektir. Bunun özelinde ise, kendisine ekonomik, askeri ve siyasi rakip gördüğü Çin’in enerji kaynaklarına ulaşmasına engel olmaktır. Diğer bir amacı ise İsrail’in güvenliğini sağlamak olsa da, bu amaçlarına Türkiye engel olmuş durumdadır. Bu engellemelerden birincisi, Barzani’nin referandum yapamaması ve ikincisi de, Fırat Kalkanı harekatıdır. Çünkü kürt koridoru açılamamıştır. Bunlardan kaynaklanan bir kuyruk acısı olan ABD’nin gelecek günlerdeki tutum ve davranışlarına dikkat etmek gerekmektedir. Çatışma riski daima göz önünde bulundurularak, hem dünya kamuoyu üzerinde etkinlik kurulmalı, hem de sahada kuvvetli bulunulmalıdır.
Türkiye, sınırlarını ve geleceğini güvence altına almak için gerekirse Suriye ve Irak’ın misak-ı milli sınırları içinde kalan bölgelerini ele geçirmek için her an hazır olmalıdır. Çünkü bu bölgelerden her daim Türkiye’ye tehditler geleceği artık açıktır ve buna yönelik uygulanabilir planlamalar hazır olmalıdır. Bu bir toprak işgali değildir veya yayılmacı ve sömürgeci devlet modeli değildir. Onu ABD yapıyor ve bize de sakın yapmayın diyor ama, bizim onların topraklarına zaten ihtiyacımız yok. Bu toprak kazanımını sadece ülkenin bekası ve güvenliği için tedbir almak olarak niteleyebiliriz.
Şu an yapılan harekatta Rusya sessiz kalmış gibi duruyor ama, her an Rusya ve İran’ın da çıkarlar doğrultusunda, Suriye topraklarındaki hareket serbestimize karşı çıkacaklarını da göz ardı etmemeliyiz. Çünkü o topraklar çoklu devletlerin çıkarlarının olduğu topraklardır ve güçlü olan da kazanacaktır tabi. Dolayısıyla şu anki lehimize olan olumlu konjonktürden yararlanarak, süratle Suriye sınırını emniyete alacak taarruzlara devam etmeliyiz.

Mevcut durumda sadece PKK/YPG’li teröristlerin bulunduğu Afrin’e, özellikle ABD, Esad ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG)’nin her an takviye yapabileceği düşünülerek, harekat hızlandırılmalı ve tespit edilen hedefler bir an önce ele geçirilerek harekat nihai hedefine gecikmeden ulaştırılmalıdır.
  • 17:07

    TRT'nin Adaylara Ayırdığı Süreler

  • 16:58

    Tayyip Erdoğan, Muhsin Yazıcıoğlu'nu Mitingde Yad Etti

  • 16:50

    Seçim Gününe Ramak Kala Kandil'e Operasyon

  • 12:50

    Şehidimiz Var

  • 16:01

    Fenerbahçe'de Yeni Dönem

  • 16:36

    UYAFA Başkanından "Türk Parası Üzerinden Transfer" Açıklaması

  • 17:10

    İstanbul'un Fethinin 565. Yıl Dönümü

  • 16:32

    Muharrem İnce'nin Ziyaret Ettiği Dekan Görevden Alındı

  • 15:58

    Milli Vicdan Oluşumu Kurucu Emrullah Önalan'dan Demokrasi ve Adalet Üzerine Çarpıcı Tespitler

  • 16:26

    Piyasa Uçuyor!